Durum gittikçe kötüleşir ve Di Xin kendi oğullarını bile öldürmeye kalkar.任務を遂行しなければ自分の立場が悪くなることと、息子と同じ子供を殺害することのジレンマに苛まれる。
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.は休みの扱いとなった。
Okullaşma oranı gittikçe artmaktadır.メモリ階層が高くなってきた。
Olayı araştırınca gittikçe alakasızlaşmaya başlamaktadır ama elbette hepsinin mantıklı bir açıklaması vardır.見よう見まねで剣技を身につけるが、基本的にすべての事柄を勘違いしている。
Küçük yalanlar, gittikçe daha büyük yalanlar doğurur.小さな嘘ではなく大きな嘘をつく。
Şimdi biz gittikçe daha fazla yabancı görüyoruz.今ではますます多くの外国人を見かける。
Herkes gittikten sonra biraz daha takılsak ya, konuşuruz?他の皆がいなくなってから、その辺をしばらくブラブラして話さないか?
Ekip gittikçe büyümektedir.当团队日益壮大。
Kuzeye gittikçe her şey değişiyor.南北朝时,更迭频繁。
Bağışıklık sistemi, gittikçe artarak özelleşen katmanlı savunmalarla canlıları enfeksiyonlardan korur.免疫系统通过特异性不断增加的分层防御来保护生物体免受感染。
Gittikçe zayıflayan hafızasına rağmen 2007 yılına kadar mesleğini sürdürmeye çalıştı.不過由於需作籌備工作,故即使繼續經營,仍需待至2007年才能復業。
Durum gittikçe kötüleşir ve Di Xin kendi oğullarını bile öldürmeye kalkar.一直苦於阿説示預言其子將會殺害自己的事情。
Basilieos gittikçe Mihail üzerindeki etkisini arttırdı.巴西尔对米海尔的影响日益加大。
Trigenlerin kaçmasıyla da arama gittikçe zorlaşıyor, bazı Trigenler de güçlü silahlara sahip.这很难因为有更多的Trigens逃脱了,它们中的一些拥有强大的武器。
Gwen gittikçe daha da daha da güçlenir.隼一心想變得強還要更強。
Kısa konuşmaları sırasında kız oğlana nereye gittiklerini sorar.就寢時,妹妹詢問她剛剛去了哪裡。
Sonraki sezonlarda takımı gittikçe yükseltmiştir.一年复一年,队伍就逐渐壮大起来。
Bu yüzden sayıları gittikçe azalıyordur.故此其數量不斷下降。
Ayaz, gittikçe Öykü'ye aşık olmaya başlar.如今我對歷史更加得喜愛而深入。
Fakat hastalığı gittikçe ağırlaşmaktaydı.但是病情卻更加嚴重。
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.在坐船休連續假期時而遇難。
Zamanında bile müziği gittikçe popülerliğini kaybetmeye başlamıştır.隨著時間的推移,音樂的風格亦變得越來越多樣化。
Taşbaş'n ermişliği gittikçe yayılır.野猪的数量不断增高。
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.各种症状开始时都很轻微,但会逐渐恶化。
Aynı zamanda kalıcı bir dostluk olacak ve bu dostluk gittikçe daha artacaktır.在這樣的生活中,他們的友情也在逐漸加深。
Ayrıca Trance Müzik'de gittikçe gelişen teknoloji çok kullanılmaktadır.其次,传输技术也多元化起来。
Kuzeyde ise gittikçe azalır.地势自南而北逐渐降低。
Küçük yalanlar, gittikçe daha büyük yalanlar doğurur.所有這一切導致連續傳言更多地膨脹。
Velocity (Hız): Büyük Veri’nin üretilme hızı çok yüksek ve gittikçe artıyor.格拉靈(Granian),牠們的身軀呈灰色,速度非常快。
Ülkede gittikçe liberalleşmenin eğilimleri (veya kalıpları) var (daha liberal hale geliyor).점점 더 자유주의의 경향 (또는 패턴)이 나라에서 점점 더 많아지고 있다.
Bunların da sağlığa faydalı olabilecekleri yönünde gittikçe daha kesin işaretler vardır.이러한 사상은 《조상과 함께》(With Antecedents)에서 더 분명하게 나타나고 있다.
İşi gittikçe büyümeye başladı.이는 점점 성장해가고 있다.
Çin hükümetinin yeni Kore hükümetini tanımaması ile durum gittikçe gerildi.중국의 경제공격에 대해, 한국 정부의 보복조치는 알려진 것이 없다.
Mor ekonominin bağlamı çağdaş toplumda önemi gittikçe artan kültürel bağlamdır.퍼플경제의 배경은 현대 사회에서 문화의 중요성이 급격히 높아진 데 있다.
Devrim Fransası'nın Avrupa'daki yükselişi ile bu akım gittikçe hız kazandı.이런 경향은 유럽에서 프랑스혁명이 일어나면서 가속화되었다.
Muharebe sesleri gittikçe yoğunlaşır.의화단의 반양교 투쟁은 갈수록 확대되어갔다.
Lowery , 17 yaşında Los Angeles'a gittikten sonra kariyerine stüdyo gitaristi olarak başladı.로워리는 17세의 나이에 미시간에서 로스앤젤레스로 넘어가서 세션 기타리스트로서 경력을 시작하였다.
Kuzeye gittikçe her şey değişiyor.만약 당신이 더 북쪽으로 가면 (풍경이) 달라진다.
Neyin gerçek neyin rüya olduğu gittikçe birbirine karışır.꿈이 현실인지 현실이 꿈인지, 도대체 그 사이에 어떤 구별이 있는 것인가?
Ev gittikçe soğur ve "bana yardım et" mesajı görünür."전 뚱뚱하고 우울해졌고, 울며 '도움(Help)'을 호소했습니다."
İkinci yarı bulduğumuz pozisyonlar ile sonuca gittik.반도 전쟁이 가져온 결과는 참혹했다.
Kapatılan örgüt üyelerinin nereye gittikleri hakkında farklı görüşler ileri sürülmektedir.유사한 목적에서 출발한 다른 단체에 비하여 드러나는 활동은 미미했다.
Ancak gittikleri evde evin kızına her ikisi birden aşık olunca işler karışır.갈 곳 없는 판위량을 자기 집에 머물게 하면서 둘은 사랑에 빠지게 된다.
Örtü altı yetiştiriciliği (seracılık) da gittikte yaygınlaşmaktadır.이 행(行, 업)을 일으키기에 행에 따라서 6취(六趣)에 떨어지네.
Genişlikleri yukarıdan aşağıya gittikçe azalır.위에서 아래로 갈수록 낮은 계급이다.
Gittikleri yol ıssızmış.걸어서는 안 되는 길이 있다 하셨지요?
Mesela 20. bölümde Cevahir'le birlikte kurban almaya gittiklerinde kurbanlarını kaçırmışlardır.포항에서 20번 지방도는 해안을 따라서 죽천리를 경유하여 포항까지 연결된다.
Olayla ilgili araştırmaları gittikçe ilginçleşmeye başlamaktadır.그러나 방문한 사람들의 과음이 점점 문제가 되고 있다.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.이에 따라 영국 정부의 태도는 더욱 강경해졌다.
Ayrıca sis perdesi de gittikçe daha yoğun bir hal almaya başlamıştır.참고로 시트의 재질은 시트가 오래되감에 따라서 점점 더 부드러워지고 있는 것도 있다.
Biz İtalyan pizzacısına gittik.우린 이탈리아 피자집에 갔어요.
Bir gün birlikte yüzmeye gittiklerinde Elio, Oliver'ı dudaklarından öper.כאשר השניים הולכים יום אחד לשחות יחד, אליו מנשק את אוליבר על השפתיים.
Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.בשל כך האגם נעשה רדוד יותר.
Çiftin ekonomik durumu gittikçe bozuldu.מצבו הכלכלי של הזוג הולך ומשתפר.
Hizmetçi kadın dışında hepsi, ziyaretçi gittikten sonra, kendilerini nasıl hissettiklerini itiraf ederler.כאשר האורח עוזב, כולם, למעט העוזרת, מתוודים בפניו על רגשותיהם.
Dolayısıyla ortaya gittik."בזכותם אנחנו הגענו."
Bu kez Roma ordusu için şartlar gittikçe kötüleşmeye başlamıştı.בשנה זו מצבה של רואנדה במלחמה התחיל להחמיר.
Erken evren oldukça tek biçimli iken, bir büzülen evren gittikçe yıpranacaktı.בעוד שבתחילתו, היקום היה אחיד מאוד, יקום מתכווץ עשוי להפוך ליותר ויותר כבד.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.הזמן התאים לצאת לחופשה.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.המחלה מפסיקה להתקדם במידה ומפסיקים לעשן.