Ana içeriğe geç
Sözlük

girmek ile cümle

girmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Her zaman gösteri işine girmek istedim.I always wanted to go into show business.
Riske girmekten nefret ederim ama hiç seçeneğim yok.I hate to run the risk, but I have no choice.
Kendimi evimin dışında kilitledim, bu yüzden içeri girmek için pencereyi kıracağım.I've locked myself out of my house, so I'm going to break a window to get in.
Üzgünüm ama girmek için izniniz yok.I'm sorry, but you're not allowed to enter.
Tom dün bir sınava girmek zorunda kaldı.Tom had to take a test yesterday.
O işe girmek için şanslıydım.I was lucky to get that job.
Hemen konuya girmek istiyorum.I want to get it right.
Bu parti için çok masrafa girmek istemiyorum.I don't want to go to much expense for this party.
Sadece kimlikleri olanlara girmek için izin verilir.Only those with IDs are allowed to enter.
Düşmanın kampına girmek tehlike doludur.Entering the foe's camp is full of danger.
Onlardan ikisi dövüşürken her zaman araya girmek istemiyorum.I don't want to butt in all the time when the two of them are fighting.
Senin kalbine girmek için anahtarı nerede bulabilirim?Where can I find the key to your heart?
O riske girmek zorundayım.I have to take that chance.
Birinin kapıyı çaldığını duyduğumda banyoya girmek üzereydim.I was about to get in the bath when I heard someone knocking on the door.
Tom eve girmek için Mary'nin verdiği anahtarı kullandı.Tom used the key Mary had given him to enter the house.
Yeniden forma girmek için ne yapmamı tavsiye edersin?What do you recommend I do to get back into shape?
Bir içki için girmek ister miydiniz?Would you like to come in for a drink?
Şimdi girmek güvenli mi?Is it safe to enter now?
Sence bu mağaraya girmek güvenli mi?Do you think it's safe to go into this cave?
Sen Louvre Müzesi'ne girmek için uzun bir kuyrukta beklemek zorundasın.You have to wait on a long line to get into the Louvre Museum.
Muhasebecime göre borsaya girmek için iyi bir zaman değil .According to my accountant, this isn't a good time to invest in the stock market.
Oraya girmek zorundayız.We've got to get in there.
İçeriye girmek için başka bir yol bulmak zorundayız.We've got to find another way to get in.
Oraya girmek zorunda kalacağız.We're going to have to get in there.
O riske girmek zorunda kalacağız.We'll have to take that chance.
Girmek için şifreye ihtiyacımız var.We need a password to get in.
İçeri girmek zorundayım.I've got to come in.
İçeri girmek zorundasın.You have to go inside.
Hapse mi girmek istiyorsun?Do you want to go to prison?
İstemiyorsan içeri girmek zorunda değilsin.You don't have to go in if you don't want to.
İçeriye girmek zorunda değilsin.You don't have to go inside.
Üniversiteye girmek için çok çalışmalısın.You should study hard in order to enter university.
Tom ağız dalaşına girmek istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to get into a shouting match.
Takıma girmek için yeterince iyi bir beyzbol oyuncusu olduğumu hiç düşünmedim.I never thought I was a good enough baseball player to make the team.
Oraya girmek için ödeme yapmak zorundasın.You have to pay to get in there.
O, şimdi bir ilişkiye girmek istemiyor.He doesn't want to get into a relationship now.
Onu uyarmak için girmek zorundayız.We've got to go warn her.
Dan'ın avukatı Dan'ın sorgulandığı odaya girmek için izin verilmesini talep etti.Dan's lawyer demanded to be allowed into the room where Dan was being questioned.
Araştırmacılar evrenin farklı bir bölümüne girmek için kapı kullanırlar.The researchers use the portal to enter into a different part of the universe.
Dan yalan makinesi testine girmekte ısrar etti.Dan insisted on taking a lie detector test.
Dan, yalan makinesi testine girmek istedi.Dan wanted to have a polygraph test.
İçeri girmek için başka yol yok.There's no other way in.
İçeri girmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to come inside?
Tom Harvard'a girmek için yeterince zeki olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he's smart enough to get into Harvard.
Tom, utancından yerin dibine girmek istedi.Tom wished to sink into the ground for shame.
Beni ne için arıyorsun? Ben maça girmek üzereyim.What are you calling me for? I'm just about to enter the match.
Beni ne için arıyorsun? Yarışmaya girmek üzereyim.What are you calling me for? I'm just about to enter the competition.
Onlar üniversiteye girmek için çalışıyorlar.They're studying to get into college.
Mary derse girmekte isteksiz görünüyordu.Mary seemed reluctant to join the class.
Tom cankurtaran göreve başlayıncaya kadar suya girmek istemiyor.Tom doesn't want to get into the water until the lifeguard goes on duty.
Bahse girmek için ne kadar istiyorsun?How much do you want to bet?
Riske girmek zorundasın.You've got to take chances.
Kediyi duyabiliyor musun? O içeri girmek istiyor.Can you hear the cat? She's wanting in.
Ben sadece bir deliğe sürünerek girmek ve saklanmak istiyorum.I just want to crawl into a hole and hide.
Ben sadece bir deliğe sürünerek girmek ve ölmek istiyorum.I just want to crawl into a hole and die.
Sadece bir deliğe girmek ve asla çıkmak istemiyorum.I just want to crawl into a hole and never come out.
At römork içine girmek istemedi.The horse did not want to get into the trailer.
Bir işe girmek!Get a job!
Ben bir sınava girmek zorundayım.I have to take an exam.
Hangi üniversiteye girmek istiyorsun?Which university do you want to get into?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod