Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.A oblekłszy go w szarłat, i uplótłszy koronę z ciernia, włożyli nań;
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.A obliekli ho do purpuru a upletúc z tŕnia korunu položili mu ju na hlavu.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.És bíborba öltözteték õt, és tövisbõl font koszorút tevének a fejére,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Họ choàng cho Ngài một cái áo điều , và đội trên đầu Ngài một cái mão bằng gai họ đã đương ,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Họ choàng cho Ngài một cái áo điều, và đội trên đầu Ngài một cái mão bằng gai họ đã đương,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Ils le revêtirent de pourpre, et posèrent sur sa tête une couronne d`épines, qu`ils avaient tressée.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.In oblečejo mu škrlatno obleko in spleto krono iz trnja in jo denejo nanj,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.I oblékli jej v šarlat, a korunu spletše z trní, vložili naň.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Ja he pukivat hänen yllensä purppuravaipan, väänsivät orjantappuroista kruunun ja panivat sen hänen päähänsä
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.예수에게 자색 옷을 입히고 가시 면류관을 엮어 씌우고
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.L-au îmbrăcat într'o haină de purpură, au împletit o cunună de spini, şi I-au pus -o pe cap.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Le vistieron de púrpura; y habiendo entretejido una corona de espinas, se la pusiero
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Lo rivestirono di porpora e, dopo aver intrecciato una corona di spine, gliela misero sul capo
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Och de klädde på honom en purpurfärgad mantel och vredo samman en krona av törnen och satte den på honom.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Og de iføre ham en Purpurkappe og flette en Tornekrone og sætte den på ham.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.og de klædde ham i en purpurkappe, og flettet en tornekrone og satte på ham,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.und zogen ihm einen Purpur an und flochten eine dornene Krone und setzten sie ihm auf,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.vestiram-no de púrpura e puseram-lhe na cabeça uma coroa de espinhos que haviam tecido;
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.Zij deden Hem een rode mantel om, zetten Hem een kroon van doornige twijgen op,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.και ενδυουσιν αυτον πορφυραν και πλεξαντες ακανθινον στεφανον, βαλλουσι περι την κεφαλην αυτου,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.И войниците Го заведоха вътре в двора, тоест, в преторията, и свикаха цялата дружина.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.и одели Его в багряницу, и, сплетши терновый венец, возложили на Него;
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.І одягли Ного в багряницю, і положили на Него, сплівши з тернини, вінець,
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.וילבישהו ארגמן וישרגו עטרת קצים ויעטרהו׃
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.وألبسوه ارجوانا وضفروا اكليلا من شوك ووضعوه عليه.
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.他 們 給 他 穿 上 紫 袍 、 又 用 荊 棘 編 作 冠 冕 給 他 戴 上
Ona mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.他 們給 他 穿上 紫 袍 、 又 用 荊棘編 作 冠冕 給 他 戴上
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinAşadar, nu vom avea nici o scuză să purtăm ţinute în întregime din piele în viitor.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinAsí que, podremos, en verdad, no tener ninguna excusa para llevar todo en cuero en un futuro.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinDonc, on ne va plus avoir aucune excuse pour porter des vêtements en cuir dans l'avenir.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinDus we zullen echt geen excuus meer hebben om nog leer te dragen in de toekomst.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması için그래서 우리는 미래에 어떤 가죽제품을 입기 위한 어떤 핑계거리를 따로 찾지 않아도 될듯 합니다.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinQuindi in futuro non avremo veramente più scuse per non indossare capi in pelle.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinSomit brauchen wir keine Ausrede mehr, um in Zukunft alles aus Leder zu tragen.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinTakže v budoucnosti už nebudeme mít důvod nenosit všechno z kůže.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinÚgyhogy a jövőben tényleg nem lesz semmi akadálya annak, hogy bármily bőrholmit hordjunk.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinW przyszłości, nie będziemy musieli się tłumaczyć, że nosimy coś ze skóry.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinТака че наистина няма да имаме никакво извинение да носим каквато и да било кожа в бъдеще.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinТаким образом, у нас уже не остаётся никаких оправданий, чтобы в будущем носить кожаные вещи.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinכך שבעתיד לא יהיו לנו תירוצים להמשיך ללבוש בגדי עור.
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması içinلذلك فلن يكون لك أي عذر لعدم لبس كل ملابسك من الجلد في المستقبل
O nedenle, gerçekten hiçbir bahanemiz olmayacak gelecekte giydiğimiz şeylerin deriden yapılmamış olması için気がとがめることなく 革製品を使えるでしょう この展覧会の 最大のテーマの1つは
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.Beh, vai a riprenderlo e portalo qui, lo rimettiamo su e poi devi tornare a dormire.
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.Bueno, ve a buscarlo y tráelo aquí, te lo pondremos de vuelta y luego tienes que volver a la cama.
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.잠옷 입고 너는 다시 잠자리에 들면되
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.Oke, kalau begitu, ambil dan bawa kesini. Kamu pakai lagi dan kembali ke tempat tidur.
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.Ok, geh und hol ihn hierher, dann ziehen wir ihn wieder an und du gehst wieder zu Bett
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.To idź i przynieś ją tutaj, nałożymy ją z powrotem i będziesz musiała wrócić do łóżka.
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.Wel, ga ze halen en breng ze naar hier. Dan trekken we ze weer aan en dan kun je terug naar bed gaan.
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.سوف نلبسهم لك وبعده تزهب الي سريرك للنوم
Onları alıp buraya gel de... ...üstüne giydirelim, daha sonra da yatağına geri dönmelisin.着て寝ようね 嫌だ
Onu giydiği beyaz urbasından tanıyoruz.Hij wordt begeleid door een god met jakhalzenhoofd, Anubis.
Onu giydiği beyaz urbasından tanıyoruz.Má stejnou bílou róbu.
Onu giydiği beyaz urbasından tanıyoruz.Możemy go poznać po białej sukni.
Onu giydiği beyaz urbasından tanıyoruz.Впізнаємо його по тому самому білому вбранні.
Onu giydirip süsledim ve uğurladım.Am îmbrăcat-o... şi am trimis-o dincolo...
Onu giydirip süsledim ve uğurladım.Eu vesti-a, e despedi-me.
Onu giydirip süsledim ve uğurladım.Ik heb haar aangekleed, en haar weggestuurd.
Onu giydirip süsledim ve uğurladım.J'ai tout fait moi-même, c'est moi qui ai préparé son départ.
Onu giydirip süsledim ve uğurladım.La vestí y la dejé ir.