Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Og vår far sa: dra avsted igjen og kjøp litt korn til oss!
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Tatăl nostru a zis: ,,Duceţi-vă iarăş să ne cumpăraţi ceva merinde.``
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Tedy rzekł ojciec nasz: Jedźcie znowu, a kupcie nam trochę żywności.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Y nuestro padre dijo: "Volved a comprarnos un poco más de alimentos.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Že řekl otec náš: Jděte zase, nakupte nám něco potravy.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Ο δε πατηρ ημων ειπεν, Υπαγετε παλιν, αγορασατε εις ημας ολιγας τροφας.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.А когато баща ни рече: Идете пак, купете ни малко храна,
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.И сказал отец наш: пойдите опять, купите нам немного пищи.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.ויאמר אבינו שבו שברו לנו מעט אכל׃
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.ثم قال ابونا ارجعوا اشتروا لنا قليلا من الطعام.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.我 們 的 父 親 說 、 你 們 再 去 給 我 糴 些 糧 來
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.我 們 的 父親說 、 你 們 再 去 給 我 糴些 糧來
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.삼손의 아비가 여자에게로 내려가매 삼손이 거기서 잔치를 배설하였으니 소년은 이렇게 행하는 풍속이 있음이더라
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.När nu hans fader kom ned till kvinnan, gjorde Simson där ett gästabud, ty så plägade de unga männen göra.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Så drog Samson ned til Kvinden; og de holdt Gilde, som de unge havde for Skik.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Sitten hänen isänsä meni naisen luo, ja Simson laittoi siellä pidot, sillä niin oli nuorten miesten tapa.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Suo padre scese dunque da quella donna e Sansone fece ivi un banchetto, perché così usavano fare i giovani
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Tatăl lui Samson s'a pogorît la femeia aceea. Şi acolo Samson a făcut un ospăţ, căci aşa făceau tinerii.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Tedy šel otec jeho k ženě té, a učinil tam Samson hody, nebo tak činívali mládenci.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.tedy szedł ojciec jego do onej niewiasty, i sprawił tam Samson wesele; bo tak czyniwali młodzieńcy.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Vtedy odišiel jeho otec dolu k žene, a Samson tam pripravil hostinu, lebo tak robievali mládenci.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Και κατεβη ο πατηρ αυτου προς την γυναικα και εκαμεν εκει ο Σαμψων συμποσιον διοτι ουτως εσυνειθιζον οι νεοι.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.И баща му слезе при жената; и там Самсон направи угощение, защото така правеха момците.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.И пришел отец его к женщине, и сделал там Самсон пир, как обыкновенноделают женихи.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.וירד אביהו אל האשה ויעש שם שמשון משתה כי כן יעשו הבחורים׃
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.ونزل ابوه الى المرأة فعمل هناك شمشون وليمة لانه هكذا كان يفعل الفتيان.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.他 父 親 下 去 見 女 子 . 參 孫 在 那 裡 設 擺 筵 宴 、 因 為 向 來 少 年 人 都 有 這 個 規 矩
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.他 父親 下去 見 女子 . 參孫 在 那 裡設擺 筵宴 、 因為 向來 少年人 都 有 這個 規矩
Bağdat'taki insanlar, gidin ve haklarınız için protesto edin!PEUPLE DE BAGDAD, SORTEZ ET RÉCLAMEZ VOS DROITS ! nadia
Bağışlayın beni..Gidin artıkCrutati-ma! Plecati odata!
Bağışlayın beni..Gidin artıkÉpargnez-moi ! Allons-nous en !
Bağışlayın beni..Gidin artıkErbarmt euch! Geht endlich!
Bağışlayın beni..Gidin artıkOszczędźcie mnie!Po prostu już idźcie!
Bağışlayın beni..Gidin artıkSalvatemi! Andate via!
Bağışlayın beni..Gidin artıkSkona mig! Gå iväg nu!
Bağışlayın beni..Gidin artıkSpaar mij! Ga toch gewoon!
Bağışlayın beni..Gidin artıkTha cho mình đi! Đi thôi!
Bağışlayın beni..Gidin artıkUšetrite ma! <br />Choďte už konečne!
Bağışlayın beni..Gidin artıkUšetřte mě! Prostě už běžte!
Bağışlayın beni..Gidin artıkΈλλεος! Φύγετε πια!
Bağışlayın beni..Gidin artıkПощадите меня! Уходите же!
Bağışlayın beni..Gidin artıkПростете ми! Тръгвайте вече!
Baharda çiçekleri seyretmeye gidince bunu takarsın.Porte-les quand tu profites des fleurs au printemps.
Baharda çiçekleri seyretmeye gidince bunu takarsın.Viseld, amikor kimész a tavaszi virágokban gyönyörködni.
Baharda çiçekleri seyretmeye gidince bunu takarsın.ضعيها عندما ستدهبين لرؤيت الزهور في الخارج في فصل الربيع
Bana bu çiçek verin. Sana teklif etmeyin, gidin.내게 그 꽃을주세요. 난 그대를 입찰가로 마, 이동하십시오.
Bana bu çiçek verin. Sana teklif etmeyin, gidin.PAGEは、[。脇]私はほとんど教会の墓地でここで一人で立って怖い、まだ私は冒険なります。
Bana bu çiçek verin. Sana teklif etmeyin, gidin.תן לי את הפרחים האלה. האם כמו שאני הצעה לך, ללכת.
Bana bu çiçek verin. Sana teklif etmeyin, gidin.تعطيني تلك الزهور. مثلي محاولة اليك ، وتذهب.
Bana farklı bir renk yapalım. Beni üzerinden gidin.上にスクロールさせてください。
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Dapatkan keluar dari apartemen saya segera," kata Mr Samsa dan membuka pintu, tanpa melepaskan perempuan.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."¡Fuera de mi casa inmediatamente", dijo el señor Samsa, y abrió la puerta, sin dejar ir de las mujeres.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Fuori di casa mia immediatamente", ha detto il signor Samsa e aprì la porta, senza lasciar andare le donne.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin.Hin und wieder Grete ihr Gesicht auf den Arm ihres Vaters gedrückt.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Kifelé a lakás azonnal", mondta Samsa úr, és kinyitotta az ajtót, anélkül, hogy hagyta el a nők.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Mene pois minun huoneisto heti", sanoi Mr. Samsa ja veti oven auki, ilman päästämällä irti naisia.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Ra khỏi căn hộ của tôi ngay lập tức", ông Samsa và kéo mở cửa, mà không cần để cho đi của phụ nữ.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Raus aus meiner Wohnung sofort", sagte Herr Samsa und zog die Tür öffnen, ohne Loslassen der Frauen.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Saia do meu apartamento imediatamente", disse o Sr. Samsa e abriu a porta, sem deixar de ir as mulheres.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."바로 내 아파트에서 나가"씨 Samsa는 말했다없이 문을 열어 뽑았 죽지는 여성 이동합니다.