Biz senin yolunun içine girmek istemedik.We didn't want to get in your way.
Biz riske girmek istemiyoruz.We don't want to take any chances.
Derhal içeri girmemizi istiyorlar.They want us to come in right away.
İçeri girmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to come in?
Hırsızlar daireye girmek için kilidi zorladılar.The burglars forced the lock to get into the apartment.
O riske girmek istediğini sanmıyorum.I don't think you want to take that chance.
Başımın belaya girmesini istemezsin değil mi?You don't want to get me in trouble, do you?
Tom'un hapse girmesini istemediğini biliyorum.I know you didn't want Tom going to jail.
Yapmak istediğim en son şey, sen ve Tom'un arasına girmektir.The last thing I want to do is come between you and Tom.
Ben forma girmek istiyorum, bu yüzden her gün vücut çalışıyorum.I want to get into shape, so I've been working out every day.
İçeri girmekten mutlu olurum.I'd be happy to come in.
Biz odaya girer girmez Tom piyano çalmayı durdurdu.Tom stopped playing the piano as soon as we walked into the room.
Orada girmek için yetkili değilsiniz.You are not authorized to enter there.
Biz Tom'un bunun içine girmesine izin veremeyiz.We can't let Tom in on this.
Sanırım yalnız girmeliyim.I think I should go in alone.
Tom'un içeri girmesine izin ver.Let Tom in.
İçeri girme.Don't go in.
Derse girmedim.I cut class.
Asla bahse girmem.I never bet.
Girmeden önce kapıyı çal.Knock before entering.
Ona bahse girme.Don't bet on it.
İçeri girmelerine izin verme.Don't let them in.
Tom'un içeri girmesine izin verme.Don't let Tom in.
Zorla girmedim.I didn't break in.
Tom içeri girmeyecek.Tom won't get in.
Zorla girmedik.We didn't break in.
İçeri girmeyecek misin?Won't you come in?
Yoluma girme.Don't get in my way.
O binaya girme.Don't go in that building.
O binaya girmeyin.Don't go in that building.
Girmeye iznim var mı?Am I allowed to enter?
Ben izinsiz girmek istemedim.I didn't mean to intrude.
İzinsiz girmek istemiyorum.I don't want to intrude.
Lütfen oraya girme.Please don't go in there.
Tom cevap verme zahmetine girmedi.Tom didn't bother to answer.
Tom tartışma zahmetine girmedi.Tom didn't bother to argue.
Tom kapıyı çalma zahmetine girmedi.Tom didn't bother to knock.
Biz izinsiz girmek istemedik.We didn't mean to intrude.
Her zaman gösteri işine girmek istedim.I always wanted to go into show business.
Riske girmekten nefret ederim ama hiç seçeneğim yok.I hate to run the risk, but I have no choice.
Ocak ayında bir sınava girmem gerekiyor?I need to take an exam in January.
Siyasete girmeye karar verdim.I've decided to get into politics.
Politikaya girmeye karar verdim.I've decided to get into politics.
Öğretmenlik işine girmeye karar verdim.I've decided to get into teaching.
Senin ve Tom'un arasındaki işler yoluna girmediği için üzgünüm.I'm sorry things didn't work out between you and Tom.
İçeriye girmem gerekiyor.I need to go in.
İçeriye girmeliyim.I need to go in.
Beyzbolda asla bahse girmedim.I never bet on baseball.
At yarışlarında asla bahse girmedim.I never bet on horse races.
Biraz temiz havanın girmesine izin vermek için pencereyi açtım.I opened the window to let in some fresh air.
Sanırım hepimiz içeri girmeliyiz.I think we should all go inside.
Gerçek bir işe girmelisin.You need to get a real job.
Eve girer girmez odama gittim.I went off into my room as soon as I entered the house.
İstemiyorsan detaya girmeyeceğim.I won't go into detail if you don't want me to.
Kendimi evimin dışında kilitledim, bu yüzden içeri girmek için pencereyi kıracağım.I've locked myself out of my house, so I'm going to break a window to get in.
Üzgünüm ama girmek için izniniz yok.I'm sorry, but you're not allowed to enter.
Siyasete girmeyi düşünüyorum.I'm thinking of going into politics.
Tom dün bir sınava girmek zorunda kaldı.Tom had to take a test yesterday.
Riske girmemeyi tercih ederim.I'd rather not take any chances.
Forma girmeye çalışıyorum.I'm trying to get into shape.