gittiği ile cümle
gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eğer gittiğiniz kişi saldırıya uğrarsa siz ve saldırgan ölecektir.Se você tentar fazer qualquer movimento, você vai pôr em perigo a si mesmo e o avião.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.As pessoas começaram a suspeitar que algo acontecia.
Willow, büyüde bir şeylerin ters gittiğini düşünür.Mas Great Wolf insiste que tem algo errado.
Kanada'ya gittiğinde de, Metodist Kilisesi'nin bir üyesi olarak kaldı.No mesmo dia, Ellen foi aceita como membro da Igreja Metodista.
Ailesini aramak maksatlı gittiği Arjantinde, Argentina krizi konferansına katıldı.A família chega à Argentina junto com a crise econômica mundial.
Bu tesiste bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştır.Parecia que essa gente sabia que algo lhes faltava.
Babasıda onun gittiği yere gider.Ela diz que vai com ele aonde ele for.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Ela só foi à escola em tempo integral quando estava na oitava série.
Mitsuki Amerika’ya gittiği zaman kalbi kırılmıştı çünkü Eichi’ye gerçek hislerini söyleyememişti.Mitsuki fica com o coração despedaçado quando ele parte pois não conseguiu confessar-lhe os seus sentimentos.
Meryem, gittiği bu yerde doğum yaptı.Maria já nasceu neste país.
Bazı öykülerde yazar, gerçek hayatta gittiği yerleri ve karşılaştığı gerçek insanları anlattı.Em seus romances, o escritor retrata pessoas que encontrou e lugares onde viveu.
Haziran 1842'de görmeye gittiğimde, alışkanlığı üzere ava gittiğini öğrendim.Acordei em 2017 e percebi que sentia o mesmo.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.Em 1945, ele acompanhou seu pai ao Uruguai como secretário numa missão relacionada à produção de carne halal.
Naksos adasına gittiği zaman ise Theseus’un bırakıp gittiği Ariadne’yi bulur.Para voltar ao ponto de partida, teria apenas que ir seguindo o fio que Ariadne seguraria firmemente.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Benjamin também conhece Thomas Button, que não revela que ele é o pai de Benjamin.
Öldükten sonra suçluların cezalandırılmak üzere gittiği yerdir.Mas, depois de condenados, os criminosos fugiram.
Gittiği yirmi beşinci bahçede, Winkie yaşlı bir kadınla karşılaşır.No epílogo do romance, Peter visita uma Wendy já adulta.
Rivayete göre sahnede başlangıçta Sydney'de gittiği okulu Ashfield Boys High School'un formasını giyiyordu.O uniforme original foi retirado de sua escola secundária, Ashfield Boys High School, em Sydney.
Babası gezici antikacılık işi ile uğraşıyordu ve gittiği her yere ailesini de sürüklüyordu.Seu pai era um pastor Adventista e levava sua família aonde quer que ele trabalhasse.
( Her şey yolunda gittiğinde şımarmamak ve öteki insanları küçük görmemek son derece önemlidir. )(Com quem você está?), no entanto, outros participantes não aceitaram, considerando-a fraca.
Sonraki yıllarda Elton John'un da gittiği Pinner County Grammer School'da okudu.Ele estudou na Pinner County Grammar School, a mesma escola onde Elton John estudou alguns anos antes.
İnsanların öğle yemeğine gittiği saatlerde inişler, öğle yemeğinden dönüşte çıkışlar daha yoğundur.Por exemplo, a chegada de clientes diminui no horário de almoço.
Nereye gittiği bilinmemektedir.Não sabe para onde se dirigir.
Gittiğinde seni özleyeceğim.Quando partires, sentirei saudade.
Onun nereye gittiğini bilmiyorum.Não sei para onde ele foi.
İtalya'ya gittiğini söyledi.Ele me disse que ia à Itália.
Arabanın yanına gittiğinde Başkan Yardımcısının kardeşinin çoktan ölmüş olduğunu görür.In de parkeergarage aangekomen is de broer van de vicepresident al dood.
Atina’ya ilk olarak ne şartlar altında gittiği bilinmemektedir.Het is niet bekend in welke omstandigheden ze voor het eerst naar Athene reisde.
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Het publiek werd dol overal waar ze kwam.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.Tilmant vertrok naar België.
İkinci bölümde Winston, basketbol oynamak için gittiği Letonya'dan döner.Volgens het verhaal komt Winston terug uit Letland, waar hij professioneel basketbal speelde.
Pilot, yolculara her şeyin iyi gittiğini bildirir.Het soldaatje vraagt hoe het met iedereen gaat.
Earnshaw burada 14 yaşına kadar gittiği Harehills okuluna kayıt olmuştur.Earnshaw zat tot zijn veertiende op de Harehills School in Leeds.
Gittiği yerlerde hastaları iyileştiriyordu.Dit was de plaats waar de zieken heen gingen om genezen te worden.
Ertesi sabah Abraham uyanır ve Ellen ve çocuklarının gittiğini görür.Vervolgens is het ochtend en worden Sid en de kinderen wakker.
Limana gittiğinde tekne uzaklaşmış olur.Maar als ze in de haven aankomen, is het schip reeds vertrokken.
Neyin yanlış gittiğini anlayamamaktadır.Hij onderzoekt wat er verkeerd is gegaan.
Onlara Elena'nın babası Duglas'ı aramaya gittiğini onlara soyler.Of ze iets willen doen, vraagt Verona’s vader.
Vito şaşkınlıkla Leo'ya sorar onun nereye gittiğini.Hyde vraagt aan Leo wat hij aan het doen is.
Postaneye gittiği bir gün şans eseri bir New York adres rehberi görür.Na aankomst in Engeland had hij op goed geluk een briefje gestuurd naar het oude adres.
13 yaşında eğitimi için Moskova'ya gittiğinde keşfedildi.Ze ging toen ze 11 jaar oud was naar Moskou om daar haar opleiding te volgen.
Lucas, Haley'e veda etmek için gittiğinde ve onları bornozlu gördüğünde şoke olur.Wanneer Lucas naar Charleston gaat verhuizen, komt hij langs om afscheid te nemen van Haley.
Amca Quentin ve Teyze Fanny bir yere gittiğin kurgulanan son derece iyi yürekli bir kadındır.Oom Quentin en tante Fanny vertrekken naar Spanje.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Chelsea nam hem op zijn achtste op in haar jeugdopleiding.
Tuva tarihi, antik yerleşim kalıntılardan Paleolitik Çağa kadar geriye gittiği öne sürülür.Oude bronnen vertellen over het bestaan van de vroegere palmprocessie.
Gittiğinde seni özleyeceğim.Ik zal je missen wanneer je weg bent.
Onun nereye gittiğini biliyor musun?Weet jij waar hij naartoe is gegaan?
Sanırım Tom'un nereye gittiğini biliyorum.Ik denk dat ik weet waar Tom heen gaat.
Birlikte Boston'a gittiğimiz zamanı hatırlıyor musun?Herinner je je die keer dat we samen naar Boston gingen?
Her şeyin geçip gittiğine memnunum.Ik ben blij dat alles voorbij is.
Atina’ya ilk olarak ne şartlar altında gittiği bilinmemektedir.Nie wiadomo, z jakiego powodu po raz pierwszy przybyła do Aten.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.Wyjechał do Belgii.
Gittiği son okul Manhattan'daki Professional Children's School'dur.Ukończył Professional Children's School na Manhattanie.
Gidemiyorum— çünkü genelde gittiğim zaman bilirsiniz, bir buçuk şişe viski ve sonra yine işe dönmem gerekiyor.Nie wychodzę i dlatego zazwyczaj, jeśli mi się to uda, (...) wystarczy whiskey i muszę wracać do pracy."
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.W 1945 towarzyszył ojcu w wyprawie do Urugwaju jako sekretarz w misji halal.
Okula gittiğinde ise çok geç kalmıştır.W innym wypadku obydwoje spóźnią się do szkoły.
Katoliklerin de %54'ünün çok az kiliseye gittiği veya hiç gitmediği bulunmuştur.58% Hiszpanów zdeklarowało, że nigdy nie chodzi do kościoła.
Kardeşinin T-Bag'i yakalamak için Panama City'ye gittiğini fark eder.Po przybyciu braci do Panamy chce wykorzystać schwytanego T-Baga do pojmania braci.
Neyin yanlış gittiğini anlayamamaktadır.Nie wiadomo co się właściwie stało.
Daha sonra gittiği Fransa'da sosyalist dünya görüşünü benimsedi.Podczas pobytu w Afryce przyjął poglądy socjalistyczne.