Cleveland’a gidecek olan Orlov 1973 yılında ölür.Hän kuoli Clevelandissa vuonna 1976.
Peki bu rant kime gidecekti?Kenelle kellot soivat, Niilo?
Tüm öğrenciler yarın pikniğe gidecekler. (ne zaman, nereye)Huomenna nähdään (Vi ses i morgen) suomentaja Outi Menna.
Pasaport, yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen belgedir.Ulkomaanpassi oli viranomaisen antama lupa matkustaa toiseen maahan.
Bunlar sonsuz ölüme, fakat doğru kişiler sonsuz yaşama gidecekler.Hyvää tehneet pääsevät ikuiseen elämään, pahaa tehneet joutuvat ikuiseen tuleen.
Onu tam geride bırakıp gidecekken geri gelip onu hastaneye götürür.Pian oikea ambulanssi tulee ja vie hänet sairaalaan.
Peron 2'ye gelen tren 4:35'te Shibuya'ya gidecek.Juna saapuu laiturille 2 ja lähtee Shibuyaan kello 4.35.
Hanginiz gidecek?Kuka teistä lähtee?
Biraz sonra dipsiz derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek.Κατόπιν θα διεισδύσει στην Αρειανή ατμόσφαιρα και θα καταστραφεί.
Bizimle gidecek misin?Θα πας μαζί μας;
Fakat Lars bu seyahati tam anlamıyla planlamamıştı.Bu yüzden konser sona erdiğinde gidecek hiçbir yeri yoktu.Men den unge Lars havde ikke planlagt turen særlig godt og manglede et sted at bo efter koncerten.
Sonra da Roma'ya gidecektir.Derefter flytter han til Rom.
Ayrıca askere gidecek gençler kendi aralarında organize olup eglence tertip ederler.Arbejdsløse samlet i hæren kan og vil selv.
Orta peronu ise Halkapınar Bakım Tesisi'ne gidecek olan trenler kullanmaktadır.Endelig vil specielle tog, der skal udføre målinger og lignende, køre som særtog.
Onu tam geride bırakıp gidecekken geri gelip onu hastaneye götürür.En dag tager hun ham med hjem, men han vil tilbage på hospitalet.
Böyle mi gidecek garibim?For satan, er det det?
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.Thybomål: "Æ lannmann å æ kwind war u i æ skow".
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Nu ikke længere noget med at drive den af på universitetet eller i byen, nu skal der arbejdes.
Pasaport, yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen belgedir.En arbejdstilladelse er en tilladelse der gives til statsborgere der skal arbejde i et fremmed land.
Kiminle gideceksin?Hvem vil du gå med?
Gidecekleri gün dualarla uğurlanırlar.Ved den daglige bønnen, vender bahaier seg dit.
Cehennem: Cehennem, dünyada yaşarken affedilemeyecek derecede şeytani suçlar işleyenlerin gidecekleri yerdir.Helvete er en oversettelse av Gehenna, og tolkes av noen som symbolsk tale om en evig tilintetgjørelse.
Fakat Lars bu seyahati tam anlamıyla planlamamıştı.Bu yüzden konser sona erdiğinde gidecek hiçbir yeri yoktu.Men Ulrich hadde ikke planlagt turen særlig godt, og ble forlatt uten noe sted å gå etter konserten.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Da reist de vekk for å gå på skole eller for å få seg arbeid.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."Om noen drar ham opp igjen, er det en ulykke.»
Bu ayrım, ilerde kiliselerin bölünmesine dek gidecekti.Slik fortsetter man å dividere, helt til divisjonen går opp.
Doğduktan kısa bir süre sonra ailesi ile birlikte Çin’e gidecektir.Han flyttet til Kina noen år senere sammen med familien.
Belki yirmi derece ileri gidecek.Den kan bli opptil 220 mm lang.
Bu bölümde Mike, Nick'e gidecekleri Vietnam'da onu yalnız bırakmayacağına dair söz verir.Michael, som hadde lovet å ikke etterlate Nick i Vietnam, bringer liket tilbake til USA.
Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu.Selain itu, ia berhasil memerdekakan Mesir dari Asyur dan menyejahterakan kembali negerinya.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Katakan padanya untuk pergi ke neraka.
Yine de, Messi 15 Mayıs 2006'da turnuvaya gidecek futbolcular listesine girdi.Meskipun demikian, Messi terpilih dalam skuat Argentina untuk turnamen pada tanggal 15 Mei 2006.
Ama Bilbo kazanırsa çıkış yoluna gidecektir.Mereka setuju jika Bilbo menang, ia diizinkan kabur, tetapi jika Bilbo kalah, ia akan dimakan.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."Kalau ada kesempatan baik nanti, ia akan datang."
Yemeğe gidecek misin?Mereka duduk untuk makan.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Oleh karena itu, setelah ia lulus sekolah menengah, ia memutuskan untuk pergi dan menghasilkan uang.
Büyük çoğunluğu toprak sahiplerine gidecekti.Mereka juga merupakan pemilik sebagian besar tanah.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Ông đành phải chấp nhận để về nước.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Ông từng đi sứ sang Pháp.
Oğullarım da benim yolumdan gidecek...Nguyện ước theo con đường Bác đi...
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.VD: Tuân tử – thiên Đại lược: “Không biết thì hỏi Nghiêu Thuấn, không có thì cầu thiên phủ.”
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.阿傍羅刹(あぼう らせつ)は地獄にいるとされる獄卒である。
Sağ tarafta ise Cehennem'e gidecekler yer almakta ve şeytanlar tarafından eziyet görmektedir.鶴見地獄や八幡地獄に比べると知名度は著しく低い。
Tüm öğrenciler yarın pikniğe gidecekler. (ne zaman, nereye)明日葉 明日菜(あしたば あすな) 高校生。
Kütüphaneye gidecek miyiz?私は図書館へ行く。
Oğullarım da benim yolumdan gidecek...そして子供たちとともに那須高原にやってくるが…。
Gidecektim oraya bekleyecektim, gel bakayım buraya diyecektim.あそこに立ちたい、そうと思って観てました。
Yemeğe gidecek misin?ご飯にする?
Gidecekleri gün dualarla uğurlanırlar.大日岳(だいにちだけ)とも呼ぶ。
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.だから私は天国へ行く。
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.大学入試には合格していたものの、大学へ進むかどうか迷っていた。
Seçilen komutanlardan her biri, Yermük'a istediği yoldan gidecekti.全ての軍の指揮官達は所定の場所に向かった。
Taraftarların yürüyerek çok rahat bir şekilde gidecekleri bir konuma sahiptir.人魚たちは足で歩くことが難しいため、移動用に常備している。
Cleveland’a gidecek olan Orlov 1973 yılında ölür.1973年アメリカ合衆国カリフォルニア州クレアモントで死去する。
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.殿様気質で、悪気は無いが、主人であるタクヤたちに対して「主よ、苦しゅうない」と偉そうに指示を請う。
Kadınlar yeryüzünde silinip gidecek mi?地球は女で回ってる?
Böyle mi gidecek garibim?(例)あんなはおるかい?
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."不順從之神(まつろわぬ神,Disobedient Gods) 跳脫出神話,在地上彷徨的神即是「不順從之神」。
'Jim,' dedim, 'İtalyan kaşifin yeni dünyaya ulaştığını öğrenmek hoşuna gidecektir.“吉姆,”我说,“意大利航海家刚刚到了新大陆。
Kütüphaneye gidecek miyiz?(我去图书馆。