gittiği ile cümle

gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Oamenii încep să ​​suspecteze că ceva nu e în regulă.
Stuart'ın yanına gittiğimde ve çatısına çıktığımızda 'Tatlım, ben dans etmek istiyorum.' modundaydık.Când mergeam la Stuart, ziceam „Dragă, vreau să dansez.”
Kendisinin sürekli bir komploya kurban gittiğini savundu.Crede că este victima unei conspirații.
Faith, ona ilişkilerinin ne yönde gittiğini sorar.Ea îi cere lui Faith să descopere cine a pus la cale înscenarea.
1929 yazının sonlarına doğru gittiği Ankara'da, Türkiye İş Bankası’na “Umum Muhasebe Şefi” olarak girdi.În vara lui 1929 se mută la Ankara obținând un post de contabil șef la Türkiye Iş Bankası.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Tatăl ei a scos-o de la scoală când era în clasa a IX-a.
Vito şaşkınlıkla Leo'ya sorar onun nereye gittiğini.Ken îi spune lui Archie, bâlbâindu-se cumplit, unde a plecat Otto.
Gittiği üniversitede John Taylor ile tanışır.Aici îl întâlnește pe Luke Martin, cu care se cunoștea din timpul colegiului.
Hüseyin İnan'ın çağrısı üzerine gittiği Filistin'de El Fetih örgütü kamplarında eğitim gördü.În Palestina, s-a remarcat prin activitatea sa în cadrul organizației clandestine de autoapărare Hagana.
Bu eşleşmenin sonsuza kadar gittiğini varsayıyoruz(önemli olan nokta burasıdır).A solda un cont semnifică închiderea acelui cont (subînțeles, a aduce în prealabil soldul contului la zero).
Tom'un gittiğini ben bile bilmiyordum.Nici măcar eu nu am știut că Tom a plecat.
Onun nereye gittiğini bilmenin imkanı yok.Nu există nici o cale de a ști unde a plecat.
Öldükten sonra suçluların cezalandırılmak üzere gittiği yerdir.A munkát a bűnözők halála után azok leszármazottai végzik tovább.
Eğer A kişisi emlakçıya gittiğinde, ne istediğini tam olarak beyan etseydi, icapta bulunmuş olurdu.Ha tényleg a komornyik volt az, akkor mondja meg, mi van abban az iratban?
Meryem, gittiği bu yerde doğum yaptı.Ez az a hely, ahol született.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.Belgiumból Londonba mentek.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.Kérdés, hogy a játék a fejlődése folyamán melyik irányba mozdul el.
Bu sayede araç ileri gittiği hızda geri de gidebilir.Emiatt egy kicsivel szabad csak a kocsi sebessége előtt járni.
Gittiği son okul Manhattan'daki Professional Children's School'dur.Itt egy manhattani tehetséggondozó iskolába, a Professional Children's Schoolba járt.
Seni gittiğine inandırdım ve sonra da gözündeki perdeyi kaldırdım.Odatérdeltem a csont mellé, és néztem, majd a földre feküdtem.
Gittiği yer, ücra bir köydür.Nagyecsér-A kihalt falu.
Bu tesiste bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştır.Úgy tűnt, mintha valami pusztító dolog elől menekülne.
Earnshaw burada 14 yaşına kadar gittiği Harehills okuluna kayıt olmuştur.Katymáron járt általános iskolába, ahol 14 éves koráig élt.
Okula gittiği sıralarda bir takım sınıf arkadaşıyla grubunu kurdu.Barátaival már az iskolában megalkotott egy rap csapatot.
Her gittiğim köyden de ikişer kız öğrenci bulup gönderdim."Így mindkét egyetemen csak néhány száz hallgató tanult.
Fakat tam bu sırada Gürcistan Kralı olan David'in bir suikasta kurban gittiği haberi geldi.Az időközben Genfben merénylet áldozatául esett Erzsébet királynéról nevezték el.
Yapılan bir araştırmaya göre bir Sovyet yurttaşının yılda ortalama 18 kez sinemaya gittiği belirlenmiştir.Az amerikai polgár átlagosan havonta háromszor megy moziba.
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padmé nem sejti, hogy mire vetemedett Anakin, és amikor később Obi-Wan felvilágosítja őt, nem akar hinni neki.
Tom'un hangi yoldan gittiğini biliyorum.Tudom, melyik úton ment Tom,
Nereye gittiğini biliyorum.Tudom, hova mész.
İkinci bölümde Winston, basketbol oynamak için gittiği Letonya'dan döner.Sarjan toisessa jaksossa Winston palaa Latviasta, jossa hän oli pelaamassa koripalloa.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz."Tavataan Berliinissä!"
Falchuk, Beaver Country Day Okulu'na gittiği Newton, Massachusetts'de büyüdü.Falchuk kävi nuorena Beaver Country Day School -koulua, Massachusettsin Newtonissa.
Telemakhos, babası Truva Savaşı'na gittiğinde henüz kundaktadır.Telemakhos syntyi samana päivänä, jona hänen isänsä lähti Troijan sotaan.
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Häpeä seurasi kaikkialle minne hän meni.
Hükümdar seyahate veya sefere gittiğinde taşthane de onunla birlikte götürülürdü.Venäläisten lähdettyä perääntymään Tigerstedt joutui lähtemään heidän mukaansa.
Ailesini aramak maksatlı gittiği Arjantinde, Argentina krizi konferansına katıldı.Hän matkusti Argentiinaan saatuaan sieltä työtarjouksen.
Köye gittiğinde gördüğü bu olayı anlatır.Tämä artikkeli kertoo kylästä Kokemäellä.
Vincent van Gogh tıbbî yardım almak için gittiği doktorda kendini görmüştür.Van Gogh oli siellä tohtori Gachet´n hoidettavana saadakseen hoitoa mieltänsä vaivanneisiin ongelmiin.
Bu da cenazeye bir ruhun gittiğini işaret etmektedir.Tuntui kuin olisimme olleet menossa hautajaisiin.
Kasaba başbakan Margaret Thatcher'ın doğum yeri ve Isaac Newton'un okula gittiği yer olarak tanınır.Kylä tunnetaan fyysikko Isaac Newtonin synnyinpaikkana.
Hogwarts öğrencilerinin Hogsmeade gezilerinde sık sık gittiği bir yerdir.Hodorkovskin liiketoimiin sijoittaneet joutuivat usein pettymään.
Limana gittiğinde tekne uzaklaşmış olur.Όταν επέστρεψαν στο λιμάνι, το πλοίο είχε φύγει.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Από την αρχή φαινόταν ότι κάτι δεν πήγαινε καλά.
Öldükten sonra suçluların cezalandırılmak üzere gittiği yerdir.Δηλαδή οι αμαρτωλοί, μόλις βρουν τον θάνατο, οδηγούνται εκεί.
Film serisinin gittiği yönü beğenmeyen Michael Keaton, Batman rolünü tekrarlamamaya karar verdi.Ο Μάικλ Κίτον αποφάσισε να μην επαναλάβει το ρόλο του καθώς δεν του άρεσε η νέα κατεύθυνση της ταινίας.
Michael, Ukrayna'ya kumar makineleri kurmaya gittiği bir işe onu da yanında götürür.Ο Μίχαελ, τελικά, τον παίρνει μαζί του στην Ουκρανία, ώστε να εργαστεί φρουτάκια.
Büyük ihtimalle daha özel odalara gittiği düşünülebilir.Πιθανώς εδραζόταν σε ειδικό στήριγμα.
Fakat hangi medreseye, ne zaman gittiği ve kimlerin hocası olduğu bilinmemektedir.Δεν υπάρχει καταγραφή ως προς το πού έλαβε την εκπαίδευσή του ή με ποιους Δασκάλους σπούδασε.
Atina’ya ilk olarak ne şartlar altında gittiği bilinmemektedir.Δεν είναι γνωστές οι συνθήκες υπό τις οποίες ταξίδεψε στην Αθήνα.
Babasıda onun gittiği yere gider.Η διαμονή εκείνου που έφυγε.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Ο Μπέντζαμιν γνωρίζεται με τον Τόμας Μπάτον, ο οποίος δεν του αποκαλύπτει ότι είναι ο πατέρας του.
Bu eşleşmenin sonsuza kadar gittiğini varsayıyoruz(önemli olan nokta burasıdır).Η εσφαλμένη απόφαση εξακολουθεί να δεσμεύει τους διαδίκους (να αποτελεί δεδικασμένο για αυτούς).
Nereye gittiği bilinmemektedir.Δεν γνωρίζουμε πού τάφηκε.
Babanın nereye gittiğini biliyor musun?Ξέρεις πού πήγε ο πατέρας σου;
Bugün nereye gittiğini Tom'a söyledin mi?Είπες στον Θωμά πού πήγες σήμερα;
Best içmeye devam edip Londra yakınlarındanki Surbiton'daki her zaman gittiği pub'da görünüyordu.Best fortsatte med at drikke, og han var nogle gange blevet set på den lokale pub i Surbiton, Greater London.
Kendisinin sürekli bir komploya kurban gittiğini savundu.Han er overbevist om, at han er offer for en stor konspiration.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.For første gang møder han Thomas Button, der ikke afslører at han er Benjamins far.
Bu olayların 4000 yıl önceye kadar gittiği düşünülmektedir.Den menes at have været anvendt i mere end 4000 år.

İlgili Sayfalar