Ana içeriğe geç
Sözlük

giymek ile cümle

giymek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Jediné, čo som chcela urobiť, bolo obuť si bežecké topánky a vybehnúť z dverí.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Jedyne na co miałam ochotę, to włożyć buty i wybiec na zewnątrz.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.제가 하고싶었던 것은 런닝화를 신고 밖으로 뛰쳐나가는 거였어요.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Lo que quería hacer era ponerme mis zapatillas y salir corriendo por la puerta.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Nem akartam semmi mást, csak felvenni a futócipőmet, és kirohanni az ajtón.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Saya hanya ingin mengambil sepatu olahraga saya dan berlari keluar.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Tất cả những gì tôi muốn làm là xỏ đôi giày chạy bộ vào và chạy ra khỏi cánh cửa kia.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Tot ce vroiam era să-mi pun pantofii de sport și să fug pe ușă.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Tout ce que je voulais, c"était mettre mes baskets et aller courir.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Tudo o que queria era calçar as sapatilhas e correr porta fora.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Tutto quello che volevo fare era mettere le mie scarpe da corsa e correre fuori dalla porta.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Vše, co jsem chtěla, bylo nasadit si své běžecké boty a vyběhnout ze dveří.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Το μόνο που ήθελα ήταν να βάλω τα αθλητικά μου και να βγω έξω τρέχοντας.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Всё, что мне было нужно тогда — надеть кроссовки и выбежать на улицу.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.Всичко, което исках да правя, беше да си обуя маратонките и да избягам навън.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.كل ما أردت فعله هو أن أرتدي حذائي الرياضي والجري خارجا.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.A mi abuela le gustaban las medias holgadas.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.A minha avó disse que queria vestir estas meias.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.Babica je želela nositi ohlapne nogavice.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.Bunica a spus că vroia să poarte aceste şosete.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.La nonna diceva che voleva indossare le calze larghe.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.Ma grand-mère a dit qu'elle voulait porter d'amples chaussettes.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.Mijn grootmoeder zei dat ze sokken wilde dragen.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.Η γιαγιά έλεγε ότι ήθελε να φορά χαλαρές κάλτσες.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.Бабушка сказала, что хотела быть в свободных носках.
Büyükannem öldüğünde bol çorap giymek istediğini söylemişti.قالت لي جدتي أنها ترغب بارتداء الجوارب الواسعة
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Daca nu vrei sa porti nimic de aici, atunci du-te gol!
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Jeśli nie zamierzasz ich założyć, to wyjdź nago!
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Jika kamu tidak mau memakainya diruangan ini maka pergilah keluar telanjang!
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Se non hai intenzione di vestirti con i vestiti di questa stanza, allora vai nudo!
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Si tu ne portes les habits qui se trouvent dans cette pièce, tu n'as qu'à sortir nu !
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Wenn du keine der Klamotten in diesem Raum <br />anziehen wirst, dann geh einfach nackt nach draußen!
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Αν πρόκειται να μην φορέσεις τα ρούχα που είναι σε αυτό εδώ το δωμάτιο, τότε βγες έξω γυμνός!
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!Если ты не оденешь ничего из того, что есть в этой комнате, то пойдешь раздетым!
Eğer buradaki kıyafetlerin hiçbirisini giymek istemiyorsan, o zaman sahneye çıplak çık!ادا لم ترد ارتداء اي من هده الملابس هنا ادن فقط اخرج عاري
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "A menyasszony adott nekem egy szuverén, és én értem viselni, hogy az én óralánca emlékére alkalmából. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Bruden gav mig en suveræn, og jeg mener at bære det på min vagt-kæde til minde om lejligheden. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Bruden gav mig en suverän, och jag menar att bära det på min klockkedjan till minne av tillfället. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "신부가 내게 주권를줬고, 내 말은 기억에 내 시계 체인에 그것을 착용 기회. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Mireasa mi-a dat un suveran, şi vreau să spun să-l poarte pe meu ceas-lant în memoria de ocazie. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Morsian antoi minulle suvereeni, ja tarkoitan käyttää sitä minun katsella-ketju muistoksi yhteydessä. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Nevesta mi je dal suvereno, in mislim ga nositi na uro verige v spomin priložnost. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Nevěsta mi panovníka, a tím myslím nosit to na moje hodinky-řetězce v paměti příležitosti. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Nevesta mi panovníka, a tým myslím nosiť to na moje hodinky-reťazca v pamäti príležitosti. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Panna młoda dał mi suwerenne, a mam na myśli nosić go na mojej łańcucha w pamięci z okazji ".
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Η νύφη μου έδωσε ένα κυρίαρχο, και εννοώ να το φορέσει στο ρολόι αλυσίδα μου στη μνήμη του την ευκαιρία. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Булката ми даде една суверенна, и искам да кажа да го носят на часовника си верига в памет на по случая. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Наречена дала мені суверенної, і я маю на увазі носити його на мій годинник-ланцюг в пам'ять про нагоди ".
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "Невеста дала мне суверенной, и я имею в виду носить его на мои часы-цепь в память о случаю ".
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "הכלה נתנה לי ריבונית, ואני מתכוון ללבוש אותה על שרשרת שעון-שלי לזכר את המאורע. "
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "وقدم العروس لي ذات سيادة ، وأعني لبسه على سلسلة بلدي ووتش في ذكرى لمناسبة ".
Gelin bana bir altın verdi ve ben demek anısına Saatimi zinciri üzerine giymek vesilesiyle. "のメモリ内の私の時計鎖でそれを身に着ける 機会。" "これは非常に予想外のターンです
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "A menyasszony adott nekem egy szuverén, és úgy értem viselni azt az órámat-lánc emlékére az alkalom. "
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "A noiva me deu um soberano, e eu pretendo usá-lo na minha corrente do relógio em memória de a ocasião. "
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "Bruden gav mig en suveræn, og jeg mener at bære den på min vagt-kæde til minde om lejligheden. "
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "Bruden gav mig en suverän, och jag menar att bära den på min klocka-kedjan till minne av tillfället. "
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "신부 내게 주권을줬고, 난 메모리에서 볼 체인에 착용 의미 계기. "
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "La mariée m'a donné un souverain, et je veux le porter sur ma montre-chaîne dans la mémoire des l'occasion. "
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "La novia me dio un soberano, y me refiero a llevarlo en mi reloj de cadena en la memoria de la ocasión. "
Gelin bana bir egemen verdi ve bellek saat zinciri giymek demek vesilesi. "La sposa mi ha dato un sovrano, e intendo portarla sulla mia catena dell'orologio in memoria di l'occasione. "
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
giymek ile cümle - Sayfa 13 - giymek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App