gittiği ile cümle
gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.Şi uneori totul merge bine.
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.Y a veces las cosas marchan bien.
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.Και καμιά φορά τα πράγματα πάνε καλά.
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.Але іноді все в порядку.
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.И понякога нещата са добре.
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.Но иногда всё в порядке.
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu..ולפעמים הכל בסדר
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.وأحيانا تكون الأمور سليمة
Bazen işlerin iyi gittiği de oluyordu.「おおマシンよ 美しきもの 永遠の喜び」「☆完璧に稼働☆」
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanAku kadang-kadang meninggalkan api baik ketika saya pergi berjalan-jalan di sore musim dingin, dan ketika
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanAm plecat, uneori, un foc bun atunci m-am dus să ia o plimbare într-o după-amiază de iarnă, şi atunci când
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanA veces me dejó un buen fuego, cuando fui a dar un paseo en una tarde de invierno, y cuando
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanEu às vezes deixou um bom fogo, quando fui dar um passeio em uma tarde de inverno, e quando
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanI czasami w lewo dobry ogień, gdy poszedłem na spacer w zimowe popołudnie, a kiedy
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanIk heb soms liet een goed vuur toen ik ging voor een wandeling in een winter 's middags te nemen, en toen
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanJag lämnade ibland en bra eld när jag gick för att ta en promenad i en vinter eftermiddagen, och när
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanJ'ai parfois laissé un bon feu quand je suis allé faire une promenade dans un après-midi d'hiver, et quand
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanJeg nogle gange har efterladt et godt brand, da jeg gik at tage en tur i en vinter eftermiddag, og når
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zaman가끔 나는 겨울 오후에 산책을 갔을 때 좋은 불을 왼쪽, 언제
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanNéha maradt egy jó tüzet, amikor elmentem sétálni egy téli délután, és amikor
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanNěkdy jsem zanechal dobrý oheň, když jsem šel na procházku v zimě odpoledne, a když
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanNiekedy som zanechal dobrý oheň, keď som išiel na prechádzku v zime popoludní, a keď
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanOlen joskus jätti hyvän tulen kun menin ottamaan kävellä talvella iltapäivällä, ja kun
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanTôi đôi khi để lại một đám cháy khi tôi đã đi đến một bước đi trong một buổi chiều mùa đông, và khi
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanVčasih zapustil dober ogenj, ko sem šel na sprehod v zimskem popoldne, in ko
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanΈφυγα από μερικές φορές μια καλή φωτιά, όταν πήγα να κάνετε μια βόλτα σε ένα απόγευμα χειμώνα? Και όταν
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanПонякога ми остави добро огън, когато отидох да се разходя в зимен следобед, и когато
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanЯ иногда оставляют хороший огонь, когда я пошел на прогулку в зимний день, и когда
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanЯ іноді залишають хороший вогонь, коли я пішов на прогулянку в зимовий день, і коли
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanלפעמים אני נשאר אש טוב כשהלכתי לטייל בשעות אחר הצהריים חורפי, וכאשר
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zamanتركت في بعض الأحيان النار جيدا عندما ذهبت إلى اتخاذ المشي في فصل الشتاء بعد ظهر اليوم ، وعندما
Bazen iyi bir yangın, bir kış öğleden sonra bir yürüyüşe gittiğimde sol; ve ne zaman私は3時間から4時間後から、返される、それはまだ生きている輝きとなります。
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Às vezes, quando eu ficava com ela, era difícil conseguir o seu tempo e atenção.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.En ocasiones, cuando yo iba a pasar un tiempo con ella, no era fácil captar su tiempo y su atención.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.És időnként, amikor látogatóban voltam nála, nehéz volt részesedni az idejéből és a figyelméből.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Et parfois, quand j'allais passer du temps avec elle, il était difficile d'obtenir son temps et son attention.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Ilekroć chciałem z nią spędzić trochę czasu, ciężko było zwrócić na siebie jej uwagę.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.제가 때때로 할머니집에 가면 할머니의 시선을 끌거나 할머니랑 같이 놀기가 종종 힘들었지요.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Qualche volta, quando trascorrevo del tempo con lei, era difficile strapparle tempo e attenzione.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Şi câteodată când mă duceam şi petreceam timp cu ea, era greu să obţin timpul şi atenţia ei.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Soms als ik naar haar toeging was het moeilijk om haar tijd en aandacht te krijgen.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Wollte ich Zeit mit ihr verbringen, konnte es schwer sein, ihre Aufmerksamkeit zu erlangen.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Иногда, когда я хотел провести с ней время, добиться внимания было сложно.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.ולפעמים כשהייתי שוהה במחיצתה, היה קשה לזכות בזמן ובתשומת הלב שלה.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.وأحياناً عندما أذهب لقضاء الوقت معها ، يكون علي من الصعب الحصول على انتباهها ووقتها.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.時間と注目を得るのは難しかったのです いとこ達が所狭しと走りまわってました
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır. Ama orada eğelence de vardır.Μερικές φορές όταν φτάνεις εκεί, υπάρχει -σχεδόν- μια απογοήτευση. αλλά όλη η χαρά είναι το να πας εκεί
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Às vezes quando lá chegamos, quase temos uma desilusão.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Câteodată când ajungi acolo se întâmplă aproape ca o renunţare.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Czasem, osiągając cel, można odczuwać niemalże zawód.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Kadang ketika mencapai tujuan, terasa semacam kekecewaan.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.그것은 그곳에 도달하는거죠. 때때로 여러분이 그곳에 도착했을때, 거기에는 거의 감퇴가 있습니다.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.llegando a eso. A veces cuando llegas, hay casi una decepción.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Manchmal ist es fast enttäuschend, wenn man am Ziel angekommen ist.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Néha szinte csalódik az ember a megérkezéskor.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Niekedy, keď sa dostanete do cieľa, pocítite sklamanie.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Nogle gange når man ankommer, er det næsten en skuffelse.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Talvolta quando ci arrivi, c'è quasi una delusione.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Буває, добираєшся до місця призначення, і відчуваєш мало не розчарування.
Bazen, oraya gittiğinizde, hemen hemen bir hayal kırıklığı vardır.Иногда по окончании пути вас ожидает опустошение.