Ana içeriğe geç
Sözlük

gidecek ile cümle

gidecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Electrolux Meksika'ya gidecekti.وإلكترولوكس كانت ذاهبة للانتقال إلى المكسيك.
Electrolux Meksika'ya gidecekti.「私が州知事になったからには そんな事 させないわ
Elinizde bir bileşen olabilir, mesela bir bilgisayara gidecek bir grafik çipi gibi.여러분이 부품을 만든다고 칩시다 노트북에 들어가는 그래픽 칩을 만든다고 할 경우
Elinizde bir bileşen olabilir, mesela bir bilgisayara gidecek bir grafik çipi gibi.Możesz mieć część, np. chip graficzny, który stanie się częścią czyjegoś laptopa.
Elinizde bir bileşen olabilir, mesela bir bilgisayara gidecek bir grafik çipi gibi.قد يكون لديك مكوّن، لنقل رقاقة رسوميات تُدخل في الجهاز المحمول.
Elinizde bir bileşen olabilir, mesela bir bilgisayara gidecek bir grafik çipi gibi.つまりApple、HPなどの部品を製造します
El Kaide'ye gidecekti.그렇지 않았다면 이 돈은 알카에다로 흘러갔겠죠
El Kaide'ye gidecekti.שאחרת הלך לאל קאעידה.
El Kaide'ye gidecekti.ليذهب للقاعدة إن لم يأخذوه هم.
El Kaide'ye gidecekti.聖戦の兵士が詐取されていることを
Eti Tanrınız RABbin seçeceği yerde pişirip yiyeceksiniz. Sabah dönüp çadırlarınıza gideceksiniz.네 하나님 여호와께서 택하신 곳에서 그 고기를 구워먹고 아침에 네 장막으로 돌아갈 것이니라
Eti Tanrınız RABbin seçeceği yerde pişirip yiyeceksiniz. Sabah dönüp çadırlarınıza gideceksiniz.Kook dan het lam, eet het op en ga pas de volgende morgen naar huis terug.
Eti Tanrınız RABbin seçeceği yerde pişirip yiyeceksiniz. Sabah dönüp çadırlarınıza gideceksiniz.ובשלת ואכלת במקום אשר יבחר יהוה אלהיך בו ופנית בבקר והלכת לאהליך׃
Eti Tanrınız RABbin seçeceği yerde pişirip yiyeceksiniz. Sabah dönüp çadırlarınıza gideceksiniz.وتطبخ وتأكل في المكان الذي يختاره الرب الهك ثم تنصرف في الغد وتذهب الى خيامك.
Eti Tanrınız RABbin seçeceği yerde pişirip yiyeceksiniz. Sabah dönüp çadırlarınıza gideceksiniz.當 在 耶 和 華 你 神 所 選 擇 的 地 方 、 把 肉 烤 了 喫 . 〔 烤 或 作 煮 〕 次 日 早 晨 就 回 到 你 的 帳 棚 去
Eti Tanrınız RABbin seçeceği yerde pişirip yiyeceksiniz. Sabah dönüp çadırlarınıza gideceksiniz.當 在 耶和華 你 神 所 選擇 的 地方 、 把 肉 烤 了喫 . 〔 烤 或 作 煮 〕 次日 早晨 就 回到 你 的 帳棚去
Eve gideceksin değil mi?Du ska åka hem eller hur?
Eve gideceksin değil mi?Kau akan pulang ke rumah, betulkan?
Eve gideceksin değil mi?Cậu sẽ về nhà phải không?
Eve gideceksin değil mi?Mijn familie kwam opeens. <br.Jij gaat naar huis, niet waar?
Eve gideceksin değil mi?Saj greš domov, kajne?
Eve gideceksin değil mi?Te duci acasa, corect?
Eve gideceksin değil mi?Tu torni a casa vero?
Eve gideceksin değil mi?Tu vas rentrer chez toi, hein ?
Eve gideceksin değil mi?Wracasz do domu, prawda?
Eve gideceksin değil mi?Θα πας σπίτι, έτσι;
Eve gideceksin değil mi?Ты пойдешь домой, да?
Evet, bir arkadaşıma uyku tulumumu vereceğime dair söz vermiştim... ... kamp kurmaya gidecek de.En kille på jobbet ska låna min sovsäck. Han ska ut och tälta.
Evet, bir arkadaşıma uyku tulumumu vereceğime dair söz vermiştim... ... kamp kurmaya gidecek de.Ich leihe einem Freund von mir meinen Schlafsack. Er geht eine Woche lang zelten. - Vor Mitsommer?
Evet, bir arkadaşıma uyku tulumumu vereceğime dair söz vermiştim... ... kamp kurmaya gidecek de.Obiecałem dobremu znajomemu że pożyczę mu śpiwór, wyjeżdża na biwak.
Evet, bir arkadaşıma uyku tulumumu vereceğime dair söz vermiştim... ... kamp kurmaya gidecek de.Sė, presto il sacco a pelo a un mio amico. Va in campeggio.
Evet, bir arkadaşıma uyku tulumumu vereceğime dair söz vermiştim... ... kamp kurmaya gidecek de.Sí, le presto el saco de dormir a un amigo. Se va de acampada.
Evet, bir arkadaşıma uyku tulumumu vereceğime dair söz vermiştim... ... kamp kurmaya gidecek de.Slíbil jsem kamarádovi, že mu půjčím spacák. Jede stanovat.
Evet, bir arkadaşıma uyku tulumumu vereceğime dair söz vermiştim... ... kamp kurmaya gidecek de.Υποσχέθηκα να δανείσω τον υπνόσακκό μου σ'ένα συνάδελφο. - Φεύγει διακοπές.
Evet. Min Ah, sende Parang Üniversitesine gideceksin değil mi?어.
Evliliđim dađýlýyordu, gidecek yerim yoktu; böylece ev arkadaţý olduk.Mon mariage s'effondrait. Je n'avais vraiment nulle part où aller.
Evliliđim dađýlýyordu, gidecek yerim yoktu; böylece ev arkadaţý olduk.كما أن زواجي كان يتفكك.. وكنت عالقة من غير مكانٍ أذهب إليه أصبحنا نتشارك السكن وجلبت ابنتي معنا
Evliliđim dađýlýyordu, gidecek yerim yoktu; böylece ev arkadaţý olduk.私たちはルームメイトになり、娘も連れてきました。
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydımBマイナーの服を着ます
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydımGdybym szedł na pogrzeb, ubrałbym się w tonacji B-dur.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım장례식에 참석할 때에는
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım(Rires)
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım(Risas)
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Als ik naar een begrafenis moet, kleed ik me in si klein, turquoise, purper en oranje.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Avšak, ak by som šiel na pohreb, obliekol by som sa do B mol, čo by bola tyrkysová, fialová a oranžová.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Dacă trebuie să merg la vreo înmormântare, totuși, mă îmbrac în Si minor, adică turcoaz, mov sau portocaliu.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Ha temetésre kellene mennem, akkor B mollt vennék fel, ami türkiz, lila és narancssárga lenne.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Se dovessi andare a un funerale, invece, mi vestirei in Si minore, che sarebbe turchese, viola e arancione.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Tuy nhiên, nếu tôi phải đến một đám tang, tôi sẽ mặc theo âm Si thứ, sẽ là màu ngọc lam, tím và da cam.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Αν είχα να πάω σε κηδεία, όμως, θα ντυνόμουν σε σι ελάσσονα, δηλαδή τιρκουάζ, μωβ και πορτοκαλί.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım Si minör giyinirdim yani; turkuaz, mor ve turuncu.Ако трябва да отида на погребение, се обличам в Би минор, което е тюркоаз, пурпурно и оранжево.
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydım(Smích)
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydımלו הייתי צריך ללכת ללוויה, לעומת זאת,
Fakat bir cenazeye gidecek olsaydımرغم ذلك، فإذا اضطررت للذهاب إلى جنازة،
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Aber du wirst nach Hause gehen und bemerken, wie sehr sich das Leben verändert hat."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Ale odejdete domů a uvědomíte si, jak je život rozdílný.
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Ale prídeš domov a zistíš, ako sa život zmenil."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Ale wrócisz do domu i zrozumiesz jak zmieni się twoje życie."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."Dar vei merge acasă și-ți vei da seama că viața e total diferită."
Fakat eve gideceksin ve hayatın ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksın."De ha hazaérsz, rájössz, milyen más lesz az élet."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod