gittiği ile cümle
gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.A když přišel Petr do Jeruzaléma, domlouvali se naň ti, kteříž byli z obřezaných,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.A keď prišiel Peter hore do Jeruzalema, súdili sa s ním tí, ktorí boli z obriezky,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Da nu Peter kom op til Jerusalem, gikk de av omskjærelsen i rette med ham og sa:
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.E quando Pedro subiu a Jerusalém, disputavam com ele os que eram da circuncisão,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.E quando Pietro salì a Gerusalemme, i circoncisi lo rimproveravano dicendo
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Et lorsque Pierre fut monté à Jérusalem, les fidèles circoncis lui adressèrent des reproches,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Ja kun Pietari tuli Jerusalemiin, ahdistelivat ympärileikatut häntä
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Kemudian ketika Petrus pergi ke Yerusalem, orang-orang Yahudi yang sudah percaya itu, mencela Petrus
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Khi Phi -e-rơ đã trở lên thành Giê-ru-sa-lem, có người tín đồ vốn chịu phép cắt bì trách móc người,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Khi_Phi - e-rơ đã trở_lên thành Giê-ru-sa-lem , có người tín_đồ vốn chịu_phép cắt bì trách_móc người ,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.베드로가 예루살렘에 올라갔을 때에 할례자들이 힐난하여
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Ko pa je prišel Peter v Jeruzalem, so se prepirali ž njim, ki so bili iz obreze,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Mikor azért felment Péter Jeruzsálembe, vetekedének õ vele a zsidóságból valók,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.När så Petrus kom upp till Jerusalem, begynte de som voro omskurna gå till rätta med honom;
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Og da Peter kom op til Jerusalem, tvistedes de af Omskærelsen med ham og sagde:
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Şi cînd s'a suit Petru la Ierusalim, îl mustrau cei tăiaţi împrejur,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Und da Petrus hinaufkam gen Jerusalem, zankten mit ihm, die aus den Juden waren,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Y cuando Pedro subió a Jerusalén, contendían contra él los que eran de la circuncisión
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.Και οτε ανεβη ο Πετρος εις Ιεροσολυμα, εφιλονεικουν μετ' αυτου οι εκ περιτομης,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.А Петър захвана та им изложи наред станалото, като каза:
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.И когда Петр пришел в Иерусалим, обрезанные упрекали его,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.І як прийшов Петр у Єрусалим, змагались із ним ті, що від обрізання,
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.ויהי כאשר עלה פטרוס ירושלים ויריבו עמו בני המילה לאמר׃
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.ولما صعد بطرس الى اورشليم خاصمه الذين من اهل الختان
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.及 至 彼 得 上 了 耶 路 撒 冷 、 那 些 奉 割 禮 的 門 徒 和 他 爭 辯 說
Ama Petrus Yeruşalime gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.及至 彼得 上 了 耶路撒冷 、 那些 奉 割禮 的 門徒 和 他 爭辯說
Ama ruh halinin değişmesi senin mutluluğunun gittiğinin bir göstergesi değil.En de verandering van stemming is niet een teken dat je geluk verdwenen is.
Ama ruh halinin değişmesi senin mutluluğunun gittiğinin bir göstergesi değil.Et le changement d'humeur n'est pas une indication que ton bonheur est parti.
Ama ruh halinin değişmesi senin mutluluğunun gittiğinin bir göstergesi değil.И перемена настроения не показатель того, что твое счастье ушло.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Aber Gleichgewicht bedeutet nicht, dass die Dinge besser werden, sondern nur, dass sie nicht schlimmer werden.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Ampak stabilno stanje ne pomeni, da se stvari izboljšujejo, pomeni samo to, da se ne slabšajo več.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Dar, nivel constant nu înseamnă că lucrurile se îmbunătăţesc, ci doar că au încetat să se înrăutăţească.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.하지만 안정기라고 해서 점차 나아진다는 것은 아닙니다. 단지 더 나빠지지 않는다는 것이죠.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Mais, un état stabilisé ne veut pas dire que les choses vont mieux, c'est juste qu'elles ont cessé d'empirer.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Ma un livello stabile non vuol dire che le cose stiano andando meglio, è solo che hanno smesso di peggiorare.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Pero, un estado estable no significa que estemos mejor, sino sólo que dejamos de empeorar.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Stabilizace ale neznačí, že se stav zlepšuje, pouze se přestal zhoršovat.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Stabilizovaný stav ale neznamená, že sa veci zlepšujú, iba že sa prestali zhoršovať.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar."Stabilt tillstånd" betyder inte att det blir bättre, bara att det inte längre blir värre.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Stały poziom nie oznacza jednak poprawy, a tylko brak pogorszenia.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Viszont az egyenletes nem jelenti azt, hogy a dolgok jól alakulnak. Csak azt, hogy nem rosszabbodnak.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Но стабилно състояние не означава, че нещата се подобряват, а само че са спрели да се влошават.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Но устойчивое положение не означает, что ситуация улучшается — она просто перестала ухудшаться.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.Однак, сталий стан не означає, що все йде на краще, просто все перестало погіршуватися.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.אבל יציבות אין משמעותה שהמצב משתפר, אלא רק שהוא לא נעשה יותר גרוע.
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.ولكن هذا التوازن لايعني أن الأمور تتحسن بل مجرد أنها توقفت من الإتجاه للأسوأ
Ama, sabit seyir işlerin iyi gittiğini göstermez, sadece daha kötüye doğru gitmiyorlar.悪化することが止まったというだけです いまだに、定常状態とは言え、大体
Ama, sonsuza kadar devam ediyor, öyle değil mi? Örüntüyü ve sonsuza kadar gittiğini biliyorsunuz.Ces que tous aller l'infini, mais vous savent le patron.
Ama, sonsuza kadar devam ediyor, öyle değil mi? Örüntüyü ve sonsuza kadar gittiğini biliyorsunuz.Todos continuam até ao infinito, mas já sabe o padrão.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Ale problém je, že keď som odišla z domu a šla na vysokú školu, začalo mi strýkove komandovanie chýbať.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Das Problem ist jedoch, als ich daheim auszog und ans College ging, fehlten mir seine Befehle.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.De, ahogy bekerültem a főiskolára, hiányozni kezdtek az utasításai.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Het probleem is dat ik, toen ik het huis verliet om te gaan studeren, zijn bevelen begon te missen.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Jednak gdy wyjechałam na studia, zaczęło mi brakować jego poleceń.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.하지만 문제는, 제가 막상 대학을 가기 위해 집을 나오게 되자 삼촌의 잔심부름 명령들을 그리워하게 됐다는 겁니다.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Mais le problème est que, quand j'ai quitté la maison pour l'université, Ses ordres ont commencé à me manquer.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Mas o problema é que, quando eu saí de casa e fui para a faculdade, comecei a sentir falta das ordens dele.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Men när jag flyttade hemifrån för att gå på college började jag sakna hans krav.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Problema a apărut însă atunci când am plecat la facultate. A început să-mi fie dor de "ordinele" lui.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Problém nastal, když jsem odešla z domu na vysokou školu, začalo mi jeho komandování chybět.