Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Chris Anderson: Kirsten, num minuto, pode-nos contar a história de como foi parar a África? Kirsten Ashburn:
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Chris Anderson: Kristen, ¿podrías contarnos en un minuto la historia de cómo llegaste al África?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, ai vrea într-un minut, să ne povesteşti cum ai ajuns tu în Africa?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, czy mogłabyś poświęcić chwilę i opowiedzieć nam, jak to się stało, że trafiłaś do Afryki?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, kan je even kort je eigen verhaal vertellen hoe je in Afrika kwam?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, mohla by si nám v skratke povedať tvoj príbeh o tom, ako si sa dostala do Afriky?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, vuoi raccontarci in un minuto cosa ti ha spinto in Africa?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?크리스: 크리스틴, 어떻게 아프리카에 가게 되었는지 간단히 얘기해 줄 수 있나요?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kristen, dapatkah anda menyediakan satu menit, untuk menceritakan bagaimana anda sampai di Afrika?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kristen, nimmst du dir eine eine Minute, nur um deine eigene Geschichte zu erzählen wie du nach Afrika kamst?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kristen, szánnál egy percet arra, hogy elmondod a saját történeted, hogy jutottál Afrikába?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Κίρστεν, θα μπορούσες να μιλήσεις για το πώς έφτασες στην Αφρική;
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Кирстен, можешь отделить минуту рассказать свою собственную историю о том, как попала в Африку?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Крістен, можеш виділити хвилину розказати власну історію як ти потрапила в Африку?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?כריס אנדרסון: קריסטן, האם תוכלי להקדיש דקה אחת, רק כדי לספר את הסיפור של איך את הגעת לאפריקה?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?كريس أندرسون: كرستين، فقط خلال دقيقة واحدة لتخبرينا قصتك عن كيف وصلتي الى إفريقيا
Lakin O, şeylerin geçip gidişini gözlemleyen- Onun kendisi geçip gidiyor mu?Ale to, čo pozoruje pominuteľnosť vecí, stratí sa aj to samotné?
Lakin O, şeylerin geçip gidişini gözlemleyen- Onun kendisi geçip gidiyor mu?Mais 'Cela', qui observe que les choses passent, est-ce que cela, lui-même passe ?
Lakin O, şeylerin geçip gidişini gözlemleyen- Onun kendisi geçip gidiyor mu?Но то, что наблюдает за прохождением вещей, может ли оно само уйти?
Lakin O, şeylerin geçip gidişini gözlemleyen-Pero Eso que observa el paso de las cosas -
Lakin O, şeylerin geçip gidişini gözlemleyen-それ自体も行ってしまうのだろうか?
Mabel onu geçen yıl gönderildi. Grandmama gidiş değildir.메이벨 그녀 작년 보냈습니다. 당신의 할머니 않을 수 있습니다.
Mabel onu geçen yıl gönderildi. Grandmama gidiş değildir.מייבל נשלח בשנה האחרונה שלה. אתם לא הולכים סבתא שלך.
Mabel onu geçen yıl gönderildi. Grandmama gidiş değildir.وقد أرسلت مابل لعامها الماضي. أنت لن grandmama الخاص.
Mabel onu geçen yıl gönderildi. Grandmama gidiş değildir.あなたは何もありません。
Mao Tse-Tung Çin'e sağlık kazandırdı, o ölünce Deng Xiaoping bu inanılmaz ileriye gidiş.A pak Teng Siao-pching zahájil ten úžasný pohyb vpřed.
Mao Tse-Tung Çin'e sağlık kazandırdı, o ölünce Deng Xiaoping bu inanılmaz ileriye gidiş.마오쩌둥은 결과적으로 중국의 건강 수준을 높였습니다. 그가 죽고 덩샤오핑이 정권을 잡으면서 이렇게 놀라운 발전을 보여줍니다.
Mao Tse-Tung Çin'e sağlık kazandırdı, o ölünce Deng Xiaoping bu inanılmaz ileriye gidiş.Mao Trạch Đông mang sức khỏe đến Trung Quốc Đặng Tiểu Bình kế nhiệm và bắt đầu bước tiến đáng kinh ngạc này
Mao Tse-Tung Çin'e sağlık kazandırdı, o ölünce Deng Xiaoping bu inanılmaz ileriye gidiş.Мао Цзэдун, в итоге, принес медицину в Китай. И пришел Дэн Сяопин, начавший восхитительный прорыв.
Mao Tse-Tung Çin'e sağlık kazandırdı, o ölünce Deng Xiaoping bu inanılmaz ileriye gidiş.מאו דזה-דונג הביא לסין בריאות, ואז הוא מת. ודנג שיאופינג התחיל את ההתקדמות המדהימה.
Mao Tse-Tung Çin'e sağlık kazandırdı, o ölünce Deng Xiaoping bu inanılmaz ileriye gidiş.ماو تسي تونغ أحضر الصحة الى الصين ثم توفي. بعدها دنغ كسيابينغ بدأ رحلة التقدم المذهلة
Mao Tse-Tung Çin'e sağlık kazandırdı, o ölünce Deng Xiaoping bu inanılmaz ileriye gidiş.毛沢東が死んだ後 鄧小平が この驚くべき前進を始めました ちょっと面白いと思いませんか?
MIT'ye gidişi hayalini öğrendiğim bilgisayardı,le rêve de mon père.
MIT'ye gidişi hayalini öğrendiğim bilgisayardı,Mijn vaders droom. Maar op MIT
MIT'ye gidişi hayalini öğrendiğim bilgisayardı,MIT라... 제 아버지의 꿈이었죠. MIT에서 저는
MIT'ye gidişi hayalini öğrendiğim bilgisayardı,MITでコンピュータの あらゆる部分について学び
MIT'ye gidişi hayalini öğrendiğim bilgisayardı,כשהלכתי ל-MIT, חלומו של אבי. וב-MIT בכל אופן
MIT'ye gidişi hayalini öğrendiğim bilgisayardı,من خلال ارتيادي لمعهد ماستيتيوتش للتكنلوجيا، حلم أبي. وفي هذا المعهد
NASA'ya katılacak ve Venüs'e gidişle ilgili bir deneyi başarıyla önerecek kadar şanslıydım.Am avut noroc să fiu acceptat de NASA și să pot propune cu succes o expediție experimentală pe Venus.
NASA'ya katılacak ve Venüs'e gidişle ilgili bir deneyi başarıyla önerecek kadar şanslıydım.J'ai eu la chance d'entrer à la NASA et de proposer un vol expérimental vers Vénus qui a été accepté.
NASA'ya katılacak ve Venüs'e gidişle ilgili bir deneyi başarıyla önerecek kadar şanslıydım.Miałem szczęście być przyjętym do NASA, gdzie zaakceptowano moją propozycję eksperymentalnego lotu na Wenus.
NASA'ya katılacak ve Venüs'e gidişle ilgili bir deneyi başarıyla önerecek kadar şanslıydım.Tôi đã may mắn được tham gia vào NASA và thành công đề xuất một thí nghiệm về việc bay lên sao Kim
NASA'ya katılacak ve Venüs'e gidişle ilgili bir deneyi başarıyla önerecek kadar şanslıydım.Ήμουν τυχερός να ενταχθώ στη ΝΑΣΑ και, επιτυχώς, να προτείνω ένα πείραμα για πτήση στην Αφροδίτη.
NASA'ya katılacak ve Venüs'e gidişle ilgili bir deneyi başarıyla önerecek kadar şanslıydım.Вступив в члены НАСА, я очень удачно предложил экспериментальный полёт на Венеру.
Neden? Bu gidişle abin gibi olacaksın.왜? 너 그러다 형처럼 된다.
Neden? Bu gidişle abin gibi olacaksın.Vrei sa fii ca fratele tau?
Neden? Bu gidişle abin gibi olacaksın.Γιατί; Τότε μπορεί να γίνεις σαν τον αδερφό σου.
Neden? Bu gidişle abin gibi olacaksın.למה? תסתכל, עוד תהפוך להיות כמו אחיך הגדול.
Neden? Bu gidişle abin gibi olacaksın.لماذا .؟ من الإمكان ان تصبح مثل أخيك
Neden? Bu gidişle abin gibi olacaksın.挨拶して
Normal koşullarda cennete gidişini, veya onu cennete götürmek üzere gelen melekleri görmeyi beklersiniz.Spodziewaliśmy się widoku wniebowzięcia Marii lub powitania Jej w niebie przez orszak anielski.
O bütün geliş ve gidişlerin tanığıdır ama o ortadan kaldırılamaz.El es el testigo de todos los ires y venires, pero no puede ser eliminado.
O bütün geliş ve gidişlerin tanığıdır ama o ortadan kaldırılamaz.El es el testigo de todos los ires y venires, pero no puede ser eliminado. www.mooji.org
O bütün geliş ve gidişlerin tanığıdır ama o ortadan kaldırılamaz.Het is de getuige van al het komen en gaan, maar kan niet verwijderd worden.
O bütün geliş ve gidişlerin tanığıdır ama o ortadan kaldırılamaz.Het is de getuige van alle komen en gaans, maar kan niet worden weggenomen. www.mooji.org
O bütün geliş ve gidişlerin tanığıdır ama o ortadan kaldırılamaz.Это Свидетель всего что приходит и уходит, но сам остается нетронутым.
O bütün geliş ve gidişlerin tanığıdır ama o ortadan kaldırılamaz.Это Свидетель всего что приходит и уходит, но сам остается нетронутым. www.mooji.ru
Olayın bu gidişatına iyice içerleyen ve öfkelenen gece bekçisi,Az éjjeliőr látta, hogy mennek a dolgok és egyre jobban fel volt háborodva, és ezt mondta:
Olayın bu gidişatına iyice içerleyen ve öfkelenen gece bekçisi,Der Nachtwächter, der sah worauf es hinauslief, sagte mit wachsender Empörung:
Olayın bu gidişatına iyice içerleyen ve öfkelenen gece bekçisi, "Eee, polisi çağırmıyor muyuz?" demiş.Le veilleur, voyant comment les choses se déroulaient, s'indigna et dit "Bon, on appelle la police, non ?"