gittiği ile cümle
gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu sayede araç ileri gittiği hızda geri de gidebilir.Das Fahrzeug lässt sich so mit geringer Geschwindigkeit weiterfahren.
Yaratığı, tıp okumak için gittiği Ingolstadt'da yaratmıştır.In Ingolstadt erwarb er den Doktortitel.
Naksos adasına gittiği zaman ise Theseus’un bırakıp gittiği Ariadne’yi bulur.Sie fliehen zum Fluss zurück, wo Aslan sie schon erwartet.
Gecenin bir yarısı Hazel'a telefon gelir, Augustus benzin istasyonuna yeni bir paket almaya gittiğini söyler.Eines Abends ruft Gus Hazel in panischem Zustand an und bittet sie, zu ihm an eine Tankstelle zu kommen.
Fassbender, ailesinin düzenli olarak gittiği kilisede papaz yardımcısı olarak hizmet verdi.Dort möchte Boyce als Priester in der Kirche predigen, in der auch sein Vater predigt.
Gittiği son okul Manhattan'daki Professional Children's School'dur.2002 machte sie ihren Abschluss an der Professional Children’s School in Manhattan.
Turne boyunca Kuzey Amerika, Avrupa, Asya ve ilk kez 23 yıl önce gittiği Avustralya'ya gitti.In den folgenden Jahren schlossen sich Tourneen durch Europa, Amerika und zum ersten Mal Australien an.
1819 yılında Frankfurt'a gittiğinde yerel tacirlerle bir araya geldi.Im Jahr 1819 reiste List nach Frankfurt und kam dort in Kontakt mit örtlichen Kaufleuten.
Bir sinema filminin çekimi için gittiği Ürdün'de öldü.Er starb unerwartet nach einem Kinobesuch im Gistlsaal.
Onu görmeye gittiğim her seferde, o çoktan çıkmış oluyor.À chaque fois que je suis allé pour la voir, elle était déjà sortie.
Arabasında bir şeylerin ters gittiğini onayladı.Il confirma que quelque chose n'allait pas avec sa voiture.
Gittiğinde seni özleyeceğim.Quand tu t'en iras tu me manqueras.
Dentiste sık sık gittiği için çok nadir diş ağrısı çeker.Comme elle se rend chez le dentiste régulièrement, elle a rarement mal aux dents.
Onun nereye gittiğini biliyor musun?Sais-tu où il est allé ?
Öldüğümü ve cennete gittiğimi sanıyordum.Je pensais que j'étais morte et que j'étais allée au Paradis.
Neden gittiğinizi anlamıyorum.Je ne comprends pas pourquoi vous partez.
Neden gittiğini anlamıyorum.Je ne comprends pas pourquoi tu pars.
Tom'un bu okula gittiğini biliyordum.Je savais que Tom allait à cette école.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.Toutefois, la question demeure de savoir où l'eau est allée.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.J’irai en Belgique.
Kadir gecelerinde ise suların durduğuna ve ağaçların secdeye gittiğine inanılır.Et dans la nuit ils vivent dans l'eau, et le jour à la surface, dans les rochers et les grottes.
Atıldığı zaman dönerek gittiği için sivri kenarlarının saplanma haricinde bir de kesme fonksiyonları vardır.Comme ceux-ci tardaient à revenir, il alla à leur rencontre, mais ne retrouva que leurs cadavres.
Rivayete göre sahnede başlangıçta Sydney'de gittiği okulu Ashfield Boys High School'un formasını giyiyordu.Le costume original était celui de son lycée, Ashfield Boys High School de Sydney.
Bu eşleşmenin sonsuza kadar gittiğini varsayıyoruz(önemli olan nokta burasıdır).On suppose en outre que U {\displaystyle U} est connexe (cette hypothèse est essentielle).
Bu tesiste bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştır.Ces messages indiquaient que quelque chose n’allait pas dans l’appareil.
Kendisinin sürekli bir komploya kurban gittiğini savundu.Il est constamment en train de chercher une éventuelle victime.
ABD'ye gittiğinde ise Jenna Jameson ile tanıştı.C'est ici qu'elle rencontra Jenna Jameson.
Çimenliğe tepeciğe gittiğimde her yerde barut kokusu ve duman vardı".Lorsque le vent soufflait de là-bas, l'odeur de chair et de cheveux brûlés parvenait jusqu'à nous ».
Fakat hangi medreseye, ne zaman gittiği ve kimlerin hocası olduğu bilinmemektedir.On ne sait pas où il a reçu sa formation ou avec quel maître il a étudié.
Ancak, duman kaybolup da her şey gözükmeye başlayınca, Buffy, Angel'ın gittiğini anlar.Une fois la fumée de l'explosion dissipée, Buffy aperçoit Angel qui s'éloigne.
7000-6500 yıllarına kadar gittiği tahmin edilmektedir.Son âge était estimé entre 600 et 750 ans.
Yapılan bir araştırmaya göre bir Sovyet yurttaşının yılda ortalama 18 kez sinemaya gittiği belirlenmiştir.De plus, d’après une étude, les adhérents de la carte illimitée vont en moyenne 46 fois par an au cinéma.
Film serisinin gittiği yönü beğenmeyen Michael Keaton, Batman rolünü tekrarlamamaya karar verdi.Michael Keaton refusa de reprendre son rôle, parce qu'il n'aimait pas la direction que prenait le film.
Büyük ihtimalle daha özel odalara gittiği düşünülebilir.Elle prouve qu'elle peut jouer des rôles plus matures.
Fakat bu isyancı üzerine gittiğinde mağlup olmuş ve geri çekilmiştir.Après une victoire il est repoussé et mis en déroute.
Limana gittiğinde tekne uzaklaşmış olur.Au port, le bateau est remis à l’endroit.
Babanın nereye gittiğini biliyor musun?¿Sabes a dónde se ha ido tu padre?
Onun Londra'ya gittiğini biliyorum.Sé que se fue a Londres.
Gittiğim her yere kameramı götürürüm.Llevo mi cámara allá donde voy.
Ben bir idealistim. Nereye gittiğimi bilmiyorum, ama gidiyorum.Soy un idealista. No sé adónde voy, pero estoy de camino.
Geçen Pazar onun nereye gittiğini soracağım.Le preguntaré adónde fue el domingo pasado.
Tom neyin yanlış gittiğini bilmiyor.Tom no sabe qué salió mal.
Tom Mary'nin Boston'a gittiğini biliyor.Tom sabe que Mary fue a Boston.
Tom Mary'nin gittiği her yere gitmek istedi.Tom quería ir adondequiera que fuera Mary.
Tek bildiğim, onun geçen hafta gittiği.Todo lo que sé es que ella se fue la semana pasada.
Tom Mary'nin gittiğini bile bilmiyordu.Tom ni siquiera sabía que Mary se había ido.
Erkek kardeşin Paris'e gittiğini söyledi.Tu hermano dijo que ibas a París.
Tom Mary'nin nereye gittiğini öğrenmeye çalıştı.Tom intentó descubrir adónde había ido Mary.
Onun nereye gittiğini bilmiyorum.No sé adónde ha ido.
Onun nereye gittiğini biliyor musun?¿Sabes adónde fue?
O, bana Amerika'ya gittiğini söyledi.Me dijo que se iba a América.
Tom Mary'nin nereye gittiğini bilmiyor.Tom no sabe adónde fue Mary.
İtalya'ya gittiğini söyledi.Él me dijo que iba a Italia.
Erkek kardeşim benim gittiğim aynı okula gidiyor.Mi hermano va a la misma escuela a la que iba yo.
Pazar, insanların kiliseye gittiği gündür.El domingo es el día en el que la gente va a la iglesia.
Tom gittiği yere bakmıyordu.Tom no miró adónde iba.
Tom Mary'nin liseye nereye gittiğini bilmek istiyor.Tom quiere saber dónde fue al instituto Mary.
Tom, Mary'nin nereye gittiğini bilmiyor.Tom no sabe adónde ha ido Mary.
Gittiğini sanmıştım.Creía que te habías ido.
Tom'un veda etmeden gittiğine inanamıyorum.No me puedo creer que Tom se haya ido sin decir adiós.