1543 - Mary Stuart, daha 9 yaşındayken taç giyerek İskoçya Kraliçesi oldu.1543 : Marie Stuart est couronnée reine d'Écosse.
Bush ve Hervieu gri Japon hakamaları giyerler.Bush et Hervieu dansent, portant des hakamas.
Eve giderken yanlışlıkla birbirlerinin palrolarını giyerler.Ils se travestissent secrètement chez eux.
Hüküm giyerek, 33 ay Kayseri cezaevinde yattı.Il mourut de faim en prison en 33.
Mavi bir kıyafet giyer.Ils portent une chemise bleue.
Çok dayanıklı bir vücut zırhı giyer.Il porte un redoutable arsenal.
Gelinler kına gecelerinde "Bindallı" giyerler.Lors de la cérémonie, les mariés portent des vêtements traditionnels.
Ellerini gizlemek için o zamandan bu yana eldiven giyer.Les mains doivent être lavées après avoir enlevé les gants.
Bu ailenin adamları mavi takım elbise giyerler.Beaucoup de ces assassins sont habillés de bleu.
Kadınlar da erkekler de genelde bol giysiler giyerlerdi.Les femmes portaient souvent des tresses.
Aynı şapkayı klip için yapılan röportajda da giyer.Elle porte le même bustier noir utilisé dans le clip.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Les hommes et les femmes portent des tabi blanches.
Kalaş kadınlar genellikle sık sık deniz kabukları ile işlemeli uzun siyah elbiseler giyerler.Les chevaux afghans portent souvent des couvertures très colorées et élaborées.
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.De plus, elle semble s'amuser beaucoup à l'habiller.
Özel bir giysi ve kendilerine has bir kalpak giyerler.Elles portent un costume distinctif, et se coiffent d'une façon particulière.
Üniformayı giyerek, sakin bir şekilde, denize gemi indiren askerlerin yanına gitti.Elle entre, déguisée en militaire, escortée de soldats.
20 numaralı formayı giyer.Il porte le numéro 20.
Nancy her zaman mor bir elbise giyer.Elle porte souvent un habit de nonne.
Palyaço kıyafetleri giyerler.Vestiges de bordures.
Bazı insanlar (Şamanlar) garip maskeler ve koyun postları giyerek etrafta dolaşırdı.Les femmes portaient des jupes et des blouses avec des châles et des mocassins.
Erkekler ise cepken, kısa üç etekleri elde yapılan yünden pantolonlar giyerlerdi.À partir de ce moment-là les filles ont reçu le droit de porter un pantalon.
Çıplak ayaklarına sandalet giyerler.Les personnages portent des sandales aux pieds.
Dikkat çekmek için abartılı elbise giyer.Ella usa ropa extravagante para llamar la atención.
Her zaman siyah giyer.Siempre viste de negro.
Tom genellikle siyah bir şapka giyer.Tom lleva con frecuencia un sombrero negro.
O giyim tasarımcıları Don Ed Hardy ve Dolce & Gabbana tarafından çok giyer.Lleva un montón de la ropa de los diseñadores Don Ed Hardy y Dolce & Gabbana.
Meroko uzun kulaklı bir tavşan kostümü giyer ve oyuncak tavşana dönüşebilir.Meroko es un conejo con orejas largas, y es capaz de transformarse en un conejo de peluche.
Evlenmiş kadınlar beyaz veya siyah renkli olan geleneksel giysilerini giyerler.Las mujeres casadas utilizan el tradicional velo en colores blanco o negro.
Kara cüppe giyer.Black el Payaso.
Sezar MÖ 85 yılında bir sabah ayakkabılarını giyerken görünürde bir sebep olmaksızın aniden ölmüştür.César murió repentinamente en 85 a. C., en Roma, mientras se ponía sus botas una mañana.
Hizmetkarları beyaz giysiler giyerler.Los varones llevan vestimenta blanca.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Los hombres como también las mujeres visten mantones.
Çıplak ayaklarına sandalet giyerler.Con los pies desnudos.
Uzay yürüyüşü sırasında sıcaklığı kontrol etmek için beyaz giysilerini giyerler.Para ir a la superficie usan trajes espaciales para el calor.
Ak bir cüppe giyerdi.Me tenía que poner con el pincel.
Başlarına bir külah üzerine fes, onun etrafına da saçaklı bir sargı sararak bu başlığı giyerlerdi.Violentamente le pusieron un cubo de hojalata sobre la cabeza.
Kış zamanlarında halk pamukla beslenmiş elbise giyerdi.En invierno se cubrían con un manto de pieles de nutrias.
Sadece tek tip bir takım elbise giyer.Aquí solo tiene un traje.
Erkekler çoğunlukla sakallı ve beyaz gömlekli ve beyaz veya kara takkeler giyerler.Los hombres suelen dejarse bigote y vestir camisas blancas y gorros blancos o negros.
Kırmızı bir kazak giyer.Usa un chalequito rojo.
Üniformasını giyer ve arabaya biner.Ella está subiendo sus cosas en un taxi.
Eğer hava soğuksa bir gömlek giyerdi.Cuando el tiempo era más frío, usaban capas de piel.
2006 yılında, kombinasyon sınıflandırması lideri beyaz mayo giyerdi.En 2003, se retomó el uso del uniforme completamente azul marino.
Kışın lacivert çuha ve yazın beyaz keten olmak üzere pantolon giyerlerdi.En invierno usaban poncho y en verano chupa y calzón de color blanco.
Şimdi ara sıra o pijamaları giyerek onu hatırlıyorum" diye demeç verdi.Lo que nunca sabré es cómo hizo para ponerse pijama».
Ekonomik durumu iyi olan aileler Aydın ve Söke'den getirilmiş kunduralar giyerlerdi.Solamente los generales tenían accesos a botas gastadas y de mala calidad.
Aynı Ben'in ceketinden giyer.Ella se ha puesto la chaqueta de Keith.
Bazıları da tuman denen geniş bir giysi de giyer.A menudo sube un espectador valiente a quitarse la ropa también.
Charedim, Yahudiliğe uygun giysiler giyer.El judogi es la vestimenta usada para la práctica del Judo.
Rütbelerini göstermek amacıyla yüzük giyerler, on yüzük en yüksek rütbedir.Al destruirlo, obtiene 10 anillos, que suben al marcador.
Erkekler ise bu dönemde gömlek, pantolon, ceket, kasket ve lastik ayakkabılar giyerdi.El varón se viste con un pantalón, camisa, chaleco y sombrero.
Polis üniformasını giyer.Huésped con uniforme de policía.
Gary aynı zamanda ayakkabı giyer.Sunny también utiliza disfraces.
Draper kolej kariyerini Charleston Koleji'nde Charleston Cougars forması giyerek geçirdi.Atrapó 9 rebotes contra los College of Charleston Cougars.
Tom bazen bir şapka giyer.Tom a volte indossa il cappello.
Rose, klipte St. Louis Cardinals'ın baseball şapkasını giyerken görülür.Rose appare con un cappellino della squadra di baseball St. Louis Cardinals.
Polis üniformasını giyer.Indossa l'uniforme della polizia.
Ağır Bizans piyadesi veya scutati, küçük yuvarlak kalkan taşır ve tabakalı zırh giyerdi.La fanteria pesante bizantina, o scutati, portava piccoli scudi rotondi e indossava un'armatura lamellare.
Üniformasını giyer ve arabaya biner.Rivestitosi frettolosamente, prende un taxi.
Aslında kıyafetlerini değiştirip üniformalarını tekrar giyerler.Le signore si ritirano per cambiare i loro abiti.