Ana içeriğe geç
Sözlük

gidin ile cümle

gidin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Atlayın, gidin.أقفزوا فقط .
Atlayın, gidin.アフリカにはあなたが必要です
ayı bitmeden doktora gidin.在怀孕未满4个月前,去看医生。
Ayrıca En, 20 dakika daha gidince그들은 서로를 30분에 지나쳐요.
Ayrıca En, 20 dakika daha gidinceDe passerer hinanden efter 30 minutter.
Ayrıca En, 20 dakika daha gidinceSi incontrano dopo 30 minuti.
Ayrıca En, 20 dakika daha gidinceИ Ан, тръгвайки към точка В, пристига там след още 20 минути.
Ayrıca En, 20 dakika daha gidinceアンは、 B 点に向かい、
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Akik a kisebb választéktól haladnak a nagyobb felé, azok oda vannak tapadva.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.As que partem da pequena escolha para a grande escolha, estão a aguentar-se.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Cei care merg de la puține alegeri către multe, rezistă cu stoicism.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.De går fra få valg til mange valg, de hænger på.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.De som går från få val till många val, de stannar kvar
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Gehen sie von den wenig Auswahlmöglichkeiten zu den vielen, dann bleiben sie dabei.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Họ đi từ sự lựa chọn thấp lên cao hơn thì họ đang mắc kẹt ở đó.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.그들이 낮은 선택에서 높은 선택으로 가면, 그들은 계속 머물러 있습니다.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Ma se si va nel senso inverso tendono a rimanere.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Mereka mulai dari pilihan yang sedikit ke pilihan yang banyak, mereka tetap memilih.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Narozdiel od tých, ktorí idú od najmenšieho počtu možností po najvyšší - tí s nami ostávajú.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Na rozdíl od těch, kteří jdou od nejmenšího počtu možností po nejvyšší -- ti s námi zůstávají.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.S'ils vont du choix réduit au choix élevé, ils sont accrochés.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Si van de pocas opciones a muchas, continúan ahí.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Ze gaan van weinig naar veel keuze, en ze hangen daar.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Όταν πάνε από τις λίγες στις πολλές επιλογές, δεν κουράζονται.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.А ті, що рухаються від простого вибору до складного, не втрачають інтересу.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Те же, кто проходит от маленького выбора к большому, не падают духом.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.Тези, които вървят от нисък към висок избор, те се държат.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.אלה שעוברים מבחירה מעטה לבחירה מרובה, מחזיקים מעמד.
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.والذين ينتقلون من الاقل الى الاعلى يتعلقون بالامر
Az seçenekten çok seçeneğe doğru gidince, ilgileri dağılmıyor.頑張って選択します 同じ情報で選択肢の数も同じです
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››A povedal svojim dcéram: A kdeže je? Prečo ste tam nechaly človeka? Zavolajte ho, a bude jesť chlieb.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››A svolil Mojžíš k tomu, aby bydlil s mužem tím. Kterýžto dal Zeforu, dceru svou, Mojžíšovi.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Cha lại hỏi rằng : Người đó bây_giờ ở đâu ? Sao các con bỏ người đi ? Hãy mời đến đặng ăn bánh .
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Cha lại hỏi rằng: Người đó bây giờ ở đâu? Sao các con bỏ người đi? Hãy mời đến đặng ăn bánh.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››E ele perguntou a suas filhas: Onde está ele; por que deixastes lá o homem? chamai-o para que coma pão.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››아비가 딸들에게 이르되 그 사람이 어디 있느냐 너희가 어찌하여 그 사람을 버리고 왔느냐 그를 청하여 음식으로 대접하라 하였더라
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››On pa reče hčeram svojim: In kje je on? zakaj ste popustile tistega moža? Pokličite ga, da jé z nami kruh!
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Quegli disse alle figlie: «Dov'è? Perché avete lasciato là quell'uomo? Chiamatelo a mangiare il nostro cibo!»
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Şi el a zis fetelor: ,,Unde este? Pentruce aţi lăsat acolo pe omul acela! Chemaţi -l să mănînce pîne!``
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››S monda leányainak: És hol van õ? miért hagytátok ott azt a férfit? hívjátok el, hogy egyék kenyeret.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››И той рече на дъщерите си: А где е той? защо оставихте човека? повикайте го да яде хляб.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Он сказал дочерям своим: где же он? зачем вы его оставили? позовитеего, и пусть он ест хлеб.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››ויאמר אל בנתיו ואיו למה זה עזבתן את האיש קראן לו ויאכל לחם׃
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››فقال لبناته واين هو. لماذا تركتنّ الرجل. ادعونه لياكل طعاما.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››他 對 女 兒 們 說 、 那 個 人 在 那 裡 、 你 們 為 甚 麼 撇 下 他 呢 、 你 們 去 請 他 來 喫 飯
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››他 對女兒 們說 、 那 個 人 在 那裡 、 你 們為 甚 麼 撇下 他 呢 、 你 們去請 他 來喫飯
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.a náš otec povedal: Iďte zase a nakúpte nám niečo potravy,
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Da sprach unser Vater: Zieht wieder hin und kauft uns ein wenig Speise.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Da vor Fader siden sagde: Rejs atter hen og køb os lidt Føde!
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Depois disse nosso pai: Tornai, comprai-nos um pouco de mantimento;
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.E nostro padre disse: Tornate ad acquistare per noi un po' di viveri
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Kế ấy , cha lại biểu chúng_tôi rằng : Hãy trở xuống đặng mua một_ít lương_thực .
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Kế ấy, cha lại biểu chúng tôi rằng: Hãy trở xuống đặng mua một ít lương thực.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Kemudian ayah kami menyuruh kami datang lagi kemari untuk membeli makanan
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.그 후에 우리 아비가 다시 가서 곡물을 조금 사오라 하시기로
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Ko je potem rekel naš oče: Pojdite zopet, kupite nam malo žita,
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.monda a mi atyánk: Menjetek vissza, és vegyetek nékünk [egy ]kevés eleséget.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Niin isämme sanoi: `Menkää jälleen ostamaan meille vähän elintarpeita`.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Notre père a dit: Retournez, achetez-nous un peu de vivres.
Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.Och när sedan vår fader sade: 'Faren tillbaka och köpen litet säd till föda åt oss',
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod