Ben doğru geldiğimden eminim. Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.Mam pewność, że po śmierci przyszedłeś wprost tutaj, że nie musiałeś przechodzić przez te straszliwe miejsca.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.A dám milost lidu tomuto před očima Egyptských. I stane se, že když půjdete, neodejdete prázdní.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.A dám tomuto ľudu milosť v očiach Egypťanov, a bude, keď pojdete, nepojdete prázdni.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.E eu darei graça a este povo aos olhos dos egípcios; e acontecerá que, quando sairdes, não saireis vazios.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.És kedvessé tészem e népet az Égyiptombeliek elõtt, és lészen, hogy mikor kimentek, nem mentek üresen.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Ja minä annan tämän kansan päästä egyptiläisten suosioon, niin että te lähtiessänne ette lähde tyhjin käsin.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.내가 애굽 사람으로 이 백성에게 은혜를 입히게 할지라 너희가 갈 때에 빈 손으로 가지 아니하리니
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Og jeg vil la dette folk finne yndest hos egypterne, så I, når I drar ut, ikke skal dra tomhendt bort;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Und ich will diesem Volk Gnade geben vor den Ägyptern, daß, wenn ihr auszieht, ihr nicht leer auszieht;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.И дам народу сему милость в глазах Египтян; и когда пойдете, топойдете не с пустыми руками:
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.И ще дам на тия люде благоволението на египтяните, та, когато тръгнете, няма да отидете празни;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.ונתתי את חן העם הזה בעיני מצרים והיה כי תלכון לא תלכו ריקם׃
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.واعطي نعمة لهذا الشعب في عيون المصريين. فيكون حينما تمضون انكم لا تمضون فارغين.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.我 必 叫 你 們 在 埃 及 人 眼 前 蒙 恩 、 你 們 去 的 時 候 、 就 不 至 於 空 手 而 去
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.我 必 叫 你 們 在 埃及人 眼前 蒙恩 、 你 們去 的 時候 、 就 不 至於 空手 而去
Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.A nemusel jste jít na to hrozné místo.
Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.Không phải qua cái chỗ khủng khiếp đó.
Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.Non è dovuto rimanere in quell'orribile posto.
Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.Si ca nu a trebuit sa mergi in acel loc oribil.
Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.Sie mussten nicht an diesem schrecklichen Ort verweilen.
Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.Δεν χρειάστηκε να πάτε σ' εκείνο το φρικτό μέρος.
Siz, o korkunç yere bir daha gitmeyeceksiniz.Вы не должны были попасть в то ужасное место.