Ana içeriğe geç
Sözlük

gidecek ile cümle

gidecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."Porquanto aquele que sobre a terra Temerariamente o renega Será por ele renegado, Quando ele vier em glória.
Sempronius Sicilya'ya gidecek ve Afrika'nın işgali için hazırlıklarını orada tamamlayacaktı.Semprônio seguiu para a Sicília, onde deveria completar os preparativos para a travessia para a África.
Michonne, Rick'e, Carl ile birlikte malzeme aramaya gideceklerini söyler.Michonne diz a Rick que ela e Carl estão indo em busca de mantimentos.
Yemeğe gidecek misin?Series em Cena.
Peki bu rant kime gidecekti?(Breno obedece a quem?
Bunlar sonsuz ölüme, fakat doğru kişiler sonsuz yaşama gidecekler.Irão estes para o suplício eterno, porém os justos para a vida eterna.
Sonunda pes edip niye buraya geldiklerini ve ne yaparsa gideceklerini sorar.Ele pergunta o que vai fazer agora e se vai ficar.
Bu böyle sürüp gidemez, yıkılıp gidecektir bütün bunlar.Se você não o fizer, tudo pode acabar bem mal.
Almanya’da bulunan İspanyol orduları ödenmeyen maaşlarını kendileri tahsil yoluna gidecektir.Os exércitos espanhóis na Alemanha optaram por pagar a si mesmos.
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek."ARA: “O inferno e o abismo nunca se fartam, e os olhos do homem nunca se satisfazem”.
Bu nedenle tek başına gidecektir.Por isso sempre está sozinha.
Her ikisi de kısa bir süre sonra suikaste kurban gideceklerdi.Ambos, porém, se reconciliaram pouco depois com o segundo.
Yakında o gidecek ben kalacağım.Ela vai e ele acaba ficando.
Askere gidecek kişilere yardım için para toplamak.Os demais soldados correm para socorrê-las.
İlçelere gidecek yolcular için de servisler bulunmaktadır.Os viajantes para países em vias de desenvolvimento estão também em risco.
Herkese hazırlanmasını, oradan gideceklerini haber verir.Depois, pergunta onde estão todos.
Fakat, son anda ismi savaşa gidecekler listesinden çıkarılır.Seja como for, seu nome desaparece das fontes depois desta batalha.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.""Se ocorrer uma emergência, não sei a quem recorrer."
Ancak Kim'in baloya gidecek bir eşi yoktur.Michael, no entanto, não parece compartilhar o sonho de ir ao baile de formatura.
Buna karşılık olarak Haçlılar ordusu Tunus topraklarından ayrılıp gideceklerdi.Entretanto, os exércitos de Napoleão marchavam na fronteira com Espanha.
Tom yarın bizimle gidecek mi?O Tom vai conosco amanhã?
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.Maar zij die te hoogmoedig zijn om Mij te aanbidden, zullen veracht de hel binnengaan."
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."De vereischte van ware godsvrucht, om Gods beeld op aarde te wezen.
Yemeğe gidecek misin?Komde eten?
Ancak Kim'in baloya gidecek bir eşi yoktur.Helaas heeft jonkvrouw Ann geen bal.
Ancak gidecek yolu henüz bitmemişti.De weg is nog niet voltooid.
Büyük çoğunluğu toprak sahiplerine gidecekti.Velen van hen waren grootgrondbezitters.
Sharpay Evans (Tisdale) Broadway'de olma hayallerini gerçekleştirme için New York'a gidecektir.Sharpay Evans (Ashley Tisdale) reist naar New York om te auditeren voor een Broadway-musical.
Tam gidecekken Giselher tarafından caydırılarak kalmaya karar verir.Tegen zijn wil wordt Gulliver gedwongen te vertrekken.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Ze ontsnapt nogmaals, dit keer naar Frankrijk.
Bu böyle sürüp gidemez, yıkılıp gidecektir bütün bunlar.Was dit er niet, dan zou alles uitsterven.
Uygulama sayesinde aynı yöne gidecek insanlar aynı taksiyi paylaşabilmektedir.Degenen die in dezelfde richting willen overstappen op hetzelfde perron kunnen terecht op Gamla Stan.
Yeniden Türkiye’ye gidecek olursan, bana bir şişe rakı getir.Als je weer naar Turkije gaat, neem dan voor mij een fles raki mee.
Ona gideceksin, hatırını soracaksın, yanına oturacaksın.Je gaat naar hem toe, vraagt hoe het met hem gaat en gaat naast hem zitten.
Bana ne, niye gidecekmişim?Wat gaat mij dat aan, waarom zou ik moeten gaan?
Bugün bir daha plaja gidecek misin?Ga je nog een keer naar het strand vandaag?
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek."Niebo i ziemia przeminą, ale słowa moje nie przeminą.
Daha sonra da hep birlikte mağaralara doğru gideceklerdir.Po walce obaj trafiają do jaskini.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."Kto popełnia błąd, musi odejść”.
Büyük çoğunluğu toprak sahiplerine gidecekti.Większość gruntów należało do 11 właścicieli.
1960'ta uzaya gidecek ilk kozmonot grubuna seçildi.W 1960 roku trafił do pierwszej grupy radzieckich kosmonautów.
Tüm öğrenciler yarın pikniğe gidecekler. (ne zaman, nereye)Jag går till Skåne i morgon bitti (Jutro wczesnym rankiem jadę do Skanii).
Bu nedenle tek başına gidecektir.Jedzie tam sama.
Yemeğe gidecek misin?Na kolację.
Vassal bağlı olduğu senyörle savaşa gidecek, ona yardım edecektir.Do walki przyłącza się stary pijak, który pomaga mu w ucieczce.
Orta peronu ise Halkapınar Bakım Tesisi'ne gidecek olan trenler kullanmaktadır.Wysoki, środkowy peron obsługuje większość pociągów przejeżdżających przez stację.
Fakat imparatorluk için Konstantinopolis'e gidecek gücü bulunmamaktaydı.Nie umiał jednak zdobyć Konstantynopola.
Benim herhangi bir sorunum olmadı kendi gitmek istedi ve Yunanistan'a gidecek.Nic nie wyszło z jego planów, on sam również musiał uciekać z Hiszpanii.
Yanında kalabilir miyim? Gidecek hiçbir yerim yok.Mogę zostać u ciebie? Nie mam dokąd pójść.
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."Gud antas då ha en annan tidsuppfattning och dygnsindelning än den som gäller på jorden.
Oğullarım da benim yolumdan gidecek...Till kvinnan Min väg...
Yemeğe gidecek misin?Nå't att äta.
Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu.Han flydde återigen, den här gången till Egypten där han hade vänner som skulle skydda honom.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.""Om någonting inte kan gå fel, så går det fel i alla fall".
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek."Jag lovar att himmel och jord kommer att försvinna, men du gör det inte.
Tüm öğrenciler yarın pikniğe gidecekler. (ne zaman, nereye)Ge oss imorgon (Bring On Tomorrow) Eleverna går ut skolan.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Många av de familjer som bor kvar har inte råd att flytta då de inte får sålt sina hus.
Çavuşesku gidecek") sloganları atıyordu.De sprang mot döden, säger löjtnant Fr.
Nereye gideceksin?Куди ти підеш?
Her ikisi de kısa bir süre sonra suikaste kurban gideceklerdi.Båda männen dödas kort därefter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod