giderek ile cümle
giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Premier League ve Football League arasında giderek artan bir uçurum vardır.There has been an increasing gulf between the Premier League and the Football League.
Bu yıllarda, tribünler ve senatörler giderek yakınlaştılar.In addition, during these years, the Plebeian Tribunes and the senators grew increasingly close.
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.From there, the company continued to grow.
1950'lerde Moore giderek artan sayılarda siparişler almaya başladı.In the 1950s, Moore began to receive increasingly significant commissions.
Babasının bilgisi olmadan, 1940 yılında bir otelde SS seçmelerine giderek başvuru yaptı.Without his father's knowledge, he did so in 1940 at a hotel where the SS was recruiting.
Işık kirliliği şehirleşmiş bölgelerde giderek artan ıık kaynağıdır.Light pollution is an ever-increasing source of sky brightness in urbanized areas.
Belisarius doğrudan doğruya Vandal kralı sarayına giderek Vandal Kralı tahtına oturdu.Belisarius went straight to the palace and sat on the throne of the Vandal King.
Bir süre boyunca, kişiye tam dozu alana kadar giderek artan dozlar verilir.Over a period of time, larger doses are given until the person is taking the full dose.
Şartlar giderek ağırlaşıyor.Conditions steadily worsened.
1956 sonlarında Amyotrofik lateral skleroz hastalığı gelişti ve giderek zayıfladı.In late 1956 he developed amyotrophic lateral sclerosis and became progressively weaker.
Savaş sırasında, minimal saha çalışmaları ile haritalar derlemek giderek mümkün oldu.During wartime, it became increasingly possible to compile maps with minimal field work.
Hemen akabinde Mısır'daki Alman elçiliğine giderek Nazi Almanyası'na olan sempatisini dile getirdi.He immediately expressed his sympathy for Nazi Germany to the German ambassador to Egypt.
Fransa'ya giderek bir süre Avrupa'yı dolaştı.He traveled Europe by going France for a while.
Daha sonra Joseon Hanedanı kademeli olarak giderek daha fazla durgunlaşmaya ve izole olmaya başladı.Henceforth, Joseon gradually became more and more isolationist and stagnant.
Pakistan'dan Londra, İngiktere'ye giderek buraya yerleşti ve İngiliz şiirinde etkili oldu.He went from Pakistan to London and made an influence in English poetry.
Susuzluk belirtileri toplam vücut su kaybının artmasıyla birlikte giderek şiddetlenir.The symptoms of dehydration become increasingly severe with greater total body water loss.
Şabat günü Yahudiler gün boyu dinlenir, Tevrat okur ve sinagog'a (havra) giderek dua ederler.""The Day of Atonement; Jews, Rich and Poor Alike, Spend the Day in Fasting and Prayer.""
Kasem, "ses dinamikleri" ni geliştirdiğini ve gülmelerinin giderek kaliteyi kazandığını söyledi.Kasem explained that the "voice dynamics" improved and that his laughs increasingly gained quality.
XI Kızıl Ordu ile birlikte Dağıstan'a giderek orada Kırmızı Dağıstan dergisi yayınladı.He, along with XI Red Army, goes to Dagestan and publishes Red Dagestan magazine there.
Aynı zamanda insanların giderek artan sayıda tarım ömrü boyunca kentsel refah aramaya başladı.At the same time an increasing number of people began to seek urban prosperity over agrarian life.
Daha sonra Vest-Telemark'a giderek vekil hakim olarak çalıştı.He then went to Vest-Telemark to work as a deputy judge.
Çiftyıldızların gözlemlenmesi 19. yüzyılda giderek artan bir önem kazanmıştır.Observation of double stars gained increasing importance during the 19th century.
Leuven'den ayrılıp Anvers'e giderek orada zamanını felsefe konuları üzerine düşünmeye ayırdı.He left Leuven for Antwerp, there to devote his time to contemplation of philosophy.
İngiltere'ye giderek burada ringlerde The Mighty Chang adıyla profesyonel güreş yapmıştır.He wrestled in England under the name of The Mighty Chang.
Giderek artan sayıda araştırma grup dinamiği prensiplerine evrimsel psikolojiyi uygulamıştır.Increasingly, research has applied evolutionary psychology principles to group dynamics.
Daha sonra ise bu miktar giderek azalır.Thereafter, usage decreased.
Fakat buna rağmen resimleri sergilenmeye devam edildi ve giderek kabul ve saygı gördü.But his paintings continued to be exhibited, and he gradually won acceptance and acclaim.
Burada kısa bir süre kaldıktan sonra İsviçre'ye giderek Jura Federasyonuna katılır.After a short stay there, he moved to Switzerland where he joined the Jura Federation.
Halk, geçimini yakında bulunan kentlere çalışmaya giderek çalışarak temin etmektedir.This gave the residents the permission to fortify their settlement which they soon did.
Kendisini reddedenler ve kendisine kin besleyenler giderek çoğalıyordu.Those who acquire and retain power are the earnest and persistent men.
Bunlarla birlikte konstrüktivizm de giderek yaygın hale gelmektedir.Along with this I was becoming more comfortable with performing.
Velçaninov'un zina dolu geçmişi ile ilgili ayrıntılar giderek gün yüzüne çıkar.Details about Velchaninov's adulterous past are revealed gradually.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.Increased rates among heterosexuals have occurred in China and Russia since the 1990s.
Güney Kore'de giderek daha popüler bir hale gelmiştir.It became extremely popular in South Korea.
Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış âlim ve şeyhlerle görüştü.When Muhammad ascended Mount Uhud and he was accompanied by Abu Bakr, Umar and Uthman.
İklimin giderek soğumaya ve kurumaya başlamasıyla besin ve yiyecek kıtlığı da başladı.In addition, the weather was getting colder and food ran out.
Desmond Hurley'in yanına giderek kendisini sahildeki kabloya götürmesini ister.Desmond approaches Hurley and asks him to take him to the cable.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Information technology is also becoming more essential.
Daha sonra İtalya'ya giderek 1699-1706 yılları arasında Roma'da kaldı.He likely travelled to Rome as early as 1609–10.
Göstericiler Budapeşte radyo istasyonuna giderek taleplerinin yayınlanmasını istediler.The demonstrators went to the Budapest radio station and demanded to publish their demands.
Newton’un ışığın parçacık teorisi, dalga teorisi ile giderek daha başarılı olmuştur.Newton's corpuscular theory of light was gradually succeeded by the wave theory.
O zamandan beri yeni yerleşim mahallelerinin sayısı giderek artmıştır.Since then the number of new residential neighborhoods has increased steadily.
Ayrıca kontrol de giderek zorlaşmıştır.Controlling them was getting increasingly difficult.
Leverkusen penaltılara giderek maçı kazandı.Leverkusen eventually went on to win the game on penalties.
1890’da on beş yaşında iken Fransa’ya giderek yedi yıl öğrenim gördü.In 1890, at the age of fifteen, he was sent to study in France where he spent the next seven years.
Yerleşik hiyerarşiler toplumsal gerçeklere karşı giderek sert ve dokunulmaz hale gelir.Entrenched hierarchies become increasingly rigid and out of touch with social realities.
Azem, babasının izinden giderek 1912 yılında Sırbistan Krallığı ile mücadeleye başladı.Azem followed his father, and first fought against the Kingdom of Serbia in 1912.
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.Their mutual love becomes more obvious.
Beş çocuklarından en büyüğü, Jules, Giessen'e giderek Justus Liebig'in asistanlığını yapmıştır.He fathered five children, of whom the eldest (Jules) became assistant to Justus Liebig in Giessen.
Yapay zekâ daha verimli ve karmaşık bir hal aldığından giderek önem kazanmaktadır.Artificial intelligence is becoming increasingly important as it gets more efficient and complex.
Sonraki sayılarda giderek artan şekilde yer almışlardır.They would then rapidly and repeatedly stab into the roost.
1952'de ABD'ye giderek karatesini ulusal televizyonda tanıttı.In 1951, the parade was shown nationwide on US television.
Bu arada görürüz ki düşünce yapıları giderek basitleşmekte ve hareketleri savruklaşmaktadır.Indeed, it seems that behaviorism interest is more recent and growing.
Tohum ve fidan ticareti de giderek gelişmektedir.Construction and service companies are also growing in importance.
Üniversite çevresindeki faaliyetleri sayesinde parti giderek büyüdü.Attendance at the Academy’s conferences increased steadily.
Sonra Amerika’ya giderek, başkan Franklin D. Roosevelt’le görüştü.He then traveled to the United States and reported to President Franklin D. Roosevelt.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Paulo returns to the toilet to retrieve the diamonds, storing them in his underwear thereafter.
Bazı gelişmiş ülkeler, bazı düzenlemelere giderek dış mekanlarındaki hava kalitesini yükseltmiştir.A number of developed countries have successfully improved outdoor air quality through regulations.
Parlamento ile devlet başkanı arasındaki çekişme giderek artar.Struggles between the Governor and the Parliament would continue to recur.
İnsan başlı yılana giderek çare arar ve gözlerinden vazgeçerse iki oğlu olacağını öğrenir.He steals a magic spell-binding orb, only being seen twice and he has a fear of spiders.