Tom saçmalıyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be babbling.
Tom kutlama yapıyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be celebrating.
Tom konsantre oluyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be concentrating.
Tom katkıda bulunuyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be contributing.
Tom boğuluyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be drowning.
Tom gidiyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be leaving.
Tom onu seviyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to like it.
Tom Mary'yi ihmal ediyor gibi görünüyor.Tom seems to be ignoring Mary.
Tom vicdan azabı çekiyor gibi görünüyor.Tom seems to be suffering from a guilty conscience.
Tom bana bir baba gibiydi.Tom was like a father to me.
Diğer odada tam onun gibi birini gördüm.I saw one just like it in the other room.
Cüzdanı evde unutmuş gibi görünüyorum.I seem to have left my wallet at home.
İştahımı kaybetmiş gibi görünüyorum.I seem to have lost my appetite.
Anahtarlarımı yanlış yere koydum gibi görünüyorum.I seem to have misplaced my keys.
Onu abartmış gibi görünüyorum.I seem to have overdone it.
Kütük gibi uyudum.I slept like a log.
Asla Tom gibi olmayacağıma yemin ettim.I swore I'd never be like Tom.
Tom ve Mary daha önce birbirleriyle hiç karşılaşmamış gibi davrandı.Tom and Mary acted like they'd never met each other before.
Tom ve Mary biraz şaşkın gibi görünüyor.Tom and Mary seem a little confused.
Hem Tom hem de Mary onu yapamaz gibi görünüyorlar.Tom and Mary both seem unable to do that.
Tom ve Mary birbirlerinin arkadaşlıklarından hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be enjoying each other's company.
Yapar gibi görünmede iyi değilim.I'm not good at pretending.
Tom, Mary'nin tek yakın arkadaşı gibi duruyor.Tom seems to be Mary's only close friend.
Tom, Mary'nin tek yakın arkadaşı gibi gözüküyor.Tom seems to be Mary's only close friend.
O bir tuz direği gibi hareketsiz duruyordu.He stood motionless, like a pillar of salt.
Güneş gözlükleri onu bir sivil polis gibi gösterdi.The sunglasses made him look like an undercover policeman.
Ben sizin gibi aynı tavsiyeyi aldım.I received the same advice as you.
Tom sadece rıhtımda oturmaktan ve martıları izlemekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy just sitting on the dock and watching the seagulls.
Tom içkiyi fazla kaçırmış gibi görünüyor.It looks like Tom has had a few too many drinks.
Bu, samanlıkta bir iğne bulmak gibidir.That's like finding a needle in a haystack.
O hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranıyordu.She acted like she didn't know anything.
Cesaret bir şemsiye gibidir. Ona en çok ihtiyacınız olduğunda yoktur.Courage is like an umbrella: When you need it most you don't have it.
Komşunu kendin gibi sevmelisin.Thou shalt love thy neighbour as thyself.
Ciddi misin? Bana başının üzerine düşmüşsün gibi görünüyor.Are you serious? It seems to me that you've fallen on your head.
Ciddi misin? Bu bana sen delisin gibi görünüyor.Are you serious? It looks to me like you're crazy.
Bir pislik gibi davranmayı kes.Stop acting like a jerk.
Marika bir Japon kadın gibi giyindi mi?Did Marika dress like a Japanese woman?
Marika bu resimde bir Japon kadını gibi görünüyor.Marika looks like a Japanese woman on this picture.
Tom Fransızca anlıyor gibi gözükmüyor.Tom doesn't seem to understand French.
Tom'un Mary gibi insanlarla başetme sorunu var.Tom has trouble coping with people like Mary.
Keşke bir yerli konuşucu gibi Fransızca konuşabilsem.I wish I could speak French like a native speaker.
Tom bir yerli konuşucu gibi Fransızca konuşur.Tom speaks French as if he were a native speaker.
Tom Fransızca konuşamıyormuş gibi davranıyordu.Tom pretended that he couldn't speak French.
Tom Fransızca anlamıyormuş gibi davranıyor.Tom pretends he doesn't understand French.
Tom yerli bir konuşucu gibi konuşur.Tom speaks French like a native speaker.
Keşke senin gibi Fransızca konuşabilsem.I wish I could speak French like you.
Tom bir yerli gibi Fransızca konuşabilir.Tom can speak French like a native.
Tom bir yerli gibi Fransızca konuşur.Tom speaks French like a native.
Kendimi şu anda gerçekten ağlayacak gibi hissediyorum.I really feel like crying right now.
İstediğim gibi yapmanı tavsiye ediyorum.I advise that you do as I want.
Sonumun onun gibi olmasını istemiyorum.I don't want to end up like her.
Onun gibi sonuçlanmak istemiyorum.I don't want to end up like him.
Sonumun Tom gibi olmasını istemiyorum.I don't want to end up like Tom.
Sihir gibi.It's like magic.
Tom her zaman Mary ile telefonla görüşüyor gibi görünüyor.Tom always seems to be on the phone with Mary.
Tüm kızlar Tom'a âşık olmuş gibi görünüyor.All the girls seem to have fallen in love with Tom.
Bundan ne gibi sonuçlar çıkarılabilir?What conclusions can be drawn from this?
O kötü bir fikir gibi görünüyor.That sounds like a bad idea.
Bu tuvalet kağıdı zımpara kağıdı gibi.This toilet paper is like sandpaper.
Bu tuvalet kağıdı, zımpara kağıdı gibi hissettiriyor.This toilet paper feels like sandpaper.