Sağ tarafta ise Cehennem'e gidecekler yer almakta ve şeytanlar tarafından eziyet görmektedir.在信奉伊斯蘭教的部落裡,蠍子被認為是與地獄有關的動物,被視為是惡魔及惡靈的化身。
Kadınlar yeryüzünde silinip gidecek mi?到底裘米他們繆是不是能走到地球(terra)……?
Ali ise kararını vermiştir Almanya’ya gidecektir.以此為契機,玉井終於下定前往德國的決心。
Bizim örneğimizde bir kerede gidecek biti üç kere gönderecek zaman kaybına yol açmıştır.よ〜ん中曾出現過需要接鄰消失三次才會消失的特硬氣泡。
Kocasını sevse de kaynanası yüzünden sürekli kaçmak ister, yine de gidecek yeri yoktur.玄宗曾想将她嫁给张果,张果不奉诏。
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.楚王問鼎小大輕重,對曰:「在德不在鼎。
Belki yirmi derece ileri gidecek.它們可以生長高達20米。
Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu.中華民國光復,鎮海縣從屬依舊。
Gidecekleri gün dualarla uğurlanırlar.一日忽召众告别。
Askere gidecek gençlere mutlaka cağ kebap (AHBAP KEBABı) için uygun ortam hazırlanılır.张季鹰纵任不拘,时人好为江东步兵。
Kısacası ebeveynin gidecek başka bir yeri yoktur.하선한 이하영은 갈 곳이 없었다.
Belki yirmi derece ileri gidecek.드물겐 22 °C까지 떨어지기도 한다.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.이것이 프랑스로 진전된다.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.다만, 지옥에 가...
Yemeğe gidecek misin?밥 먹기 싫으니?
Bu nedenle tek başına gidecektir.그래서 혼자 다시 떠나게 된다.
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.이때 보속하지 못하고 남은 벌은 지옥 영벌과 대비하여 잠벌이라 한다.
Daha sonra da hep birlikte mağaralara doğru gideceklerdir.그 이후 몇년 뒤 사신단이 전나무 성에 찾아온다.
Sağ tarafta ise Cehennem'e gidecekler yer almakta ve şeytanlar tarafından eziyet görmektedir.이후로, 너희는 권좌의 오른쪽에 앉아 있고 하늘의 구름을 타고 오는 사람의 아들을 보게 될 것이다.""
Sürahi, ona “Salak geldin salak gideceksin Kadriye” demektedir.경찰은 그를 머저리 미치광이라 부르며 쫓아냈다.
Taşınmaya hazır olmalarını ve Cehennem Ağzı'na gideceklerini söyler.그는 의금부에 가서 자신의 소신을 밝히고 죽으리라고 장담하였다.
Gidecekleri gün dualarla uğurlanırlar.같은 날 총무성에 당 설립을 신고하였다.
Bizim örneğimizde bir kerede gidecek biti üç kere gönderecek zaman kaybına yol açmıştır.3명을 한꺼번에 소환하기 위해 레이무 치고는 드물게 열심히 수행을 했다.
Herkese hazırlanmasını, oradan gideceklerini haber verir.הסוהר מגיע ומודיע להן שהכול מוכן.
Gidecektim oraya bekleyecektim, gel bakayım buraya diyecektim.אז אמרתי 'קדימה, נסתובב ונראה מה קורה שם'.
Sonra da Roma'ya gidecektir.הוא הורשה לנסוע לרומא.
Cemevi dışında bir yere haber gidecekse bu haberi götürür, haber getirir.לכן אם יקרה לו משהו לאחר שיוחזר להודו, התקשורת תגלה זאת, ויהיו דיווחים על כך.
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.דוד פוסק מבלי לשאול את מפיבושת: הִנֵּה לְךָ, כֹּל אֲשֶׁר לִמְפִיבֹשֶׁת.
Büyük çoğunluğu toprak sahiplerine gidecekti.רוב תושבי עטרת ילידי הארץ.
Onu tam geride bırakıp gidecekken geri gelip onu hastaneye götürür.היא מספרת לו את כל הסיפור והוא מתעלף ומוחזר לבית החולים.
Yemeğe gidecek misin?אז לאכול.
Bu nedenle tek başına gidecektir.Той сам ще се отведе там.
1960'ta uzaya gidecek ilk kozmonot grubuna seçildi.Избран е за космонавт през 1960 г. с първата група космонавти.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Той знае, че скоро трябва да отиде в Ада.
Gidecektim oraya bekleyecektim, gel bakayım buraya diyecektim.Па земах, та се съгласих, отидох да видим къде е местото.
İlçelere gidecek yolcular için de servisler bulunmaktadır.Има и пътнически карети за пътуващите.
Bizimle gidecek misin?Ще дойдеш ли с нас?
Askere gidecek gençlerde yaklaşık son bir aylarını evlere davete giderek geçirirler.За ваканцията момчето е пратено у дома за един месец.
Kütüphaneye gidecek miyiz?Работи в библиотеката.
Her ikisi de kısa bir süre sonra suikaste kurban gideceklerdi.Не след дълго и двамата правят признания.
Askere gidecek gençler akrabaları ve komşuları ile helalleşirler.Освен в семейството, те ходят да сурвакат и по други роднини и съседи.
Tom da gidecek.И Том ще отиде.
1960'ta uzaya gidecek ilk kozmonot grubuna seçildi.Izabran je u prvu ekipu kozmonauta 1960.
Bu böyle sürüp gidemez, yıkılıp gidecektir bütün bunlar.Uspije li mu to spriječiti biti će sve u redu.
(Türkçe: İnsanlar yakında gidecek.)(COBISS) Kam ljudje hitijo? (1999.)
1960'ta uzaya gidecek ilk kozmonot grubuna seçildi.V Sovietskom zväze prvá skupina kozmonautov vznikla v roku 1960.
Benim herhangi bir sorunum olmadı kendi gitmek istedi ve Yunanistan'a gidecek.O svojom osude si nerobil nijaké ilúzie, prišiel do Grécka zomrieť.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Ani ste sa nepokúsili dokončiť si školu kde vás na to pripravia, kde vás to naučia?
Elisabeth Yunanistan'daki annesini görmeye gidecekti.Lisa sa vracia do Viedne k matke.
Bu durumda iktidar partisi ya istifa edecektir ya da erken seçimlere gidecektir.Ten mohol vymenovať úradnícku vládu a vypísať predčasné voľby, prípadne demisiu odmietnuť.
Her ikisi de kısa bir süre sonra suikaste kurban gideceklerdi.Slednja dva pa sta postala žrtvi čistk kmalu zatem.
Ancak gidecek yolu henüz bitmemişti.Pot pa se tukaj še ne konča.
Sonunda pes edip niye buraya geldiklerini ve ne yaparsa gideceklerini sorar.Vprašal jo je zakaj mu je storila to in potem sta odšla domov in se pogovorila.
Benim çocuğum da askere gidecek, ama bu olayların bitmesi gerekir.Novica seže tudi do vojakov in prijateljevanja je takoj konec.
(Türkçe: İnsanlar yakında gidecek.)(Primer: Želim si, da bi čim prej odšli domov.)
Yemeğe gidecek misin?Prieš vakarienę.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Šį kartą ji atstovauja Prancūzijai.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Vadinasi, turi eiti į demonstraciją.
Kazandığında turnuvaya o gidecektir.Turniiri Halles ta võitis.
Benim herhangi bir sorunum olmadı kendi gitmek istedi ve Yunanistan'a gidecek.Sinna ta asuda ei saanud, vaid pidi lahkuma Saksamaale.