Mahallede son yıllarda eğitime verilen önem gittikçe artmaktadır.ومنذ ذلك الحين، أصبحت زيادة مقدار الوقت في المدارس الموضوع الأهم.
Babanın da ayrılmasıyla aile gittikçe fakirleşti.موقع أبونا متى المسكين.
Fakat gittikçe yüksek yaşını göstermeye başlamıştı.كان يزداد جمالًا وبهاءً كلما تقدم في العمر.
Yolda gittikleri bir gün şiddetli bir yağmur bastırır.يبدأ الخط الدرامي عندما حدث ذات ليلة أن هبت على الجزيرة عاصفة شديدة.
Ailenin maddi durumu bu dönemde gittikçe kötüleşmiştir.ازدادت أحوال الأسرة سوءاً بمرور الأيام.
Karşı devrim gittikçe güçleniyordu.لكن الثورة كانت ما تزال في تصاعد.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.في كل التاريخ القديم، كان سقوط الإمبراطورية الآشورية هو الأكثر إثارة للإعجاب والشهرة.
Eşmerkezli daireler gittikçe artan günahkarlığı temsil eder.أي أنّ المتجهين الأصليين مستقلان خطيًا.
Zimmer ile Nolan'ın filmlerindeki ses manzarası gittikçe gür ve hareketli hale gelmek üzere gelişti.الصفيحة الموجودة بين النرويج وغرينلند بدأت تصبح أعمق وأعرض.
Dün gece sinemaya gittik.ذهبنا لمشاهدة فيلم ليلة البارحة.
Guevara gittikçe hastalanır ve 280. güne gelince akut astımdan artık zor nefes alabilmektedir.Guevara fica doente e, por volta do dia 280, mal pode respirar, como resultado de sua asma aguda.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Ele fica cada vez mais invejoso e cruel sobre a relação de Rose com Jack.
Ancak Lazlar, kendilerini bu bölgelerin diğer vatandaşlarından ayırmak için gittikçe daha çok çalıştılar.No entanto, cada vez mais os lazes tentam diferenciar-se dos outros habitantes dessas regiões.
Fakat gittiklerinde burada kimseyi bulamazlar.Ao chegarem lá, não encontram sobreviventes.
Moskova'ya gittikten sonra Rusça öğrenmeye başladı.Como não a entende, vai começar a aprender russo.
Rıdvan gittikçe iktidar gücü kazanmaya başladı.O núcleo então começa a ganhar força.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.Na metade da década de 1960, entretanto, sua saúde começou a deteriorar-se.
Buna protesto hareketi gittikçe büyümeye başladı.O grupo de manifestantes começava a crescer cada vez mais.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.E o número de participantes passou a aumentar daí em diante.
Sonra gittikçe yalnızlaşmaya başladım."Depois as coisas começaram a ficar estranhas..."
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Ainda assim, ele continuava a fumar e parou de perder peso.
Gittikçe daha çok beste yapmaya başladı.Dessa vez procurava vender cada vez mais.
Bu yüzden gittikçe zayıflar.Está lá se deteriorando.
Gittikleri yol ormanın içindedir ve kimsenin olmadığı bir yoldur.Guiará a todos com equidade e não haverá entre eles arrogância que escravize entre eles.
Hızlı raylı imalat 21. yüzyılda gittikçe daha popüler hale geldi.A sua simplicidade continua a torná-lo popular no século XXI.
Dolayısıyla ortaya gittik."Foi por isso que desistimos".
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.A insatisfação continuou crescendo.
Bu yıllarda Anne Sullivan'ın sağlığı gittikçe kötüleşmekte idi.Entretanto, a saúde de Amy Winehouse a essa altura estava bastante debilitada.
Bu yüzden sayıları gittikçe azalıyordur.Porém os números continuaram a decrescer.
Gittikçe açılan mesafeye rağmen Bismarck 10 salvosunda bir kez daha Prince of Wales'a isabet kaydetti.Apesar da bateria problemática, o Prince of Wales conseguiu acertar o Bismarck três vezes.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Seus problemas com as drogas e o álcool parecem ter acabado.
Müzikleri gittikçe daha çok progresifleşmiştir.As mudanças na música ocorrem pouco a pouco de forma progressiva.
Mihail gittikçe sefih hayata daha da dalmaya başladı.A própria Alexandra sentia cada vez mais medo.
Bu yüzden devlet gittikçe zayıfladı.Ao mesmo tempo, o governo Han estava se enfraquecendo internamente.
Çiftçi sorar çocuklarin nereye gittiklerini, çocuklarda Emmilerini yoklamaya gittiklerini söylerler."“Diz-se que os pais às vezes acompanharam seus filhos para as exibições”.
Hastalığı boyunca, bilinç kaybı yaşadığı ve gittikçe kötüleşen nöbetlere tutulur.Todo este trabalhou minou a sua saúde, cada vez mais enfraquecido pela diabetes.
"Birliktelik, beraberlik" anlamı katar: Okulca geziye gittik."Eu escola ter ido" (Masculino, forma verbal) era – "Eu (terminei de) ir a escola."
Karşı devrim gittikçe güçleniyordu.O momento da revolta estava se aproximando.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Maximiliano se via numa posição cada vez mais precária.
Fakat hastalığı gittikçe ağırlaşmaktaydı.A doença se agravou seriamente.
Ailenin maddi durumu bu dönemde gittikçe kötüleşmiştir.Enquanto isso, a condição financeira da familia piorava a cada dia.
Gittikleri yer Cleveland'dır.De hoofdplaats is Cleveland.
1986’da gittik oraya.1986 - Er was eens...
Aşk evlilikleri de günümüzde gittikçe artmaktadır.Het huwelijk kent intussen groeiende spanningen.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.Sindsdien daalt het aantal deelnemers gestaag.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Vanaf de kop loopt de zijlijn sterk op.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Constantijns positie werd moeilijker.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Minder met vakantie gaan.
Gittikleri yol ıssızmış.De weg kwijt zijn.
Bu dönemde Almanya’da Nazi etkisi gittikçe artar ve Eberhard da bundan nasibini alır.Duitsland gaat steeds meer op deze wereld lijken, vindt Wallraff.
Bu sırada hava gittikçe bozmuş ve pis bir yağmur başlamıştır.Daarna wendde zij zich naar het zuidwesten en begon te verzwakken.
Ama artık her gece cevabımızı gittikçe artan oranlarda veriyoruz.Iedere dag neemt ge weer de vaat ter hand.
Bu koleksiyon gittikçe genişledi.Deze collectie groeit nog steeds aan.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Daarna ging het door een alcohol- en drugsverslaving steeds slechter met hem.
Sadece doğuya gittikleri ve bir daha geri dönmedikleri bilinmektedir.Uiteindelijk vertrok hij naar het westen, vanwaar hij nooit is teruggekeerd.
Bu yüzden gittikçe zayıflar.Zo worden ze steeds dieper.
İkinci yarı bulduğumuz pozisyonlar ile sonuca gittik.Toch was het Leiden die de halve finale bereikte.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Zijn oeuvre groeide gestaag.
Finn Dierks ABD'ye gittikten sonra yerine Jörn Schubert geldi.Nadat Finn Dierks naar de Verenigde Staten verhuisde werd hij vervangen door Jörn Schubert.
Fakat Joe gittikten sonra pişmanlık duyar.Maar wanneer Kate weg is krijgt hij spijt.