Ana içeriğe geç
Sözlük

gidecek ile cümle

gidecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tadiç İle Kostunica Brüksel'e GidecekTadic, Kostunica Visit Brussels
Temmuz ayında BH'ye gidecek olan birlik büyük olasılıkla Mostar yakınlarında konuşlanacak.The unit will leave for BiH in July, and would likely be stationed near Mostar.
Bundan sonra Türk halkı bir sonraki devlet başkanını seçmek için sandık başına gidecek.After that, Turks will go to the polls to elect the next head of state.
Seçmenler Pazar günü sandık başına gidecekler. [Getty Images]Voters will go the polls on Sunday. [Getty Images]
Sırbistan, 16 Kasım'da cumhurbaşkanı seçmek üzere sandık başına gidecek.On 16 November, Serbia goes to the polls to elect a president.
Beklerseniz ... ülke iflasa gidecek." şeklinde uyardı.If you wait ... the country will go to a default," he warned.
Kafaları karışıyor ve kime gideceklerini bilemiyorlar.They are confused and do not know who to address.
Daha sonra Avustralya'ya gidecek olan ekip, Melbourne ve Sydney'de gösteriler yapacak.Afterwards, the ensemble will depart for Australia, where it will perform in Melbourne and Sydney.
Zagrepli Mariana Guca'dan sonra rehabilitasyona gidecek.Marina from Zagreb will be heading for rehabilitation after Guca.
IMF fonlarının üçte ikisi BHF'ye, üçte biri de Sırp Cumhuriyeti'ne (SC) gidecek.Two-thirds of IMF funds are intended for the FBiH and one-third for Republika Srpska (RS).
UNESCO Genel Müdürü Koichiro Matsuura, 26 Ağustos tarihinde Bulgaristan'a gidecek.UNESCO Director General Koichiro Matsuura will arrive in Bulgaria on 26 August.
Lityum pille ilgili çalışmalarıyla, izinden gidecek isimlerin temeli oldu.His work on lithium battery laid the foundations for other followers' later developments.
Tijuana rotası yeğenleri Arellano Felix kardeşlere gidecekti.The Tijuana route would go to his nephews, the Arellano Félix brothers.
Bütün hayvanlar dumanı görebiliyordu ama ateşe nasıl gideceklerini bilmiyorlardı.All the animals could see the smoke but they didn’t know how to get to the fire.
Gon, yarım kalan işi bitirmek için Güney Kore'ye gidecektir.Alvaro punches Gon awake from his drunken stupor.
Programdan sadece iki adam gerçekten dış uzaya gidecekti.Only two men from the program would actually reach outer space.
Süfyani Mehdi'yi öğrendiğinde, kendisi ve ordusu Mehdi'ye saldırmak için Irak'a gidecektir.When Sufyani learns of the Mahdi, He and his army will go towards Iraq to attack Mahdi.
Sinyal gidecek yolu gösterir.Das Schild zeigt den Weg.
Tren Londra'ya gidecek.Der Zug fährt nach London.
Eve nasıl gideceksin?Wie kommst du nach Hause?
Mary okula gidecek. Bunu biliyor musun?Maria wird zur Schule gehen. Weißt du das?
O, İrlanda'ya gidecek.Sie wird nach Irland gehen.
İrlanda' ya gidecek.Sie wird nach Irland gehen.
Yarın oraya gidecek misin?Wirst du morgen dorthin gehen?
Tom'un düğününe gidecek misin?Gehst du auf Toms Hochzeit?
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.Diejenigen, die lebendig herauskamen, wurden im Feuer vernichtet.
Peki bu rant kime gidecekti?Mit wem von ihnen will Ida nun gehen?
Yine bu savaşın sonunda, İtalya Birliği'ne gidecek yollar da açılmıştır.Nach Ende des Krieges schloss man sich wieder der italienischen Liga an.
Onun öykü kişileri -kadınları- hep bir yerlere giden, gidecek olan kişilerdir.Die Frauen sind der Besitz eines Mannes, der über ihr Leben und Verderben entscheidet.
Tüm öğrenciler yarın pikniğe gidecekler. (ne zaman, nereye)Am nächsten Morgen begeben sich alle auf die Reise.
Bu nedenle tek başına gidecektir.Dann sei er alleine weggegangen.
1960'ta uzaya gidecek ilk kozmonot grubuna seçildi.1960 wurde er für die erste Kosmonautengruppe der Sowjetunion ausgewählt.
Bu böyle sürüp gidemez, yıkılıp gidecektir bütün bunlar.Wenn er nicht mehr auf ihr weilt, wie wird dann alles zusammenbrechen!
Yemeğe gidecek misin?Abendmahl gehen wollen.
Bir gün, bir kadının çantasını çalarak Paris'e gidecek bilet almayı başarır.Er muss das Geld für eine Fahrkarte nach Paris auftreiben.
Bu durumda iktidar partisi ya istifa edecektir ya da erken seçimlere gidecektir.Im Fall größerer Unruhen kann er Sitzungen verschieben oder vorzeitig beenden.
Bir süre için işler yolunda gidecek gibi gözükür.Eine gewisse Zeitlang geht alles gut.
Bu defa Fransa'ya gidecekti.Er ging dann nach Frankreich.
Kalkıp gidecekleri sırada Mecnun Leyla'yı görür ve aşık olur.Nach seiner Rückkehr nach Mittelerde trifft er auf die Maia Melian und verliebt sich in sie.
Ali ise kararını vermiştir Almanya’ya gidecektir.Dennoch entschließt sich Emma, nach Deutschland zurückzufahren.
Taraftarların yürüyerek çok rahat bir şekilde gidecekleri bir konuma sahiptir.Die Veranstaltungen waren von den Kurgästen bequem zu Fuß zu erreichen.
Taşınmaya hazır olmalarını ve Cehennem Ağzı'na gideceklerini söyler.Sie halten sich in den Armen und bereiten sich zusammen darauf vor, in den Tod zu gehen.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Ich fahre in die Hölle.
(Türkçe: İnsanlar yakında gidecek.)(Die Menschen sind draußen.)
Her ikisi de kısa bir süre sonra suikaste kurban gideceklerdi.Es ist anzunehmen, dass beide kurz nach der Ankunft ermordet wurden.
Ordusu kaybolmuştu, kimse gidecek yolu bilmiyordu.Aber er ist verschwunden und niemand weiß wohin.
Dua bitince askere gidecek gençler orada bulunan yaşlıların elini öperler ve akrabalarıyla vedalaşırlar.Plötzlich schütteln sie einander zum Abschied die Hände und der junge Mann geht.
Tren Londra'ya gidecek.Le train est à destination de Londres.
Burada mı kalacaksın yoksa gidecek misin?Vas-tu rester ici ou vas-tu partir ?
Gideceksin ve asla geri gelmeyeceksin, savaşta öleceksin.Tu partiras et tu ne reviendras jamais, tu mourras à la guerre.
Önümüzdeki hafta Tom kamp kurmaya gidecek.Tom ira faire du camping le week-end prochain.
Mary okula gidecek. Bunu biliyor musun?Marie ira à l'école. Est-ce que tu sais ça ?
Haftada iki kez sinemaya gidecek gücüm yok.Je n'ai pas les moyens d'aller au cinéma deux fois par semaine.
Kütüphaneye gidecek miyiz?Aller à la bibliothèque ?
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.Et ceux qui avaient mécru seront conduits par groupes à l’Enfer.
Onların çalışması yalnızca Washington’un hoşuna gidecek yeni ve orijinal açıklamalar önermekten ibarettir.”Leur seule activité consiste à proposer des explications nouvelles ou originales pour plaire à Washington.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Il part alors pour le Paradis.
Bu nedenle tek başına gidecektir.Il ira donc seul.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Il faut faire face aux locataires expulsés refusant de quitter leur logement, aux riverains indisposés.
Bu böyle sürüp gidemez, yıkılıp gidecektir bütün bunlar.Ça ne peut plus durer, il faut le détruire une bonne fois pour toutes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod