Ana içeriğe geç
Sözlük

gittik ile cümle

gittik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Günümüzde suflör kullanımı gittikçe azalmıştır.Fenazopirydyna jest obecnie stosowana coraz rzadziej.
Nüfusun gittikçe azalması görülmekte.Liczebność populacji wydaje się obniżać.
Gittikleri yer Cleveland'dır.Danie pochodzi z Cleveland.
19. yüzıldan sonra Divan edebiyatı gittikçe zayıflamaya başladı.Przez cały XVIII w. sytuacja materialna wspólnoty stopniowo się pogarszała.
Bitirdik binanın kiremit işini, öğleden sonra izine gittik.Budynek stacji czynny do wczesnych godzin popołudniowych.
Yükseltisi, doğuya gittikçe artmaktadır.Wysokość Płaskowyżu podnosi się stopniowo w kierunku wschodnim.
526 yılında Justinus'un sağlığı gittikçe kötüye gitmekte idi.Jesienią 1252 zdrowie Dōgena pogorszyło się.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Być może jednak liczba stanów będzie musiała wzrosnąć wykładniczo.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Ciało zwęża się w kierunku głowy.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Uzależnienie od alkoholu i narkotyków stały się przyczyną narastających kłopotów zdrowotnych.
Program, gittikçe daha çok kişi tarafından dinlenir hale gelmektedir.Hotel staje się powoli schronieniem dla coraz większej liczby cywilów.
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.Dzieci początkowo rozwijają się prawidłowo, ale choroba powoli postępuje.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.Sedan dess har antalet deltagare stigit markant.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.I mitten av 1960-talet började hennes hälsa försämras alltmer.
Şöhreti ve oyunculuğu gittikçe artıyordu.Framgången och berömmelsen växte.
Nüfus her sene gittikçe azalmaktadır.Antalet ökar sakta från år till år.
Gönüllülerin çalışmalarıyla bu sayı gittikçe artmaktadır.Volontärtjänsten får kontinuerligt nya volontärer.
Bu yüzden sayıları gittikçe azalıyordur.Antalet fortsätter dock att minska.
Gittikleri yer Cleveland'dır.Den andra huvudorten är Cleveland.
Ancak bu gücünün yan etkileri vardır ve gittikçe garip biri olmaya başlar.Man kan bli så besatt av någon att man börjar bete sig konstigt.
Günümüzde suflör kullanımı gittikçe azalmıştır.Idag används allt mindre kemikalier.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.Efter en lång tids skrivkramp blir han alltmer skuldsatt och desillusionerad.
Gittikçe muhafazakarlaşmasına karşın tarım, çalışma ve eğitim reformlarını destekledi.Trots det fortsatte han att trycka på för att fortsätta reformera ekonomin och utbildningsväsendet.
Kuzeyde ise gittikçe azalır.I norr är standarden sämre.
Hızlı raylı imalat 21. yüzyılda gittikçe daha popüler hale geldi.Trots det, fortsatte autism att bli allt vanligare på 2000-talet.
Göl-nehir dizilerinde akarsu gittikçe güçlenir.Efterfrågan på virket vid sjön ökade.
Fakat içtiği zehir nedeni ile konuşması gittikçe tutarsız olmaya başlar.För att döva smärtan efter hennes bortgång började han att dricka.
Kuzeye gittikçe her şey değişiyor.Norrut är skyltningen Växjö hela vägen .
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Den blir då följaktligen allt mer beroende av offentlig finansiering.
Yaşamlarının sonuna doğru gittikçe parlaklıklarını kaybeder ve kara cüce hâline dönerler.Vid slutet av deras liv blir de helt enkelt allt mer ljussvaga och övergår till sist till svarta dvärgar.
Şehrin ekonomisi gittikçe yaygın sanayi sektörlerinin katkısını almaktadır.Den bankrutta ekonomin ökade grupperingarna inom MNR.
Fakat hastalığı gittikçe ağırlaşmaktaydı.Sjukdomsförloppet blir då svårare.
Gwen gittikçe daha da daha da güçlenir.Margit blir mer och mer bekrymrad.
Sosyal baskılar dilin kullanımını gittikçe kısıtlamakta ve bu sayı oldukça azalmaktadır.Det är vanligare med fall där språket är bevarat men den sociala interaktionen minskad.
Köy gittikçe güzelleşmekte ve gelişmektedir.Idag är staden välmående och växande.
Okullaşma oranı gittikçe artmaktadır.Hästallergi ökar.
MÖ 9. yüzyılın ikinci yarısında, Doğu Anadolu’ya yapılan Assur seferleri gittikçe yoğunlaşır.På 200-talet f.Kr. blev den romerska närvaron vid östra adriatiska kusten allt starkare.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Він стає все більш збентеженим, ревнивим і жорстоким до стосунків Рози з Джеком.
Bu yüzden devlet gittikçe zayıfladı.Справа в тому, що центральна влада все більше слабшала.
Gwen gittikçe daha da daha da güçlenir.Ровена ворушилася все більше і більше.
Ve çocuklar gittikten sonra Adam'ın kaçırıldığını düşündüler.З кожною годиною вони розуміють, що їх дітей викрали.
Sonra gittikçe yalnızlaşmaya başladım."Але далі справа почала глухнути».
İşi gittikçe büyümeye başladı.Його бізнес різко почав зростати.
İşler gittikçe karışır.Ситуація стає все більш заплутаною.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Він мало їсть і все більше слабшає.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Дотерпіли до відпустки.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.З тих пір кількість країн-учасниць постійно зростає.
Yolda gittikleri bir gün şiddetli bir yağmur bastırır.Дорогою вони були змушені перечекати до ранку сильний дощ.
Kuzeye gittikçe her şey değişiyor.Північна сторона площі найбільш змінена.
Sadece doğuya gittikleri ve bir daha geri dönmedikleri bilinmektedir.Йому сказали, що її відвезли на Схід, а звідти ніхто не повертається.
Karşı devrim gittikçe güçleniyordu.Революційний рух ширився.
Bu yüzden sayıları gittikçe azalıyordur.Втім, її численність постійно зменшується.
Velocity (Hız): Büyük Veri’nin üretilme hızı çok yüksek ve gittikçe artıyor.Форма «Ауреа» («Aurea») — дуже швидко росте.
Hastalığı boyunca, bilinç kaybı yaşadığı ve gittikçe kötüleşen nöbetlere tutulur.Під час кожної акції він відчував нестерпний біль, коли його піднімали і опускали.
Franklin, kamu işleri için gittikçe daha fazla endişe etmeye başladı.Таким чином, Жорж стає дедалі стурбованішим за своє життя.
Önceleri sadece küçük bir grpken sayıları gittikçe artmış ve önem kazanmıştı.На кінцевій стадії оплавлення кількість рідких перемичок зростає і збільшується їх провідність.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.З кожним місяцем ситуація в Константинополі дедалі більше загострювалася.
Hayat gittikçe pahalılaşıyor.Життя стає все дорожчим.
Hava çok sıcak olduğu için, yüzmeye gittik.Оскільки було дуже спекотно, ми пішли плавати.
Uçakla Boston'a gittik.Ми полетіли до Бостона літаком.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
gittik ile cümle - Sayfa 24 - gittik kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App