Ana içeriğe geç
Sözlük

giydi ile cümle

giydi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Il avait les mêmes cheveux jaunes comme sa mère, mais il le portait collés et séparés en le milieu.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Imel je enake rumene lase kot njegova mati, a je nosil to ometane navzdol in razšla v sredini.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.그는 어머니와 같은 노란색 머리를했다지만, 그는 그것이 아래로 떠들석하게 입고 및 헤어
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Mal rovnako žlté vlasy ako jeho matka, ale on ho nosil omietnuté dole a rozdelili do uprostred.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Měl stejně žluté vlasy jako jeho matka, ale on jej nosil omítnuté dolů a rozdělili do uprostřed.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Miał on tak samo żółte włosy jak jego matka, ale nosił go w dół i otynkowany z przedziałkiem środku.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Ông có mái tóc màu vàng như mẹ của mình, nhưng ông mặc nó dán xuống và chia tay trong giữa.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Ő ugyanolyan sárga haja, mint az anyja, de ő viselte vakolt le, és elváltak az közepén.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Він же жовте волосся, як його мати, але він носив її штукатуркою вниз і розлучилися в посередині.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.Той имаше същите руси коси като майка му, но той носеше го измазани и се разделихме в средата.
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.وقال انه شعر أصفر ونفس والدته ، لكنه ارتدى أنها تلصق في أسفل وافترقنا
O annesi gibi aynı sarı saçları vardı, ama o aşağı sıvalı giydi ve içinde ayrıldı ortada.真ん中。彼の目はあまりにも、バルジが、彼らはありませんでした
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.A incercat sa ne faca sa purtam haine de cupluri, dar am fugit.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Dia mencoba memaksa kami untuk memakai baju pasangan, tapi aku lari.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Elle a essayé de nous faire porter des vêtements de couples aussi, mais je me suis enfui.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Ha cercato di farci indossare anche dei vestiti abbinati, ma sono scappato.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Hon försökte få oss å sätta på par kläder också, men jag rymmde iväg.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.아 옷도 커플로 입힐려는 걸 간신히 도망쳤어
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Ona chciała też, żebyśmy włożyli ubrania dla par, ale udało mi się uciec.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Sie hat versucht, dass wir auch Partnerkleidung tragen, aber ich bin weg gelaufen.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Thậm chí còn bắt tụi mình mặc đồ đôi nữa May mà mình chạy kịp
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Ze probeerde ons ook kleding te laten dragen voor koppels, maar ik rende weg.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Προσπάθησε να μας ντύσει με τα ίδια ρούχα, αλλά το έσκασα.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.Она пыталась нас еще и нарядить одинаково, но я сбежал.
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.لقد حاولت أن تجعلنا نرتدي ملابس للأزواج أيضاً
O bize çift elbisesi giydirmeye de çalıştı, ama ben kaçtım.あぁ~ あれ? 一番大事な指輪もつけてないのね
Ödül ne farkı stella hapis etki hırslı giydiğin ve varsayalım konumDetta är den finaste utbildning skolan i kan be om djur där jag är nu
Ödül ne farkı stella hapis etki hırslı giydiğin ve varsayalım konum상 어떤 차이 스텔라의 감옥 도메인 열렬한 입고 및 가정하고
Ödül ne farkı stella hapis etki hırslı giydiğin ve varsayalım konumRoma
Ödül ne farkı stella hapis etki hırslı giydiğin ve varsayalım konumTämä on hienoin koulu i voisi pyytää
Ödül ne farkı stella hapis etki hırslı giydiğin ve varsayalım konumפרס מה הבדל כלא סטלה תחום נלהב שאת לובשת ומניח
Ödül ne farkı stella hapis etki hırslı giydiğin ve varsayalım konumجائزة ما الفرق السجن ستيلا مجال متعطشا كنت ترتدي وافترض
Ödül ne farkı stella hapis etki hırslı giydiğin ve varsayalım konumあなたは多くの負傷者への影響よりも学んだ あなたが何を考え
Oğullarını getirip mintanları giydir.A dovedieš i jeho synov a oblečieš ich do sukieň.
Oğullarını getirip mintanları giydir.Farai avvicinare anche i suoi figli e farai loro indossare le tuniche
Oğullarını getirip mintanları giydir.Fiait is állítsd elõ és öltöztesd fel õket köntösökbe;
Oğullarını getirip mintanları giydir.Hãy dẫn các con trai người đến gần, rồi mặc áo lá cho họ;
Oğullarını getirip mintanları giydir.Hãy dẫn các con_trai người đến gần , rồi mặc áo_lá cho họ ;
Oğullarını getirip mintanları giydir.Ja tuo myös hänen poikansa ja pue heidän ylleen ihokkaat.
Oğullarını getirip mintanları giydir.너는 또 그 아들들을 데려다가 그들에게 겉옷을 입히고
Oğullarını getirip mintanları giydir.Lad så hans Sønner træde frem, ifør dem Kjortler
Oğullarını getirip mintanları giydir.Lalu suruhlah anak-anaknya mendekat, dan kenakanlah kemeja pada mereka
Oğullarını getirip mintanları giydir.Luego harás que sus hijos se acerquen, los vestirás con las vestidura
Oğullarını getirip mintanları giydir.Och du skall föra fram hans söner och sätta livklädnader på dem.
Oğullarını getirip mintanları giydir.Og hans sønner skal du også føre frem og klæ dem i underkjortlene.
Oğullarını getirip mintanları giydir.Să chemi şi pe fiii lui, să -i îmbraci cu tunicile,
Oğullarını getirip mintanları giydir.Sinove njegove tudi privedi in jih obleci v spodnje suknje
Oğullarını getirip mintanları giydir.Synom także jego przystąpić każesz, i obleczesz je w szaty,
Oğullarını getirip mintanları giydir.Synům také jeho přistoupiti kážeš, a zobláčíš je v sukně.
Oğullarını getirip mintanları giydir.Também farás chegar seus filhos, e os vestirás de túnicas,
Oğullarını getirip mintanları giydir.Tu feras approcher ses fils, tu les revêtiras des tuniques,
Oğullarını getirip mintanları giydir.und seine Söhne auch herzuführen und ihnen die engen Röcke anziehen,
Oğullarını getirip mintanları giydir.Zijn zonen moeten hun onderkleden aandoen
Oğullarını getirip mintanları giydir.Και θελεις προσαγαγει τους υιους αυτου και ενδυσει αυτους χιτωνας.
Oğullarını getirip mintanları giydir.да приведеш и синовете му, да ги облечеш с хитони,
Oğullarını getirip mintanları giydir.И сынов его приведи, и одень их в хитоны,
Oğullarını getirip mintanları giydir.ואת בניו תקריב והלבשת אתם כתנת׃
Oğullarını getirip mintanları giydir.وتقدم بنيه وتلبسهم اقمصة.
Oğullarını getirip mintanları giydir.又 要 使 他 兒 子 來 、 給 他 們 穿 上 內 袍
Oğullarını getirip mintanları giydir.又 要 使 他兒子來 、 給 他 們 穿上 內袍
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod