Tom içeri girmemize izin vermeyecek.Tom won't let us in.
Tom onların girmesine izin vermeyecek.Tom won't let them in.
Tom içeri girmeme izin vermeyecek.Tom won't let me in.
Onlar içeri girmene izin vermeyecek.They won't let you in.
Onlar onun içeri girmesine izin vermeyecekler.They won't let him in.
Onların içeri girmesine izin vermeyeceğim.I won't let them in.
Senin içeri girmene izin vermeyeceğim.I won't let you come in.
Onun içeri girmesine izin vermeyeceğim.I won't let him come in.
Onların bu odaya girmesine izin vermeyin.Don't let them into this room.
Onun bu odaya girmesine izin verme.Don't let him into this room.
Onun bu odaya girmesine izin vermeyin.Don't let her into this room.
Onun içeri girmesine izin verme.Don't let him in.
Sadece içeri girmemize izin verin.Just let us in.
Sadece onların içeri girmesine izin verin.Just let them in.
Sadece benim içeri girmeme izin verin.Just let me in.
Onların eve girmesine izin verdim.I let them in the house.
Onun eve girmesine izin verdim.I let him in the house.
Onun içeri girdiğini duyduğumu sandım.I thought I heard her come in.
İçeri girdiğini duydum.I heard you come in.
Onların içeri girdiğini duydum.I heard them come in.
Onun içeri girdiğini duydum.I heard him come in.
Onun girdiğini duydum.I heard her come in.
Onlarla ne kadar bahse girdin?How much did you bet them?
Onunla ne kadar bahse girdin?How much did you bet him?
Onların içeri girmesini istedim.I asked them to come in.
Onun içeri girmesini istedim.I asked him to come in.
Onun içeri girmesini ister misin?Would you ask him to come in?
Ben onlara karşı bahse girmezdim.I wouldn't bet against them.
Ben ona karşı bahse girmezdim.I wouldn't bet against him.
Tom Mary'nin içeri girmesine izin vermeyecek.Tom won't let Mary in.
Ne yapması gerektiğini düşündüğü için Tom'un gece yarısına kadar gözüne uyku girmedi.Tom lay awake half the night, thinking about what he should do.
Umarım içeri girdiğim umrunda değildir.I hope you don't mind that I let myself in.
Tom sekiz yaşındaki çocuğa taciz girişiminde bulundu.Tom attempted to molest the eight-year-old child.
Hapishanedeyken, Tom bir kaçış girişiminde bulundu.While in prison, Tom attempted an escape.
Tom yedek parça çalmak için bir depoya gizlice girdi.Tom sneaked into a warehouse to steal spare parts.
Tom Mary'nin ofisine zorla girdi.Tom broke into Mary's office.
Tom onun arabasına girmeye çalışan adamı arıyordu.Tom was looking for the man who tried to break into his car.
Tom intihar girişiminde bulundu.Tom attempted suicide.
Tom ortaokula girinceye kadar okulu sevmedi.Tom didn't like school until he entered junior high school.
Ben evde değilsem, sadece kapıyı açıp içeri gir.If I'm not home, just let yourself in.
Her şey yoluna girecek. Ağlamayı kes.Everything's going to be all right. Stop crying.
Belediye Başkanı Tom Jackson otelin girişinde destekçilerini selamladı.Mayor Tom Jackson greeted his supporters at the entrance of the hotel.
Dan kasa dairesine girdi ve milyonlarca dolar çaldı.Dan broke into the vault and stole millions of dollars.
Dan'ın avukatı Dan'ın sorgulandığı odaya girmek için izin verilmesini talep etti.Dan's lawyer demanded to be allowed into the room where Dan was being questioned.
Dan'in sorgu odasına girmesine izin verildi.Dan was allowed into the interrogation room.
Tom para çalmaya çalışmak için şirketin sistemine girdi.Tom hacked into the company's system to try to steal money.
Dan, Linda ve Matt'in konuştukları odaya girdi.Dan walked into the room where Linda and Matt were talking.
Dan soyguna girişmek istedi.Dan wanted to attempt the robbery.
Dan dilenci kılığına girdi.Dan was disguised as a beggar.
Dan yerel bir motelde giriş yaptı.Dan checked in at a local motel.
Tom müdür yardımcısı olarak bir işe girdi.Tom got a job as assistant manager.
Dünyalılar yabancı gözetim altına girdi ve büyük bir savaşı engelledi.Earthlings became under alien surveillance that prevented a major war.
Bahse girerim senden daha yükseğe sıçrayabilirim.I bet that I can jump higher than you.
Alan Shepard uzaya giren ilk Amerikalıydı.Alan Shepard was the first American to enter space.
Tom bir buket çiçek taşıyarak odaya girdi.Tom walked into the room, carrying a bouqet of flowers.
Araştırmacılar evrenin farklı bir bölümüne girmek için kapı kullanırlar.The researchers use the portal to enter into a different part of the universe.
Uyku tulumlarımıza girdik ve sonra Tom hayaletler hakkında bir hikaye anlattı.We got into our sleeping bags, and then Tom told a story about ghosts.
Banker dolandırıcılık suçundan hapse girdi.The banker went to jail for fraud.
Yeni trafik düzenlemeleri yarın yürürlüğe giriyor.The new traffic regulations come into force tomorrow.
Dan temel anatomi derslerine bile girmedi.Dan didn't even take basic anatomy classes.