Kalın giyinin! Soğuk dışarısı.Zieht euch warm an! Es ist kalt draußen.
Onun nasıl giyindiğine bir bakın.Wie soll sie sich anziehen?
Onun nasıl giyindiğine ve nasıl davrandığına bir bakın.Wie sie funktioniert und was sie leistet.
Çabuk giyinin!Ich kleide mich schnell an.
P283 Ateş/alev dayanıklı/geciktirici kıyafet giyin.P283 Schwer entflammbare oder flammhemmende Kleidung tragen.
Kendi tarzını beğensede, herkes onun kötü giyindiğini düşünüyor.Er stellt sich vor, wie alle Menschen gut gekleidet sind.
Ak giysiler giyinirler.Welche Kleidung du trägst.
Hippi tarzında giyinmeyi seviyor.Bally: In Hiphop-Kreisen gern getragen.
Yoksa neden uçan bir sıçan gibi giyinecektin?")«Warum ziehen Sie sich nackt im Fernsehen aus?»
Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu.Bei The Damned kleidete sich jeder so, wie er wollte.
Bazıları Avrupaî giysiler giyinmelerine rağmen yine de Fes takıyordu.Im Gegensatz zur Bevölkerung trug er sogar europäische Kleidung.
Ancak sonra da rock tarzı giyinmeyi seçti.Sie beschlossen, Alternative Rock zu machen.
Ama Norman annesi gibi giyinmiştir.Norman, der sie beobachtet hat, verkleidet sich abermals als seine Mutter.
İslam dininde kadınların tesettürlü ve gösterişsiz giyinmesi gerekir.Alle Bürokräfte dürfen und sollen sich zwanglos kleiden.
Eğer biri yeşil giyiniyorsa, diğeri yeşil ceket giyecektir.Während der eine Reiter in grauer Jacke gekleidet ist, trägt der andere Reiter eine schwarze Jacke.
Bu günde genellikle herkes siyah giyinir.In solchen Fällen erscheint sie manchmal auch schwarz gekleidet.
Bu sıralarda Sitemkâr'da abdal kıyafeti giyinmiş ve Gül'ü aramaya koyulmuştur.Unterdessen ist der Corregidor aufgewacht und sucht seine Kleider.
2015 yılında GQ dergisinin en iyi giyinen 50 Britanyalı Erkek listesinde yer bulmuştur.Im Jahr 2015 wurde er zu einem der 50 besten gekleideten britischen Männer von GQ ernannt.
Manet'nin aksine Monet'nin tablosundaki insanların hepsi giyinikti.Len wird trotz Maske von allen erkannt.
Bir beyefendi gibi giyinir ancak bir şaklaban gibi konuşur ve hareket eder.Il s'habille comme un gentleman mais il parle et agit comme un clown.
Kim çok çekici bir biçimde giyinmiş.Kim est habillée de façon très attrayante.
Giyindi ve çıktı.Il s'est habillé et est sorti.
Tom hızlıca giyindi sonra dışarıya koştu.Tom s'est habillé en vitesse, puis il a couru dehors.
Bu şekilde mi giyinip çıktın? Berbat.Tu sors habillé comme ça? C'est moche.
O, bir kız gibi giyindi.Il s'est habillé comme une fille.
Bir oğlan gibi giyindi.Elle s'est habillée comme un garçon.
Dağınık giyindi.Elle portait un négligé.
Marika bir Japon gibi mi giyindi?Marika s'est-elle habillée comme une Japonaise ?
O giyindi.Il s'est habillé.
Yağmurluğunuzu giyiniz çünkü yağmur yağıyor.Mettez votre imperméable parce qu'il pleut déjà.
Mary hoş bir kız ama komik bir biçimde giyiniyor.Marie est une jolie fille, mais elle s'habille de manière ridicule.
Ebeveynlerim giyinme tarzımı sevmiyor.Mes parents n'aiment pas la façon dont je m'habille.
Tom giyindi.Tom s'est vêtu.
Hanımın kışkırtıcı tarzda giyinmeyi sever mi?Ta femme aime-t-elle s'habiller de façon provocatrice ?
Karın kışkırtıcı tarzda giyinmeyi sever mi?Ta femme aime-t-elle s'habiller de façon provocatrice ?
Koltuk altımı tıraş etmezdim ve makyaj yapan normal kızlar gibi giyinmezdim.Je ne me suis pas épiler les aisselles et je ne me suis pas maquillée comme les filles normales.
Şanina ılımlı giyinir ve voleybol oynamaktan hoşlanırdı.Chanina s'habillait modestement et aimait jouer au volleyball.
Hükümet ajanları gibi giyinmiş olan gangsterlerden ikisi Maranzano'nun adamlarını silahsız hale getirdiler.Déguisés en agents du gouvernement, deux des gangsters désarment les gardes du corps de Maranzano.
Onun nasıl giyindiğine bir bakın.Il est d'ailleurs habillé comme lui.
Erkek gibi davranmayı ve erkek gibi giyinmeyi sever.Sam était une fille qui aimait s'habiller et se comporter comme un garçon.
2005 yılında Esquire dergisi tarafından "Dünyanın En İyi Giyinen Erkeği" seçilmiştir.En 2005, Williams est élu « Homme le mieux habillé au monde » par le magazine Esquire.
Eğer biri yeşil giyiniyorsa, diğeri yeşil ceket giyecektir.L'un porte une veste grise, l'autre une veste noire.
Çabuk giyinin!Je m’habille vite.
Ancak sonra da rock tarzı giyinmeyi seçti.Il finit cependant par choisir des vêtements de style japonais.
Bulutlar gibi karalar giyinmelidir.Habillage sur un nuage.
Yoksa neden uçan bir sıçan gibi giyinecektin?")On va te dire : pourquoi portez-vous une si grande croix ?
Devamlı yeşil giyinir.Elle est toujours habillé en rouge.
İyi giyinip, güzel konuşur.Ils sont bien habillés et heureux.
Bazıları Avrupaî giysiler giyinmelerine rağmen yine de Fes takıyordu.Nous avons tous ôté nos déguisements, sauf vous.
Gençler giderek daha modern giyinmektedirler.Des tenues plus modernes apparaissent actuellement.
Güzel giyinir ve oldukça hırslıdır.Les personnages sont richement vêtus, et d'une grande élégance.
O partiye girmelerinin tek yolu kız gibi giyinmektir.Le code vestimentaire de la soirée dépend du type de danse.
Kızının giyinmesine yardım etti.Ella ayudó a su hija a vestirse.
Bu kazağı giyin.Ponte este suéter.
Babam yaşlıdır ama demode değildir, modaya uygun giyinir.Mi papá es viejo pero no es anticuado, él viste a la moda.
O her zaman siyah giyinir.Ella siempre viste de negro.
Hamile bayanların sıkı şeyler giyinmemeleri gerekir.No deberías usar ropa ajustada si estás embarazada.
Bu kültürde insanlar rengarenk giyinirler.En esta cultura la gente se viste de manera muy colorida.
Siyah giyinen bir kadın görüyorum.Veo a una mujer vestida de negro.
Böyle giyinmenin özel bir sebebi var mı?¿Hay alguna razón especial para que te hayas vestido así?