Tom Mary'nin eve girmesini reddetti.Tom refused to let Mary enter the house.
Tom Mary'nin eve girmesine izin vermezdi.Tom wouldn't let Mary enter the house.
Sanırım içeri girmeliyiz.I think we ought to go in.
Siz içeri girmemiz gerektiğini düşünmüyor musunuz?Don't you think we ought to go in?
İçeri girmemiz gerektiğini düşünmüyor musun?Don't you think we ought to go in?
Tom Mary'nin eve girmesine izin verdi.Tom let Mary in the house.
Teste tekrar girmeniz gerekecek.You'll have to take the test again.
Tom mağaraya girmekten korktu.Tom was scared to go into the cave.
Tom mağaraya tek başına girmekten korkuyordu.Tom was scared to go in the cave by himself.
Umarım Tom hapse girmek zorunda değildir.I hope Tom doesn't have to go to jail.
Tom, Mary’nin eve girmesine izin vermedi.Tom didn't let Mary in the house.
Diyete girmesi gereken kişi sensin, ben değil.You're the one who needs to go on a diet, not me.
Kapılar açılmadı bu yüzden arabaya bağajdan girmek zorunda kaldım.The doors wouldn't open, so I had to get into the car through the boot.
Bu işe tekrar girmeniz güzel.It's good that you are into this again.
Hapishaneye girmek istemiyorum.I don't want to end up in jail.
Tom'un burada işe girmesine yardımcı olmuştum.I helped Tom get a job here.
Bilmediğim kişilerin evime girmesine izin vermiyorum.I don't let people I don't know into my house.
Tom mağaraya girmekten korkmadı.Tom wasn't afraid to go into the cave.
Ben suya girmek istemedim.I didn't want to get into the water.
Tom'la tartışmaya girmek istemem.I don't want to argue with Tom.
Sıraya girmek istemiyorum.I don't want to stand in line.
Binaya girmedim.I didn't enter the building.
Ben cevap verme zahnetine girmedim.I didn't bother to respond.
Tom asla mağaraya girmedi.Tom never went into the cave.
Mağaraya girmedim.I didn't go into the cave.
Ben hemen içeri girmedim.I didn't go in right away.
Forma girmeliyim.I need to get into shape.
Tom mağaraya girmedi.Tom didn't go into the cave.
Tom Mary'nin yoluna girmemeye çalıştı.Tom tried not to get in Mary's way.
Ben içeri girmedim.I didn't go straight in.
Ayrıntılara girmedim.I didn't go into detail.
Içeri girme. Ben üzerimi değişiyorum.Don't come in. I'm changing.
Tom'un hapse girmeyeceğini biliyordum.I knew Tom wasn't going to prison.
Tom mağaraya girmekten çok korkuyor.Tom is too afraid to enter the cave.
Mağaraya girmekten korkmuyorum.I'm not afraid to go into the cave.
Diyete girmen gerekecek.You'll need to go on a diet.
Sami, Leyla'nın başının derde girmesini istemedi.Sami didn't want Layla to get in trouble.
Sami İslam'a girmeye karar verdi.Sami decided to convert to Islam.
Tom teste girmek zorunda olmayabilir.Tom may not have to take the test.
Tom mağaraya girmekten çok korkmadı.Tom wasn't too afraid to go into the cave.
Tom mağaraya girmekten çok korktu.Tom was too afraid to go into the cave.
Tom forma girmeye çalışıyor.Tom has been trying to get in shape.
Tom, Mary'nin içeri girmesini bekliyor.Tom is waiting for Mary to come in.
Tom mağaraya girmekten korkuyor.Tom is scared to go into the cave.
Tom içeriye girmemi reddetti.Tom refused to let me in.
Sami İslam'a girmek istedi.Sami wanted to convert to Islam.
Sami'nin İslam'a girmesine ne sebep oldu?What made Sami convert to Islam?
O artık on iki yaşındaydı ve ortaokul girmeye hazırdı.He was now twelve years old and ready to enter a junior high school.
Tom'un içeri girmesine kim izin verdi?Who let Tom in?
Tom, Mary'nin başının belaya girmesini istemiyor.Tom doesn't want Mary to get into trouble.
Tom hapse girmek istemiyor.Tom doesn't want to go to prison.
Köpeğimin evime girmesine izin vermiyorum.I don't let my dog in my house.
Genelde bunalıma girmem.I don't often get depressed.
Tom takıma girmedi.Tom didn't make the team.
Tom bu yıl takıma girmedi.Tom didn't make the team this year.
Sami, Leyla'nın, kendi dairesine girmesine izin verdi.Sami let Layla into his apartment.
Sami, Leyla'ya içeri girmesi için izin verdi.Sami let Layla in.
Sami, Leyla'nın onun evine girmeye çalıştığını iddia etti.Sami claimed that Layla had tried to break into his house.
Sami, Leyla'nın içeri girmesine izin verdi.Sami allowed Layla to move in.
İçeri girmeme izin vermeyecekler.They won't let me in.