gittiği ile cümle

gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu durum, Yehova'nın Kudüs'ten ayrılıp halkıyla birlikte sürgüne gittiğini ifade etmektedir.Okazało się, że Hana spodziewa się dziecka i wyjeżdża z Leśnej Góry do Izraela.
Kendisinin sürekli bir komploya kurban gittiğini savundu.Nie wie, że sam padł ofiarą spisku...
Büyük ihtimalle daha özel odalara gittiği düşünülebilir.Podejrzewa się, że w rzeczywistości zamieszkuje on większy obszar.
Nereye gittiği bilinmemektedir.Nie ma pojęcia, gdzie jechać.
1967 yılında tedavi için gittiği İsveç'te hayatını kaybetti.Zmarł podczas wyjazdu na leczenie w Szwecji.
Dergâha gittiği zaman yedi derviş onu beklemektedir artık.W momencie zniszczenia w obiekcie znajdowało się siedem ołtarzy.
İlk gittiği okul Almanca konuşulan bir Yahudi okuluydu.Początkowo był to katolicki zakład szkolny, w którym obowiązującym językiem był niemiecki.
Odasına gittiğimde baktım Hozan Beşir dinliyor.Zjeżdżając z toru, spoglądam na Zienowkę.
Müzik kariyerine profesyonel olarak gittiği Almanya'da "Cats" adlı grupta adım atmıştr.Spotkali się w Niemczech, w czasie pracy nad musicalem "Cats", w którym występowali wszyscy razem.
1970 yılında gittiği Amerika Birleşik Devletleri’ndeki araştırmaları 7 yıl sürdü.Jego pobyt w USA trwał 17 miesięcy.
Çocukluğunda annesi Avrupa'ya dans için turneye gittiğinden dadısı ile kalmaktaydı.W dzieciństwie pomagał ojcu w naprawianiu rowerów.
Eskiocak görüşme sonrasında gittiği Reyhanlı ilçesinde patlama yerlerinde inceleme yaptığını söyledi.Uważa, że Cylinder od niego odszedł po porannej kłótni.
Bates daha sonra Sam'e Lila'nın onu kandırdığı ve eve gittiğini ve annesinin onu beklediğini söyledi.Tom chciał to zrobić, ale Lynette go zatrzymała i krzyknęła do sąsiadki by powiedziała proszę.
Teftiş için gittiği ilk yerler Nazilli ve Söke'dir.Pojawia się też koncepcja wydawania pisma literackiego.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.Besök i Belgien.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Hennes pappa tog henne ur skolan när hon gick i åttan.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.1945 följde han sin far till Uruguay som sekreterare i faderns halalkött-beskickning.
Arabanın yanına gittiğinde Başkan Yardımcısının kardeşinin çoktan ölmüş olduğunu görür.Efter att ha hittat sin farbrors bil med skotthål vid förarsättet inser han att hans farbror blivit mördad.
Öğreniminin bir kısmını babasıyla birlikte gittiği ABD'de yaptı.Han tillbringade en del av sin uppväxt i USA där fadern undervisade vid universitet.
Neyin yanlış gittiğini anlayamamaktadır.Det är inte känt vad som orsakade misslyckandet.
Savaş muhabiri olarak gittiği Vietnam'da tuttuğu günlüğüdür.Under Vietnamkriget arbetade hon som journalist i Vietnam.
Krallar Kitabında babası Ahab'ın yolundan gittiği için eleştirilmiştir.Författaren till Första Kungaboken kritiserade honom för att han följde i fadern Ahabs fotspår.
Mach, bir merminin nasıl ses hızından daha hızlı gittiğini açıkladı.På maxfart kommer tågen röra sig snabbare än en kula avfyrad av en pistol.
1982 yılında ziyaret için gittiği memleketi Budapeşte'de karaciğer ve böbrek yetmezliğinden hayatını kaybetti.Han avled i Budapest år 1982 av problem med lever och njurar under ett besök till sitt hemland.
Bu eşleşmenin sonsuza kadar gittiğini varsayıyoruz(önemli olan nokta burasıdır).Att vara uppkopplad innebär att (för tillfället eller kontinuerligt) ha tillgång till Internet.
Benim gittiğim yerler seni pek açmaz.Ställena jag går till faller dig inte i smaken.
Holmes insanlara onun Kaliforniya'daki akrabalarını ziyarete gittiğini söyler.Холмс сказав оточуючим, що вона поїхала до родичів у Каліфорнії.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.У 1945 він, як секретар супроводжував свого батька в Уругвай в його Халяль місії.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.Потім виїхали до Бельгії.
Bunalan Homer, Moe'nun Tavernasına gittiğinde Dr. Marvin Monroe'nun Aile Terapi Merkezi reklamlarını görür.У відчаї Гомер йде до Мо, де б'ється з Барні та бачить рекламу «Сімейної терапії доктора Марвіна Монро».
Ertesi sabah Abraham uyanır ve Ellen ve çocuklarının gittiğini görür.Вранці Соєр прокидається і зауважує відсутність Клер і дитини.
Hepburn Temmuz 1932'de Kaliforniya'ya gittiğinde 25 yaşındaydı.Хепберн прибула до Каліфорнії в липні 1932 року.
Gidemiyorum— çünkü genelde gittiğim zaman bilirsiniz, bir buçuk şişe viski ve sonra yine işe dönmem gerekiyor.Крізь принадливі очка — знаю — Не раз, не два я промкнусь, В баговінню садів погуляю, А колись таки попадусь.
Takaki trenlerin geçmesini bekler fakat kadının gittiğini görür.Такакі чекає поки потяг проїде і бачить, що Акарі уже пішла.
Yerin altına inen ekip bir şeylerin ters gittiğini fark ettiğinde artık çok geçtir.Екіпаж розуміє, що щось пішло не так.
Okula gittiğinde ise çok geç kalmıştır.На мій урок він запізнився.
Faith, ona ilişkilerinin ne yönde gittiğini sorar.Фред запитує, де вона.
Bu eşleşmenin sonsuza kadar gittiğini varsayıyoruz(önemli olan nokta burasıdır).Вихідне значення підтримується на постійному рівні (задане значення — константа).
1992 sonunda gittiği Kahire’de üç ay boyunca Hannager Tiyatrosu'nda tiyatro atölye çalışmaları yaptı.Поїхав в Саламанку, де впродовж трьох років працював у театрі.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Я спочатку подумав, що це якась помилка.
Suçlu gittiğinde Griffinler Quahog'daki evlerine geri döner.Після цього майбутня королева їде назад в Хетфілд-хаус.
Franklin, yazları Buffalo'ya gittiğini, annesinin de sıkça Detroit'e çocuklarını ziyarete geldiğini belirtti.Мурашка спитала Бабку, чи працювала вона влітку.
Nikolai'nin nereye gittiğini bilen biri var mı?Хто знає, куди подівся Микола?
Sen eve gittiğinde, annen ne yapıyordu?Що робила твоя мати, коли ти повернувся додому?
John okula gittiğinde Tom ve Mary hâlâ uyuyordu.Том та Мері все ще спали, коли Джон пішов до школи.
Tom'un bankaya gittiğini gördüm.Я бачив, як Том заходив у банк.
Willow, büyüde bir şeylerin ters gittiğini düşünür.Rambo začíná cítit, že něco není v pořádku.
1926'da apandisit ameliyatı için gittiği Paris'te ameliyat masasından kalkamayarak yaşamını yitirmiştir.Musel v Paříži narychlo absolvovat operaci, kterou nepřežil.
Falchuk, Beaver Country Day Okulu'na gittiği Newton, Massachusetts'de büyüdü.Vyrostl v Newtonu, ve státě Massachusetts, kde navštěvoval Beaver Country Day School.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Když byla v osmé třídě, její otec ji vytáhl ze školy.
Adaylar belli olduktan sonra ödülün kimlere gittiğini belirlemek için ikinci bir oylama yapılır.Série předvolebních debat Komu dát hlas?
Gerekirse sürekli gittiğiniz manava, pazarcıya vs. papağanınıza bir iki tane bamya hediye etmesini rica edin.Jednoho dne se bělička vydá na trh, kde si od hrnčíře Vítka koupí několik hrníčků.
Genellikle erkeklerin gittiği barlara Türkçede yaygın olarak birahâne denir.Obvykle to bývají ženy, kterým se v galicijštině říká polbeiras.
Onun sakatlığında mücadele eden Heat, büyük takasa gittiği Charlotte Hornets'a elendi.Strhne se však velká rvačka, z níž je obviněn právě Horác.
Bu eşleşmenin sonsuza kadar gittiğini varsayıyoruz(önemli olan nokta burasıdır).Tento rys je považován za měřitelný na škále (tento předpoklad vychází již z pouhé existence samotného testu).
Gidemiyorum— çünkü genelde gittiğim zaman bilirsiniz, bir buçuk şişe viski ve sonra yine işe dönmem gerekiyor.Vezmeme si hoblík, pilku, zahrajem si ještě chvilku, až to kolo spravíme, tákhle se zatočíme.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.V tomto okamžiku se asi posádka poprvé dozvěděla, že něco není v pořádku.
Mark, kardeşini görmeye New York’a gittiğinde onun öldüğünü öğrenir.Měla se sním setkat, ale když doletěla do New Yorku, dozvěděla se, že zemřel.
"Nilüfer-Yeniden Yetmişe". gittigidiyor.com.Losmanové medaile opět utekla. iDNES.cz .
Annesi ona vurunca, gittiği için babasını azarladığını düşünür.Podle báje se jeho matka tak vyděsila, že ho opustila.

İlgili Sayfalar