Genellikle Pistons'ın Ev sahibi formasını giyer.Он всегда носит на руке Мистера Фугу.
Sadece tek tip bir takım elbise giyer.Такой же костюм носят некоторые враги.
Diğer denizcilerden oldukça farklı bir giysi giyerlerdi.كانوا يرتدوا زي مختلف عن البحارين الآخرين.
Bunu sadece şort ve sandalet giyerek 5 saat 25 dakikada başarmıştır.دون ان يرتدي شيئا سوى السروال ، وانتهى هوف في 5 ساعات و25 دقيقة.
NASA ekipleri, örneğin, antrenman sırasında mavi tulumlarını giyerler.وعلى سبيل المثال، أرتدى طواقم ناسا بدلات طيران زرقاء كنوع من وظيفة اللباس الموحد أثناء التدريب.
Bu dönemde mavi püsküllü fes ve lacivert çuhadan uzun bir ceket giyerlerdi.كانوا يرتدوا في هذه الفترة طربوش ذو شرابة زرقاء وجاكيت أزرق طويل من الصوف الكحلي.
İşçiler beyaz önlüklerinin altına 4 kg ağırlığa kadar örme zincir giyerler.قد يرتدي العمال تُرسًا قد يصل وزنها إلى 8 أرطال (4 كجم) تحت معاطفهم البيضاء.
Dansçılar, bu dansa özel ayakkabılar giyerler.في هذه الرقصات ، الراقصين يرتدون الملابس الفخمة.
Bahriye Mektebi Öğrencisi - Mavi püsküllü bir fes, gri renkte ceket ve pantolon giyerlerdi.طالب بمدرسة البحرية كانوا يرتدوا طربوش ذو شرابة زرقاء، جاكيت وبنطلون رمادى اللون.
Pilotlar ve uçuş mürettebatı , çeşitli renklerde kıyafetler giyer.أستخدم الطيارين وأطقم الطيران عدة ألوان لبدلة الطيران.
Balarısı grubunda olduğundan her zaman üniforma giyer.لقبه هو بذلة لأنه يرتدي بذلة كل يوم.
Üniformayı giyerek, sakin bir şekilde, denize gemi indiren askerlerin yanına gitti.بعد سفينتي إنزال سيأتي بعض الجنود الذين يحملون نفس سلاحك.
Kara cüppe giyer.أبلق أسود الأذن.
Mavi bir kıyafet giyer.يرتدي اللونين الأزرق.
Hizmetkarları beyaz giysiler giyerler.ترتدي النساء أيضاً ملابس بيضاء.
Geleneksel olarak, aile reisi Pesah yemeğinde kittel giyer.الصوماليون لديهم تقليد لان يضعوا العطور في منازلهم بعد وجبات الطعام.
Bazı Türk boyları yas tutarken elbiseleri ters giyerler.تحت رداء النموذج التركي، تم إخفاء بابين آخرين.
Adamları yeşil takım elbise giyer.فهو يرتدي أحذية رياضية خضراء.
Erkekler başlarına püsküllü fes giyerlerdi.وكان بعض هؤلاء الجنود يحملون هراوات.
Bahriye Subayı - Deve tüyü renginde çuhadan bir ceket ve aynı renkte pantolon giyerlerdi.ضابط البحرية كانوا يرتدوا جاكيت من القماش جملى اللون وبنفس اللون البنطلون.
Zincir zırh giyerlerdi, ağır zırhlı atları vardı ve mızrakları birincil silahtı.Eles trajavam cota de malha, tinha cavalos pesadamente armados, e usavam lanças como sua principal arma.
Sarı giysiler giyer.Usa roupas amarelas.
Wallis daima temiz giysiler giyer ve kendisini iyi yapmaya zorlardı.Wallis estava sempre imaculadamente vestida e se esforçava muito.
Hafif Bizans piyadesi ya da psiloi, öncelikli olarak yay kullanır ve sadece deri zırh giyerdi.A infantaria leve bizantina, ou psilos, utilizou principalmente arcos e vestiu apenas armadura de couro.
Eğer çıkarsa üstün donanımlı bir zırh giyerek çıkar.Apenas no caso de sua falha, ele usa uma armadura extra.
Dansçılar, bu dansa özel ayakkabılar giyerler.Nesta dança, patrão e dançarinos usam trajes especiais.
1543 - Mary Stuart, daha 9 yaşındayken taç giyerek İskoçya Kraliçesi oldu.1543 — Mary Stuart, aos nove meses de idade, é oficialmente coroada Rainha da Escócia na cidade de Stirling.
2012-2013 yılları arasında Aşk Kaç Beden Giyer'de Nehir'i canlandırdı.Entre 2012 e 2013, interpretou o papel principal de Nehir em Aşk Kaç Beden Giyer.
Gözlük takar ve sarı bir kazak giyer.Usa óculos e é amarelo.
Mavi bir kıyafet giyer.Usa uma camisa azul.
Harry görünmezlik pelerinin giyerek gizli bir tünelden geçip Hogsmeade'e varır.Então Harry vai, sem autorização, a Hogsmeade usando uma das passagens secretas mostradas no mapa.
Soyuz uzay aracıyla uçan herkes giyer.Cada um deles sabe usar um cruzador espacial.
The King's Royal Hussars 11. Hussarlara ("Cherrypickers") halef olarak yine de pembe pantolon giyerler.O King's Royal Hussars ainda conservam as calças de cor carmesim do antigo 11th Hussars.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Ambas têm vestibulares todos os anos.
Rahipleri keçi derisi giyerdi.Deimos tinha barba de serpentes.
Soth 1.95 boyunda, antik tasarım bir Solamnia zırhı giyer.A estátua tem 1,83 metros e representa um soldado soviético utilizando uniforme.
Sosyal sınıfı daha düşük olan gelinler de, kiliseye giderken giydikleri en güzel elbiselerini giyerlerdi.As noivas mais pobres usavam seu melhor vestido de igreja no dia do casamento.
Genellikle kot pantolon ve tişört giyer.Geralmente usam roupas de couro e jeans.
Ayaklarda çarık bulunurdu. fes giyerler, ancak yaşı geçkin olanlar fes takmaz.Apresentam-se com roupas actuais mas com os pés descalços, lembrando a simplicidade do antigamente.
Kamışlı'da insanların birçoğu yöresel Kürt kıyafeti ve Arap elbisesi olan kandura giyerler.Cirwal consiste em uma calça larga usada pelos árabes e muçulmanos por baixo da túnica.
2006 yılında Şeytan Marka Giyer filminde Meryl Streep ile oynayarak daha fazla tanınmaya başlandı.Em 2006 atuou no filme A Última Noite, no qual contracenou com a atriz Meryl Streep.
Çıplak ayaklarına sandalet giyerler.A manequim desfilou com as mãos nos seios desnudados.
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Voordien speelde hij onder meer voor SK Brann.
Dizinin sonunda Zuko, Ateş Kralı olarak taç giyer ve savaşı bitirir.In de laatste aflevering wordt Zuko tot Vuurheer gekroond en beëindigt hij de oorlog.
Şık bir smokin giyer.Koos huurt een smoking.
Erkekler çoğunlukla sakallı ve beyaz gömlekli ve beyaz veya kara takkeler giyerler.Mannen hebben vaak baarden en dragen witte hemden en witte of zwarte kalotjes.
Eğer hava soğuksa bir gömlek giyerdi.Als het koud was, hadden ze een mantel van wol om.
Mavi bir kıyafet giyer.Hij draagt een blauw uniform.
Kadınlar da erkekler de genelde bol giysiler giyerlerdi.Ook de heren waren vaak in het wit gekleed.
Sezar MÖ 85 yılında bir sabah ayakkabılarını giyerken görünürde bir sebep olmaksızın aniden ölmüştür.Caesar stierf plotseling op een morgen in 85 v.Chr. te Rome, terwijl hij zijn schoenen aan het aandoen was.
Kızıl elbiseler giyer.De rode schoentjes.
Sosyal sınıfı daha düşük gelinler de, kiliseye giydikleri en güzel elbiselerini giyerlerdi.Daarvoor droeg men in elke sociale klasse bij een bruiloft de beste kleren die men had.
Annesi odadan çıkar ve Marty pantolonunu giyer.Ze wil haar eigen pak aan en Mauro kleed zich uit.
Hizmetkarları beyaz giysiler giyerler.Artsen moesten witte kleding dragen.
Üniformasını giyer ve arabaya biner.Ze vindt de mantel en neemt hem mee.
Penny her zaman mavi bir elbise giyer.Maria heeft dan ook vaak een blauwe jurk aan.
Çok dayanıklı bir vücut zırhı giyer.Draagt een sterk pantser.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.Beide zussen hebben veel talent voor het ontwerpen en maken van kleding.
Onlar şalvar ile siyah kıyafetler giyerlerdi.Ze droegen zwarte kousen en schoenen.
Bunlar beyaz şalvar giyerler.Hij noemt hen moordenaars in witte jassen.