gittikçe ile cümle
gittikçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Karşı devrim gittikçe güçleniyordu.A reformáció mozgalma egyre inkább terjedt.
Durumu gittikçe kötüleşerek böbrek yetmezliği üremiye neden oldu ve ardından kanama geçirdi.A sikertelenség valósággal letaglózta, egyre súlyosabban jelentkezett tüdőbaja is, és ágynak esett.
Rıdvan gittikçe iktidar gücü kazanmaya başladı.A hárem befolyása mind erősebben kezdett érvényesülni.
Kuzeyde ise gittikçe azalır.Pohjoisessa kehitys oli hitaampaa.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.Sen jälkeen on osanottajamaiden määrä jatkuvasti kasvanut.
Halkın durumu ekonomik bakımdan gittikçe kötüleşmektedir.Henkilötietoja pyritään yhä enemmän hyödyntämään taloudellisesti.
Ashıs gittikçe büyüdü.Kapinahenki lisääntyi.
Protestolar gittikçe büyüdü ve göstericiler 6 Nisan 2014'te Donetsk valiliğini basarak binayı ele geçirdi.Mielenosoittajat mellakoivat ja tunkeutuivat moniin hallintorakennuksiin Donetskissa 16. maaliskuuta 2014.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Alkoholi ja lääkkeiden käyttö rapauttivat hänen terveytensä.
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.Vuoto lisääntyi vähitellen.
Köşkü gittikçe büyütürler.Pohjakerroksessa kasvaa seinäsammalta.
Yani her tekrar sonra gittikçe daha az yeni bilgi depolanır.Vaikeammat tiedot näytetään useammin ja helpommat tiedot harvemmin.
Zaman geçtikçe yazıtlar resimlerin önüne geçmiş ve betimlenen sahneler gittikçe azalmıştır.Tämä tapahtui muuttamalla hahmojen ja tapahtumien vauhtia hitaammaksi.
Askerler yönetimdeki ağırlıklarını gittikçe arttırıyorlardı.Sodan myötä armeijan vaikutus maan hallinnossa kasvoi huomattavasti.
Ancak 1980’lerin başından bu yana gittikçe artan sayıda yapılar keşfedilmeye devam etmektedir.Όμως, από τις αρχές της δεκαετίας του 1980, όλο και περισσότερες δομές έχουν ανακαλυφθεί.
19. yüzyılda Kooperatif sistemi gittikçe büyüyüp İngiltere'nin en önemli perakandecilik grubu haline geldi.Κατά τη διάρκεια του 19ου αιώνα το πανδοχείο έπαιξε μεγάλο ρόλο στο αυξανόμενο σύστημα μεταφοράς της Αγγλίας.
Çünkü deniz gittikçe kuduruyordu.Η πολιορκία από ξηρά γινόταν όλο και πιο στενή.
Bu yüzden devlet gittikçe zayıfladı.Η σταθερότητα της κυβέρνησης εξασθενούσε.
Kuzeyde ise gittikçe azalır.Κατά τα βόρεια το είδος γίνεται πιο σπάνιο.
Gwen gittikçe daha da daha da güçlenir.Η Γκόντορ όμως έγινε όλο και πιο ισχυρή.
Birçok ek iş yapsa da ekonomik durumu gittikçe kötüleşir.Παρ' όλες όμως τις συγγραφικές του προσπάθειες, η οικονομική του κατάσταση χειροτέρεψε.
Ostrogotlar Krallığı ile Vandallar Krallığı arasındaki ilişkiler gittikçe daha düşmanca olmaya başladı.Η σύγκρουση μεταξύ της χήρας και του αυτοκράτορα έγινε πιο σοβαρή.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Το αλκοόλ και τα ναρκωτικά την είχαν κάνει να χάσει την επαφή με την πραγματικότητα.
Bu kez Roma ordusu için şartlar gittikçe kötüleşmeye başlamıştı.Η ρουμανική θέση επιδεινώθηκε σταδιακά.
Çünkü saatler gittikçe daha yavaş işlemeye başlar ve sonun gelmesine hep zaman vardır."Οσο περνάει ο καιρός πιάνουν ρυθμό και γίνονται όλο και καλύτεροι."
Karşı devrim gittikçe güçleniyordu.Η επανάσταση άρχισε να εξαπλώνεται.
Neyin gerçek neyin rüya olduğu gittikçe birbirine karışır.Είναι το όνειρο της πολυμορφίας το οποίο γίνεται πραγματικότητα.
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.I begyndelsen kom der kun få patienter, men hendes praksis voksede sig gradvist større.
Savastan sonra Kore Krallığı gittikçe izolasyonist olmaya başladı.Korea blev stadigt mere isolationistisk.
Bu numaralar enzimin gittikçe daha ince sınıflandırmasına karşılık gelir.Disse numre repræsenterer et progressivt forfinende klassificering af enzymer.
Sonra gittikçe yalnızlaşmaya başladım."Derefter begyndte vi at tage os selv seriøst."
Bu yüzden sayıları gittikçe azalıyordur.Deres antal er langsomt stigende.
Dağlarda yükseklik arttıkça, iklim gittikçe soğur.Jo længere man bevæger sig op ad et bjerg, jo koldere bliver det.
Şehrin ekonomisi gittikçe yaygın sanayi sektörlerinin katkısını almaktadır.I dag tiltrækker foreningen et stigende antal medlemmer fra erhvervslivet.
Bu koleksiyon gittikçe genişledi.Samlingen udvides løbende.
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.Dette førte til tiltagende desperation.
Meyvecilik da bu köyde gittikçe yayılmaktadır.Planten vokser almindeligt her i landet.
Gwen gittikçe daha da daha da güçlenir.Seniliteten gjorde sig efterhånden stærkere og stærkere gældende.
Hızlı raylı imalat 21. yüzyılda gittikçe daha popüler hale geldi.Genren har haft stigende popularitet i det 21. århundrede.
Fakat hastalığı gittikçe ağırlaşmaktaydı.Sygdommen bliver værre.
5. ve 6. yüzyıllarda Velletri piskoposluğu gittikçe önem kazandı.I det 5. og 6. århundrede blev guld og sølv mere og mere almindeligt.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.Siden har antallet deltagere fortsatt å øke.
Bu yüzden yatırımcılar gittikçe daha pahalı sözleşmeler almışlardır.Dette førte til at folk kjøpte stadig dyrere kontrakter.
Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı ve 20 Ocak 842'de öldü.Hans helse ble gradvis dårligere og han døde av dysenteri den 20. januar 842.
Savastan sonra Kore Krallığı gittikçe izolasyonist olmaya başladı.Korea ble stadig mer isolasjonistisk.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Konstantins posisjon vokste seg stadig verre og uutholdelig.
Hükümet halkın gittikçe genişleyen köklü isteklerine yanıt getiremedi.Kongen måtte gi etter for stadig voksende krav fra befolkningen om demokratisering.
Yaşamlarının sonuna doğru gittikçe parlaklıklarını kaybeder ve kara cüce hâline dönerler.Ved slutten av deres liv blir de helt enkelt mer lyssvake og går til slutt over til sorte dverger.
Franklin, kamu işleri için gittikçe daha fazla endişe etmeye başladı.Nå viet Franklin mer og mer tid til offisielle oppdrag.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Han slet imidlertid med depresjoner, og begynte å røyke og drikke mer og mer.
Önce yavaş başlar, gittikçe coşku artar ve sonunda zirveye ulaşır.Den blir stadig smalere og ender til slutt oppe på fjellet.
Avrupa'nın toplumsal kurumları gittikçe artan bir şekilde matrizmden patrizme geçti.Soul Asylum ble mer og mer populær.
5. ve 6. yüzyıllarda Velletri piskoposluğu gittikçe önem kazandı.I det 5. og 6. århundre ble gull og sølv mer og mer vanlig.
Her kademede eğitim gittikçe zorlaşıp imkânsız hale geliyordu.Kravene fra foreningen ble stadig vanskeligere å imøtekomme.
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.Kjedeligheten ble stadig større.
Bu durumda kütleçekim enerjisi gittikçe azalır ( daha fazla negatif değere kayma görülür).Først og fremst var målet å redusere luftmotstanden (den øker proporsjonalt i andre potens med farten).
Bu ozon tabakası gittikçe inceliyor anlamındadır.Dette betyr at ozon blir omdannet til surstoff.
Kuzeyde ise gittikçe azalır.Den blir altså mindre og mindre til lenger nord den lever.
Mor ekonominin bağlamı çağdaş toplumda önemi gittikçe artan kültürel bağlamdır.Konteks ekonomi ungu adalah semakin pentingnya unsur budaya dalam masyarakat kontemporer.
İki hareket de gittikçe büyüyen Alman milliyetçiliğinin birer parçasıydı.Kedua gerakan tersebut adalah bagian dari perkembangan nasionalisme Jerman.