gitmiş ile cümle
gitmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aynen böyle gitmişti.İşte sonuç, kız gitti.
Aynen böyle gitmişti.Onun gibi bu da gitti
Aynı liseye gitmiştik.Abbiamo fatto le superiori insieme.
Aynı liseye gitmiştik. Gay olduğumu gizlemek için onunla beraber mezuniyete gitmiştim.彼女の親友とダブルデートで、友達の相手はアメフトのタイトエンド選手だったの
Aynı liseye gitmiştik.Ich habe mit ihr das Abi gemacht.
Aynı liseye gitmiştik.Ik ging naar school met haar.
Aynı liseye gitmiştik.Je suis allé à la fac avec elle .
Aynı liseye gitmiştik.Πήγαινα λύκειο μαζί της.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Cậu không bao giờ biết rõ cha mình, vì ông ta đã bỏ đi khi mẹ đang mang thai cậu.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Dia tidak begitu mengenal ayahnya, karena ayahnya meninggalkan ibunya saat dia masih di dalam kandungan.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Hij had zijn vader nooit goed gekend, want deze verliet zijn moeder toen die zwanger van hem was.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Il n'a jamais vraiment connu son père car il avait abandonné sa mère alors qu'elle était enceinte de lui.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.그는 그의 아버지에 대해 잘 몰랐습니다. 아버지는 어머니가 그를 임신했을 때 집을 나가버렸기 때문이죠.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Nigdy nie poznał ojca, który zostawił jego mamę, kiedy ta była w ciąży.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Non aveva mai conosciuto bene suo padre perchè se ne era andato quando sua madre era incinta.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Nunca conoció bien a su padre, porque los había abandonado cuando su mamá estaba embarazada de él.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Nu și-a cunoscut tatăl foarte bine, fiindcă plecase când mama lui era însărcinată cu el.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Svého otce nikdy pořádně nepoznal, protože jeho matku opustil, když Willa čekala.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Він майже не знав свого батька, оскільки той покинув родину, коли мати була вагітна Віллом.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.Той не познаваше баща си, защото баща му напуснал майка му, когато тя била бременна с него.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.הוא מעולם לא הכיר טוב את אביו, כיוון שאביו עזב את אמא שלו כאשר היתה בהריון איתו.
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.لم يتعرف على والده ابدًا لأنه تركهم عندما كانت والدته حاملاً به
Babasını hiç tanıyamamıştı, çünkü babası annesi ona hamile iken çekip gitmişti.父親は 妊娠中の母親を残して蒸発したのです そこで シングルマザーの家庭で育てられました
Başka bir an, hepsi gitmiştir, gerginlik vardır, ve zorlanma ve gürültü.A un autre moment, tout ça a disparu et il y a de la tension, de la pression et du bruit.
Başka bir an, hepsi gitmiştir, gerginlik vardır, ve zorlanma ve gürültü.A v dalším momentě, vše je pryč a je zde napětí, úsilí a hluk.
Başka bir an, hepsi gitmiştir, gerginlik vardır, ve zorlanma ve gürültü.En het volgende ogenblik is dat allemaal weg - en is er spanning, inspanning en lawaai.
Başka bir an, hepsi gitmiştir, gerginlik vardır, ve zorlanma ve gürültü.En otro momento, todo se va y hay tension, esfuerzo y ruido.
Başka bir an, hepsi gitmiştir, gerginlik vardır, ve zorlanma ve gürültü.In einem anderen Moment ist es alles verschwunden und stattdessen ist da Anspannung, Belastung und Lärm.
Başka bir an, hepsi gitmiştir, gerginlik vardır, ve zorlanma ve gürültü.Într-un alt moment, totul a plecat... și există tensiune , stres și zgomot.
Başka bir an, hepsi gitmiştir, gerginlik vardır, ve zorlanma ve gürültü.Toisena hetkenä se on kaikki poissa ja sen tilalla on jännite, kiristys ja melu.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Azt mondta, "Nem" Másnap a kabinet fele elindult, hogy megnézze a nagymamákat.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.El a spus, "Nu." Jumătate din cabinet a mers pentru a vedea bunicile a doua zi.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.E lui: "No." Metà dei ministri sono andati a trovare le nonne il giorno successivo.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Er sagte, "Nein." Das halbe Kabinett sah sich am nächsten Tag die Grossmütter an.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Han sagde, "Nej." Halvdelen af staben tog hen for at se bedstemødrene dagen efter.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Hän sanoi: "En." Puolet hallituksesta meni tapaamaan isoäitejä seuraavana päivänä.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Hij zei: 'Nee.' De helft van het kabinet ging de volgende dag naar de oma's.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Il a répondu, "Non." La moitié des ministres sont allés voir les grands-mères le lendemain.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.몰랐다는 답변 직후 내각의 절반이 다음날 할머니 두분을 뵈러 갔습니다
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş."Não." Metade do governo foi visitar as avós no dia seguinte.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş. "Nasıl oldu bu iş?"Nie wiedział, więc pół Rady Ministrów przyjechało zobaczyć babcie.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Ông ta nói "Không". Một nửa phòng nội các đã đi thăm những cụ bà vào ngày hôm sau.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Prezident řekl, "Ne." Polovina kabinetu se hned druhý den jela na babičky podívat.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Respondió: "No". La mitad del gabinete fue a ver a las abuelas al día siguiente.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Εκείνος απάντησε: "Όχι". Το μισό υπουργικό συμβούλιο πήγε την άλλη μέρα να δει τις γιαγιάδες.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Он ответил: "Нет". Половина кабинета поехала посмотреть на этих бабушек на следующий день.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Президент не знав. Наступного дня пів кабінету міністрів з'їхалось подивитись на бабусь.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.Президентът отвърна. "Не." Половината кабинет отиде да види бабите на следващия ден.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.הוא ענה "לא." למחרת חצי מהקבינט נסעו לראות את הסבתות.
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.فأجاب: "لا" ذهب نصف مجلس الوزراء ليرى الجدتان في اليوم التالي
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.「この電気はどうしたんだ?」
Başkan "Hayır" demiş ve kabinenin yarısı ertesi gün bu büyükanneleri görmeye gitmiş.總統話:「唔知道。」 第二日內閣一半嘅成員 都去拜訪呢啲阿婆
Bay Yoki? Bay Yoki gitmiş.Κύριε Γιόκι; Ο κ. Γιόκι εξαφανίστηκε;
Bay Yoki gitmiş.¿El Sr. Yoki se ha ido? - ¡Pero...!
Bay Yoki gitmiş.Il signor Yoki è andato via?
Bay Yoki gitmiş.Lähtikö Yoki?
Bay Yoki gitmiş.Mr Yoki har försvunnit.
Bay Yoki gitmiş.Pan Yoki już poszedł?
Bay Yoki gitmiş.Yoki desapareceu?
Bay Yoki gitmiş.Yoki er forsvundet.