gittiği ile cümle

gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eddard odasına gittiğinde kızlarının kavga ettiğine şahir olur.Eddard vender tilbage til sit hus, kun for at finde hans døtre skændes.
Çünkü takıma devre arasında gittiğimde sadece 8 puanı vardı.Ved krigsudbruddet var der kun 8 apparater i drift.
Adam kalkıp gittiği sırada Locke'u onun arkasından seslenirken tekerlekli sandalyede görüyoruz.Da manden rejser sig op for at gå bliver det chokerende afsløret, at Locke sidder i kørestol.
Babasıda onun gittiği yere gider.Derfra hans verden går.
Türkiye'de yapılan araştırmalar Roma arabalarının sağdan, İngiltere'de ise soldan gittiğini gösteriyor.De til Japan eksporterede eksemplarer var, på trods af deres venstrekørsel, venstrestyrede.
2013 yılında gittiği atış poligonunda arkadaşı tarafından öldürüldü.I 2001 blev han skudt og dræbt af sin egen livvagt.
Son kez balık tutmaya gittiğinde bir şey yakaladın mı?Fangede du noget sidst du tog ud for at fiske?
Atina’ya ilk olarak ne şartlar altında gittiği bilinmemektedir.Det er ikke kjent hvilke omstendigheter som gjorde at hun først reiste til Athen.
"Kuşlar,senin uzak diyarlara gittiğini söylediler bana."Soldatene fortalte at de var på vei til Bergen.
Limana gittiğinde tekne uzaklaşmış olur.Når båten legger til havn blir hun svært skuffet.
Adam kalkıp gittiği sırada Locke'u onun arkasından seslenirken tekerlekli sandalyede görüyoruz.Når mannen reiser seg opp, ser vi at Locke sitter i en rullestol.
Nereye gittiği bilinmemektedir.Vi vet ikke hvor de kjører oss.
Gittiği son okul Manhattan'daki Professional Children's School'dur.Hun gikk også på Professional Children's School på Manhattan i New York.
Bir sinema filminin çekimi için gittiği Ürdün'de öldü.Han døde av slag i Taiwan under forberedelsene til en ny film.
Çünkü takıma devre arasında gittiğimde sadece 8 puanı vardı.Da våpenstilstsnde trådde i kraft var bare åtte fly ferdigbygget.
İngiltere'ye gittiğinde Emma Gibson ile evlendi.Han giftet seg med Emma Jacobsen.
Türkiye'de yapılan araştırmalar Roma arabalarının sağdan, İngiltere'de ise soldan gittiğini gösteriyor.Sporene tyder på at romerne, i hvert fall her, kjørte på venstre side av veien.
Mach, bir merminin nasıl ses hızından daha hızlı gittiğini açıkladı.På maks fart vil togene bevege seg raskere enn en kule avfyrt av en pistol.
Büyüyü bırakmasının nasıl gittiğini sorar, Willow ise alıştığını söyler.Til hans store overraskelse sier Vanessa at det er greit.
Bütün bu grubun arkasından gittiği isim ise Rothschildler idi..."Pemimpin grup ini adalah keluarga Rothschild...".
Eflak 23 Haziran 1989'da kalp ameliyatı için gittiği Paris'te hayatını kaybetti.Aflaq meninggal pada 23 Juni 1989 di Paris, setelah menjalani bedah jantung di sana.
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Komolika menarik perhatian semua pria ke mana pun dia pergi.
Nereye gittiği bilinmemektedir.Anda tak tahu hendak ke mana.
Şiir yazmaya, iki kilometre uzaklıktaki okuluna yürüyerek gittiği ilköğretimi sırasında başladı.Menurutnya untuk sampai di sekolah, dia harus berjalan kaki sekitar 2 km.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.Contoh lain saat kita pergi ke Singapore.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Benjamin juga bertemu Thomas Button, yang tidak mengungkapkan bahwa ia adalah ayah Benjamin.
Gidersen, yasalar gittiğini öğrenir).Jika ditemukan, maka hukum tersebut yang dilaksanakan.
Gittiğinde yakışıklı, zeki ve göz korkutucu bir adamla karşılaşır.Tak sengaja ia bertemu dengan cowok yang tampan dan keren.
Gittiği üniversitede John Taylor ile tanışır.Ia juga pernah bersekolah di John Ball Primary School.
Recep İvedik her işe gider, gittiği işlerde de ortalığı birbirine katar.Para wali saling berbagi tugas, semua sudah siap sedia.
Ancak 8 Eylül 1998'de kayıt için gittiğinde türbanlı fotoğrafı kabul edilmeyerek kaydı yapılmadı.Sayangnya karena kerusuhan tahun 1998, rekaman itu tidak dilanjutkan.
Meryem, gittiği bu yerde doğum yaptı.Đây là nơi mà cô ấy đã sinh ra.
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padme không tin ông và không chịu tiết lộ nơi ở của Anakin, biết rằng Obi-Wan sẽ cố gắng để giết anh.
Müttefik kuvvetler Gotik Hattına gittiğinde, San Marino'lu binlerce sivil mülteciyi kabul etti.San Marino chấp nhận hàng ngàn người tị nạn dân sự khi các lực lượng Đồng minh đã đi qua vùng Gothic.
Bütün bu grubun arkasından gittiği isim ise Rothschildler idi..."Người dẫn đầu là gia tộc Rothschild...".
Ancak gittiği evde bulduğu ceset onun tüm planlarını altüst eder.Việc tìm thấy thi thể của họ đã cứu vãn toàn bộ kế hoạch.
Odasına gittiğimde baktım Hozan Beşir dinliyor.Khi nghe tin bà mất, ông ra Quảng Ninh viếng bà.
Mason gittiği bir partide Sheena ile tanışır ve çıkmaya başlarlar.Mason tham sự một buổi tiệc và gặp Sheena, cô sau đó trở thành bạn gái cậu.
Gittiği son okul Manhattan'daki Professional Children's School'dur.Sau đó, cô theo học tại trường của trẻ em chuyên nghiệp ở Manhattan.
Doom Dimension'a gittiğini düşünmüşlerdir.Chúng đã xác định lại kích thước của Ganymede.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Cha cô quyết định cho cô thôi học khi cô đang học dở lớp 8.
Seni gittiğine inandırdım ve sonra da gözündeki perdeyi kaldırdım.Thật bất ngờ là cô đã đồng ý và kéo anh đứng dậy.
Halime Sultan kervana gittiğinde her tarafın yakılıp yıkıldığını görür.Tào Nhân thất kinh chạy ra thì thấy cả vùng lửa cháy ngút trời.
Ayrıca 1998'den beri kiliseye gittiğini eklemiştir.のち、1998年に正教会に改宗した。
Clegane gittiğinde Tywin, Arya Stark'ı (Maisie Williams) yemek yemeğe çağırır.グレガーが去った後、タイウィンは目の前で食事をするようアリア(メイジー・ウィリアムズ)に命じる。
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.そして彼らはパリで出会うことを約束する。
İhanet edenler ve döneklerin gittiği yerdir.併し本道は諸隊の行進する所。
Rick, Carl'a Michonne ile işlerin nasıl gittiğini gizlice sorar.リックはニーガンと戦う事をカール、ミショーンにも告げる。
Eflak 23 Haziran 1989'da kalp ameliyatı için gittiği Paris'te hayatını kaybetti.1989年6月23日、パリで心臓手術を受けた後、そのまま死去した。
Kasaba başbakan Margaret Thatcher'ın doğum yeri ve Isaac Newton'un okula gittiği yer olarak tanınır.以前、イギリスの首相を勤めたマーガレット・サッチャーの生誕地として、またアイザック・ニュートンが通った学校があることで知られている。
Bugün hala Laputa'nın peşinden gittiğini söylemiştir.現在でもラピュタを追いかけていると語る。
Recep İvedik her işe gider, gittiği işlerde de ortalığı birbirine katar.仕事柄、どこに行っても仕事と結びつけてしまうのが玉にキズ。
Franklin, yazları Buffalo'ya gittiğini, annesinin de sıkça Detroit'e çocuklarını ziyarete geldiğini belirtti.サルバトーレによれば、バーバラ・フランクリンは子どもたちと面会するために何度もミシガン州デトロイトに戻っているし、子どもたちも夏休みにはバッファローを訪れ、母親の家に泊まったりしていたという。
Büyük ihtimalle daha özel odalara gittiği düşünülebilir.おそらく個人事務所だと思われる。
Mehmet Eşref Paşa, Suriye Vali Muavini iken Hicaz'a sık sık gittiği için "Hacı" lakabıyla anılıyordu.友人のムクロのために、下層の「階層の主」を定期的に狩っているため多くの財宝を所有している。
Hatta Tanrı'ya kadar gittiği söylenir.それどころか神のことすら忘れている。
Falchuk, Beaver Country Day Okulu'na gittiği Newton, Massachusetts'de büyüdü.マサチューセッツ州ニュートンで育ち、Beaver Country Day Schoolに通う。
Görüyorsun ya, her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikâyet dinliyoruz.最強と呼ばれる格闘家の噂を聞けば、どこにでも赴く。
Bir de Şükran’ın İlhan’la gezmeye gittiğini söyler.くにおはひろしに「よしひろが大阪を案内してくれるって。
Gittiği yer, ücra bir köydür.彼らが見つけたのは寂れた村であった。

İlgili Sayfalar