Gidecektim oraya bekleyecektim, gel bakayım buraya diyecektim.Men jag skulle vilja göra det för att se vart det tar mig, så jag kan hålla på med det.
Seçilen komutanlardan her biri, Yermük'a istediği yoldan gidecekti.Var och en får välja vilket departement som helst.
Olimpiyatlara gidecek atletler her ülkenin Ulusal Olimpiyat Komitesi tarafından belirlenir.De tävlande i olympiaderna tas fram genom nationella tävlingar i varje land.
Sonra da Roma'ya gidecektir.Siden kommer till Rom.
Eğer bu yarışmayı kazanırsan İsveç’e gideceksin.Om du vinner denna tävling, kommer du att åka till Sverige.
O, gidecek.Det kommer att gå.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Цього разу він їде до Франції.
(Türkçe: İnsanlar yakında gidecek.)(Світовий тур скоро!).
Yemeğe gidecek misin?Чом не вечеряють?
Uyuyacak yer arayan Charlie de tesadüfen aynı otele gidecektir.Чарлі, як виявляється, живе в тому ж готелі.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Тому вона і потрапила в пекло.
Gidecektim oraya bekleyecektim, gel bakayım buraya diyecektim.Наприклад, j'y vais — я туди йду, j'en suis venu — я звідти прийшов.
Olimpiyatlara gidecek atletler her ülkenin Ulusal Olimpiyat Komitesi tarafından belirlenir.Спортсмени від кожної країни відбираються національними олімпійськими комітетами.
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek."Нехай бог розпоряджається моїм життям, але я ніколи не буду тікати».
Ali ise kararını vermiştir Almanya’ya gidecektir.Ден, в свою чергу, каже їхати до Мексики.
Kazandığında turnuvaya o gidecektir.На турнірі він поступився тільки Надалю.
Başarılı olmasaydık biz gidecektik, yerimize onlar gelecekti.Але поки ми цього не бачимо, то залишимося в нашій країні.
Büyük çoğunluğu toprak sahiplerine gidecekti.Працювали здебільшого на землях хазяїна.
Bir süre için işler yolunda gidecek gibi gözükür.Якийсь час все відбувається добре.
Kız kardeşim gelecek sene Tokyo'ya gidecek.Наступного року моя сестра поїде до Токіо.
O yarın okula gidecek.Завтра він піде до школи.
Tom Boston'a gidecek.Том поїде до Бостона.
Kim pide almaya gidecek?Хто пі́де по піде́?
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.A ti, kteří neposlouchali („překračovali boží hranice“), budou potrestáni peklem.
Gidecekleri gün dualarla uğurlanırlar.Kdykoliv během dne mohou přijít a požádat, aby byli vpuštěni.
1960'ta uzaya gidecek ilk kozmonot grubuna seçildi.Do oddílu prvních kosmonautů byl vybrán roku 1960.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Téhož roku odjel do Francie.
Ancak gidecek yolu henüz bitmemişti.Strastiplná cesta však ještě nebyla u konce.
Bir gün, bir kadının çantasını çalarak Paris'e gidecek bilet almayı başarır.Potom ukradne cizímu člověku peněženku a peníze použije ke koupi autobusové jízdenky do Utahu.
Yemeğe gidecek misin?Jí se k obědu.
Bunlar sonsuz ölüme, fakat doğru kişiler sonsuz yaşama gidecekler.Kdo konali dobro, půjdou do věčného života, kdo však zlo, půjdou do věčného ohně.
Randevuları olduğunu hatırlatır ve polislere olayı anlatıp gideceklerini söyler.Řekne mu, že ví, kdo je a požádá jej, aby mu vrátil Data zpět.
Fakat, son anda ismi savaşa gidecekler listesinden çıkarılır.Jeho jméno pak vyškrtne a na konec seznamu napíše to své.
Lucas, Brooke'a olan hislerini açıklar, ancak Brooke ailesi ile Los Angeles'a gidecektir.Bree se pak usmíří se svou rodinou a odcestuje do Los Angeles.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.A tak jde sloužit do pekla.
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek."Cerul și pământul vor trece, dar cuvintele Mele nu vor trece. "
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."Drept pedeapsă îentru fapta lor, Dumnezeu îi alungă din Paradis, trimițându-i pe Pământ.
Yemeğe gidecek misin?Driftwood: Ce vreți sa spuneți, cină?
Fakat imparatorluk için Konstantinopolis'e gidecek gücü bulunmamaktaydı.El nu era legat în niciun fel de Imperiul de la Constantinopol.
Askere gidecek gençler akrabaları ve komşuları ile helalleşirler.Unii încearcă să se refugieze la rude sau prieteni.
Sonra da Roma'ya gidecektir.Se mută la Roma.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Se hotărăște să plece în Franța.
Bu bölümde Mike, Nick'e gidecekleri Vietnam'da onu yalnız bırakmayacağına dair söz verir.După petrecere, Nick, amețit de băutură, îl pune pe Mike să-i promită că nu îl va lăsa niciodată în Vietnam.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Ezúttal Franciaországba menekült.
Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu.De visszafordulni már nem lehetett,” mivel az egyiptomiak körbezárták őket.
Bunlar sonsuz ölüme, fakat doğru kişiler sonsuz yaşama gidecekler.És ezek elmennek az örök büntetésre, az igazak pedig az örök életre.
Sonra da Roma'ya gidecektir.Ezek után elmennek Rómába.
Yemeğe gidecek misin?Elmentek hát ebédelni.
Her ikisi de kısa bir süre sonra suikaste kurban gideceklerdi.Nemsokára majdnem gyilkos merénylet áldozataivá válnak.
Böylelikle parçacık sanki hiçbir etki altında değilmiş gibi doğrusal olarak gidecekti.A film olyan hatást kelt, mintha nem lenne benne vágás.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Viszont közölték, hogy hiába akar egyetemre menni, büntetésül nem tanulhat tovább.
(Türkçe: İnsanlar yakında gidecek.)(Toluj hamarosan meg is halt.)
Tam Mordor'a gidecekken Faramir, Frodo, Gollum ve Sam'i esir aldı.Ithiliában feltartóztatja a Mordorba tartó Frodót, Samut és Gollamot.
Ordusu kaybolmuştu, kimse gidecek yolu bilmiyordu.Bennünket nem várt senki, nem tudtuk, hova menjünk.
1960'ta uzaya gidecek ilk kozmonot grubuna seçildi.Hänet valittiin kosmonautiksi vuonna 1960 ensimmäisen kosmonauttiryhmän mukana.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."Jos hylkään hänet nyt, jotain kauheaa voi tapahtua”.
Bir süre için işler yolunda gidecek gibi gözükür.Asiat näyttivät olevan menossa oikeaan suuntaan.
Bu işlemi aynı varış düğümüne gidecek paketler için tekrar tekrar yapmak anlamsızdır.Rahtikirjojen teettämistä varten oli sama matka tehtävä uudelleen.
Yemeğe gidecek misin?Miten maistamme ruuan?
46 “Bunlar sonsuz ölüme, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.”Nyt kuoleman ja Haadeksen avaimet kuuluvat Ikuiselle."