Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."집에 가게되면 삶이 얼마나 바뀌었는지 깨닫게 될겁니다."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Ma andando a casa ti renderai conto di come la vita è diversa."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Maar je zal thuiskomen en beseffen hoe anders het leven is."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Mais, tu vas rentrer chez toi et te rendre compte à quel point la vie est différente. "
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın.""Mas vais chegar a casa e perceber "o quão diferente a tua vida é."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Men du kommer hjem og opdager hvor anderledes livet er."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Namun kau akan pulang dan melihat seberapa berbeda hidupmu."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Nhưng bạn sẽ trở về nhà và nhận ra rằng cuộc sống giờ đây khác biệt đến dường nào."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Pero vas a llegar a casa y a darte cuenta de lo diferente que es la vida".
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Αλλά θα γυρίσεις σπίτι και θα διαπιστώσεις πόσο διαφορετική είναι η ζωή".
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Но когда ты приедешь домой, ты осознаешь, насколько изменилась твоя жизнь".
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Но си отиваш у дома и ще осъзнаеш колко е различен живота."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."את בכיסא גלגלים. זה נורמלי. אבל את הולכת הביתה ומבינה
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."لكنك ذاهبة للبيت وستدركين كم هي مختلفة الحياة الآن."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."様変わりした人生に」 家に着くとそれは起きました
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Achando um navio que seguia para a Fenícia, embarcamos e partimos.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Am găsit o corabie, care avea să treacă în Fenicia, ne-am suit în ea, şi am plecat.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.A najdúc loď, ktorá sa plavila krížom do Fenície, sadli sme na ňu a odplavili sme sa.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.A tam znalazłszy okręt, który miał płynąć do Fenicyi, wsiadłszy weó, jechaliśmy.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Daar vonden wij een schip dat naar de Syrische provincie Fenicië zou oversteken; wij gingen aan boord
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Där funno vi ett skepp som skulle fara över till Fenicien; på det gingo vi ombord och lade ut.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Der fant vi et skib som skulde fare rett over til Fønikia; vi gikk da ombord på det og seilte avsted.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Di Patara, kami menemukan kapal yang mau ke Fenisia. Maka kami naik kapal itu lalu berangka
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.És mikor találtunk egy hajót, mely Fenicziába méne által, abba beülvén, elhajózánk.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Et ayant trouvé un navire qui faisait la traversée vers la Phénicie, nous montâmes et partîmes.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Hallando un barco que hacía la travesía a Fenicia, nos embarcamos y zarpamos
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.I nalezše tu lodí, kteráž měla plouti do Fenicen, a vstoupivše na ni, plavili jsme se.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.In ko smo našli ladjo, ki je imela jadrati v Fenicijo, smo stopili nanjo in se peljali.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.베니게로 건너가는 배를 만나서 타고 가다가
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.ở đó gặp một chiếc tàu , dương buồm chạy qua xứ Phê-ni-xi ; chúng_ta bèn xuống đi .
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.ở đó gặp một chiếc tàu, dương buồm chạy qua xứ Phê-ni-xi; chúng ta bèn xuống đi.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Og da vi fandt et Skib, som skulde gå lige til Fønikien, gik vi om Bord og afsejlede.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Siellä tapasimme Foinikiaan menevän laivan, astuimme siihen ja lähdimme purjehtimaan.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Trovata qui una nave che faceva la traversata per la Fenicia, vi salimmo e prendemmo il largo
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Und da wir ein Schiff fanden, das nach Phönizien fuhr, traten wir hinein und fuhren hin.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.Και ευροντες πλοιον μελλον να περαση εις Φοινικην, επεβημεν εις αυτο και απεπλευσαμεν.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.и, найдя корабль, идущий в Финикию, взошли на него и отплыли.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.І, знайшовши корабель, що плив у Финикию, сївши, поплили ми.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.שם מצאנו אניה עברת אל פינוקיא ונרד בה ונעבר׃
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.فاذ وجدنا سفينة عابرة الى فينيقية صعدنا اليها واقلعنا.
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.遇 見 一 隻 船 、 要 往 腓 尼 基 去 、 就 上 船 起 行
Fenikeye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.遇見一隻船 、 要 往 腓尼基 去 、 就 上船 起行
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Akkor Festus tanácsával értekezvén, felele: A császárra appelláltál, a császár elé fogsz menni!
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Allora Festo, dopo aver conferito con il consiglio, rispose: «Ti sei appellato a Cesare, a Cesare andrai»
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Alors Festus, après avoir délibéré avec le conseil, répondit: Tu en as appelé à César; tu iras devant César.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Da talte Festus med sit Råd og svarede: "Du har skudt dig ind under Kejseren; du skal rejse til Kejseren."
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Então Festo, tendo falado com o conselho, respondeu: Apelaste para César; para César irás.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Entonces Festo, habiendo consultado con el consejo, respondió: --Al César has apelado. ¡Al César irás
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Festus talte da med sitt råd, og sa så: For keiseren har du innanket din sak; til keiseren skal du fare.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Kế đó , Phê-tu bàn_tán với công_hội mình , bèn trả_lời rằng : Ngươi đã kêu_nài Sê-sa , chắc sẽ đến_nơi Sê-sa .
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Kế đó, Phê-tu bàn tán với công hội mình, bèn trả lời rằng: Ngươi đã kêu nài Sê-sa, chắc sẽ đến nơi Sê-sa.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››베스도가 배석자들과 상의하고 가로되 네가 가이사에게 호소하였으니 가이사에게 갈 것이라 하니라
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Tedaj se Fest pogovori s svetovalstvom in odgovori: Na cesarja si se sklical, k cesarju pojdeš.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Tedy Festus promluviv s radou, odpověděl: K císařis se odvolal? K císaři půjdeš.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Tedy Festus rozmówiwszy się z radą, odpowiedział: Do cesarzaś apelował? do cesarza pójdziesz.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Vtedy Festus poshovárajúc sa s radou odpovedal: Na cisára si sa odvolal, pred cisára pojdeš.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Тогда Фест, поговорив с советом, отвечал: ты потребовал суда кесарева, к кесарю и отправишься.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››Тодї Фест, поговоривши з радою, відказав: Ти покликуєш ся до кесаря, до кесаря й пійдеш.
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››ויועץ פסטוס עם יועציו ויען אתו לאמר את הקיסר קראת אל הקיסר תלך׃
Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: ‹‹Davanı Sezara ilettin, Sezara gideceksin.››حينئذ تكلم فستوس مع ارباب المشورة فاجاب الى قيصر رفعت دعواك. الى قيصر تذهب