Ana içeriğe geç
Sözlük

gideceğim ile cümle

gideceğim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Biraz gideceğim ve yeraltındaki o sakallı adamın canına okuyacağım.Я ненадолго уйду и всыплю как следует этому бородатому под землёй.
Bir... bir tuzaktan bir sonrakine... Bir tuzaktan diğerine gideceğim diye korkuyorum.Attól félek, egyik csapdából a másikba fogok lépni.
Bir kaç günlüğüne gideceğim. Niçin? - iş.Me iré unos días. - ¿Por qué?
Bir kaç günlüğüne gideceğim.Мне надо уехать на несколько дней.
Bir milyar yıl içinde evimizi terk etmek zorunda kalırsak belki nereye gideceğimizi biliyor oluruz.Se dovessimo lasciare la Terra tra un miliardo di anni forse sapremo dove andare.
Bir milyar yıl içinde evimizi terk etmek zorunda kalırsak belki nereye gideceğimizi biliyor oluruz.Se tivermos que deixar a nossa terra, daqui a mil milhões de anos, talvez saibamos para onde ir.
Bir milyar yıl içinde evimizi terk etmek zorunda kalırsak belki nereye gideceğimizi biliyor oluruz.Si tenemos que dejar nuestro hogar en unos mil millones de años, tal vez ya sepamos a dónde debemos ir.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası. Hayır, hepsi ortada."Pójdziemy do muzeum - tam są wszystkie smaki", ale to nieprawda - one są wszędzie wokół nas.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.우리는 미술관에 모든 맛이 존재하기 때문에 거기에 간다고 생각합니다.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.Ne gândim să mergem la un muzeu; acolo sunt toate gusturile.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.On pense qu'on ira dans un musée ; c'est là que se trouve tous les goûts.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.Pensamos en ir al museo; ahí es donde están todo los sabores.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.Pensiamo di visitare un museo; che sia dove sono tutti i sapori.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.Ta nghĩ muốn thưởng thức phải vào bảo tàng.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.We denken dat alle smaken in het museum zijn.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.Wir denken, wir gehen in ein Museum, weil da alle Geschmacksrichtungen sind.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.Мислим, че ще отидем в музей; там са всички вкусове.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.Мы думаем, что идя в музей, мы сможем попробовать всё это.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.אנחנו חושבים שנלך למוזיאון; שם נמצאים כל הטעמים.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.نحن نعتقد أن علينا الذهاب الى المتحف، فهناك توجد كل الأذواق.
Bir müzeye gideceğimizi düşündük; tüm tatların olduğu yer burası.それは違います 全ては外の世界にあります
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Ich dachte, das könnte alles recht lustig werden und ich würde mehr Spielzeug bekommen. (Lachen)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Ik dacht dat alles best leuk zou worden, en dat er meer dingen zouden zijn om mee te spelen. (Gelach)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Je pensais que ce serait plutôt amusant et qu'il y aurait plus de choses pour jouer. (Rires)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)뭔가 좀 더 재미있을 것 같았고, 가지고 놀 것도 더 많을 것도 같았거든요. (웃음)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Mă gândeam ca va fi chiar amuzant şi că o să am mai multe lucruri cu care să ma joc. (Râsete)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Myślałem, że to będzie frajda i że będę miał więcej zabawek. (Śmiech)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Myslel jsem si, že to bude veliká zábava, a že budu mít okolo sebe více věcí na hraní. (smích)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Pensava que ia ser muito divertido e que haveria mais coisas para brincar. (Risos)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Pensé que las cosas serían bastante divertidas y que habría más cosas con las que jugar. (Risas)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Tôi đã nghĩ rằng mọi thứ sẽ rất vui và sẽ có nhiều cái để chơi đùa hơn. ( Tiếng cười )
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Úgy véltem, hogy ezek a változások szórakoztatóak és hogy még több dolog lesz, amivel játszhatok. (Nevetés)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Zdelo se mi je, da bo kar zabavno in da bo dosti več stvari, s katerimi se bom lahko igral. (smeh)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Σκεφτόμουν ότι θα είχε πλάκα και ότι θα είχα περισσότερα πράγματα για να παίζω. (Γέλια)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Мислех, че нещата ще бъдат доста забавни и ще има повече неща за игра. (Смях)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Я думав, що все стане набагато веселішим, і в мене буде більше іграшок. (Сміх)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Я думал, что это будет весело, будет много игрушек. (Смех)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)אני חשבתי שכל העניין הולך להיות מאוד כיף ושיהיו לי יותר דברים לשחק איתם. (צחוק)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)ظننت انها ستكون ممتعة جدا وانه سيكون هناك الكثير من الاشياء للعب بها. (ضحك)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)きっと いろんなもので 遊べるんだろうと (笑)
Bir tuzaktan diğerine gideceğim diye korkuyorum.Ho paura che inciampero' in una trappola e poi in un'altra.
Bir tuzaktan diğerine gideceğim diye korkuyorum.J'ai peur d'aller dans un piège puis un autre.
Bir tuzaktan diğerine gideceğim diye korkuyorum.Me asusta el que voy a pisar una trampa y luego la siguiente.
- Bizimle geliyor musun? - Hayır, eve gideceğim.!'אני צריכה לזוז הביתה. להת .לילה טוב -
- Bizimle geliyor musun? - Hayır, eve gideceğim.أين ستذهب؟ البيت
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Am plecat de la cină fără să ştiu încotro să mă îndrept.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Así que volvimos de esa cena sin saber realmente a dónde ir en ese momento.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Chúng tôi rời khỏi bữa tối ấy thật sự không biết đi đâu để tiến đến mục tiêu đó.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Dus na het eten liepen we weg zonder echt te weten hoe verder te gaan.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Jadi kami pulang dari makan malam ini dan tidak tahu harus ke mana pada saat itu.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.우린 어느 곳으로 가는지도 모른채 식사하는 곳에서 걸어 나왔습니다
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Nach dem Abendessen wussten wir nicht genau, welche Richtung wir einschlagen sollten.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Nous sommes sortis de ce dîner sans vraiment savoir où aller à partir de là.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Portanto, viemos daquele jantar sem saber muito bem para onde nos virarmos.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Siamo usciti dalla cena non sapendo quale sarebbe stato il passo successivo.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Skończyliśmy obiad, tak naprawdę nie wiedząc, dokąd nas to zaprowadzi.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Takže jsme z té večeře odešli bez znalosti, jak to všechno provést.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Úgy keltünk fel a vacsorától, hogy nem igazán tudtuk, hogyan tovább.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Z tejto večere sme odišli netušiac, ktorým smerom sa ďalej vydať.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.Φύγαμε εκείνο το βράδυ χωρίς να ξέρουμε πώς να προχωρήσουμε.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod