Ana içeriğe geç
Sözlük

gitmem ile cümle

gitmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Los niños nunca habían ido a la escuela.
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Những đứa trẻ chưa bao giờ được tới trường.
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Tieto deti nikdy nechodili do školy.
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Tyto děti nikdy nechodily do školy.
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Τα παιδιά δεν πήγαιναν ποτέ σχολείο.
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Дети никогда не ходили в школу.
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Децата не ходеха на училище.
Çocuklar hiç okula gitmemişlerdi.Діти ніколи не ходили до школи.
Çocukların umudu gitti. Ama umut gitmemişti.Но надеждата не е унищожена.
Çocukların umudu gitti. Ama umut gitmemişti.Pero la esperanza no se había ido.
Çocukların umudu gitti. Ama umut gitmemişti.Но надежда не ушла
Çocuklar pek okula gitmemişti.Anak-anak hampir tidak pergi ke sekolah.
Çocuklar pek okula gitmemişti.Copiii abia daca s-au dus la scoala.
Çocuklar pek okula gitmemişti.Diese Kinder gingen nur selten zur Schule.
Çocuklar pek okula gitmemişti.Dzieci rzadko chodziły do szkoły.
Çocuklar pek okula gitmemişti. İngilizce bilmiyorlardı.As crianças quase não foram para a escola.
Çocuklar pek okula gitmemişti.I ragazzi a malapena andavano a scuola.
Çocuklar pek okula gitmemişti.Les enfants allaient à peine à l'école.
Çocuklar pek okula gitmemişti.Децата почти не ходеха на училище, не знаеха английски.
Çocuklar pek okula gitmemişti.英語も全く分からない。
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Mange af dem lavede vittigheder om at sende os bagved for at hente tunge tv-apparater for kunderne
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Molti di loro scherzavano chiedendoci di andare sul retro per caricare grossi televisori per i clienti.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Muchos bromeaban invitándonos a ir atrás y cargar pesados televisores para los clientes.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Muitos deles gracejaram a tentar que fôssemos ao armazém buscar as grandes televisões para os clientes.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Mulţi au glumit cu noi, să mergem în spate să aducem clienţilor televizoare grele.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Někteří si dělali srandu, že bychom měli jít do skladu a přinést zákazníkům televizory.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Nhiều người trong số họ còn đùa là dắt chúng tôi vào kho hàng để lấy những chiếc tivi nặng cho khách hàng.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Sokuk viccelődött azzal, hogy megpróbáltak minket hátraküldeni, a nehéz televíziókért a vásárlóknak.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.많은 직원들과 농담도 했습니다. 무거운 TV를 옮기러 창고로 가자고 농담도 했죠.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Wielu żartowało próbując nakłonić nas do przyniesienia klientom ciężkich TV.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Много от тях решиха да се пошегуват с нас и да ни пратят в склада, за да носим тежки телевизори за клиентите.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.הרבה מהם התבדחו וניסו לגרום לנו ללכת אחורה כדי להביא טלוויזיות כבדות ללקוחות.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.واخترع العديد منهم نكتا حول محاولتهم جلبنا للخلف لنحمل للزبائن أجهزة تلفزيون ثقيلة.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.有啲人就想整蠱我哋,要我哋去倉庫 搬哋好重唧電視畀顧客
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.運んでこさせようとする者も沢山いました でも店長たちや警備員は
Çok fazla uzağa gitmemiz gerekmiyor. [Müzik]Il n'y a pas bien loin à aller.
Çok fazla uzağa gitmemiz gerekmiyor. [Müzik]Não temos muito para onde ir.
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.Byliśmy bardzo młodzi i nasza organizacja stwierdziła, że powinniśmy wyjechać.
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.Eramos muito jovens e a nossa organização achou que seria melhor que partíssemos.
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.Eram prea tineri, iar organizația noastră a decis că e mai bine să plecăm.
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.조직에서는 우리가 브라질을 떠나는 것이 더 낫다고 판단했죠
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.Omdat we nog zo jong waren, besliste de organisatie dat we weg moesten.
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.Túl fiatalok voltunk, és a szervezetünk úgy gondolta, jobb lesz, ha lelépünk.
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.והארגון שלנו חשב שעדיף עבורנו לעזוב.
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.ومنظمتنا أعتقدت أنه من الأفضل لنا أن نذهب إلى الخارج
Çok gençtik ve örgütümüz gitmemizin bizim için daha iyi olacağını düşündü.フランスへ行って 私は経済学の博士号を取り -
Çok serttiniz. Bizi öğretmenler odasının kapısında... ...ayakta bekletmiş ve gitmemizi söylemeyi unutmuştunuz.Vous m'avez souvent réprimandé, moi aussi.
Çünkü gitmem gereken bir soundcheckim var.J'ai un soundcheck à faire.
Çünkü gitmem gereken bir soundcheckim var. O yüzden siktirin gidin.Мне надо репетировать, а вам сваливать отсюда.
Çünkü gitmem gereken bir soundcheckim var. O yüzden siktirin gidin.じゃあ、あの曲はどう?
Çünkü gitmem gereken bir soundcheckim var.Perche devo fare il sound check.
Çünkü gitmem gereken bir soundcheckim var.Weil ich ein Soundcheck machen muss.
Çünkü gitmem gereken bir soundcheckim var.Αλλά έχω και πρόβα να κάνω.
Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir.디자인의 효용과 효과가 처음부터 그 안에 들어있지 않는 한
Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir.Nemůžeme mít další pokroky v technologii, pokud není design integrován od samotného počátku.
Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir.Nie możemy liczyć na dalszy rozwój technologii, dopóki design nie będzie zintegrowany od samego początku.
Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir.No podemos tener avances en tecnología en el futuro a no ser que integremos el diseño desde el principio.
Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir.Nous ne pouvons pas avancer plus longtemps en technologie à moins que le design soit intégré dès le début.
Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir.Nu mai putem vedea salturi ale tehnologiei decât dacă design-ul a fost integrat de la bun început.
Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir.We kunnen geen vooruitgang meer hebben in technologie tenzij design er van bij het begin deel van uitmaakt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod