Bir kişinin kültürünü öldürmek onları öldürmek gibidir.Killing a person's culture is like killing them.
Kedi gibi miyavlayamam. Ben bir fareyim!I cannot meow like a cat. I'm a mouse!
Ben bir inek gibi böğüremem. Ben bir kısrağım!I cannot moo like a cow. I'm a mare!
Kedi gibi mırlayamam. Ben bir köpeğim!I cannot purr like a cat. I'm a dog!
Ben bir aslan gibi kükreyemem. Ben bir çakalım.I cannot roar like a lion. I'm a jackal.
O her zaman bir şey saklıyor gibi hissettim.I always felt like she was hiding something.
İstediğin gibi yapacağım.I'll do as you want.
Göründüğü gibi değil.This isn't what it looks like.
O ne zaman beni görse beni tanımıyor gibi davranıyor.Whenever he sees me, he pretends he doesn't know me.
Köpekler gibi havlıyoruz.We are barking like dogs.
Biz eşekler gibi anırıyoruz.We are braying like donkeys.
Biz serçeler gibi cıvıldıyoruz.We are cheeping like sparrows.
Güvercinler gibi ötüyoruz.We are cooing like pigeons.
Eve döndüğümde, buz gibi soğuk bir duş aldım.When I got home, I had a nice, ice-cold shower.
idrarın ne renk; Berrak, koyu sarı, kırmızımsı veya bira gibi kahverengi mi?What color is your urine: clear, dark yellow, reddish, or brown like beer?
Onlar Tom gibi öğrencileri kabul ediyorlar.They accept students like Tom.
Ralph Waldo Emerson'ın onu söylediği gibi, "dil fosil şiiridir".As Ralph Waldo Emerson puts it, "language is fossil poetry".
Marika Findir ama tıpkı Almanlar gibi Almanca konuşur.Marika is Finnish but she speaks German just like the Germans.
Karanlık ev bir hayalet gibiydi.The gloomy house was like a ghost.
Hiç bunun gibi bir hayvan rastladın mı?Have your ever come across an animal like this?
Tatoeba gibi projeler, Berberi dilinin hayatta kalmasına yardımcı olabilir.Projects like Tatoeba can help the Berber language survive.
Bir domuz gibi yerdim.I used to eat like a pig.
Domuz gibi yemeye alışkındım.I was used to eating like a pig.
Gerçek, ay gibidir, bunun yalnızca bir tarafını görebilirsiniz.Truth is like the moon: you can only see one side of it.
Hiç ördek gibi yürüdün mü?Have you ever walked like a duck?
Kalkmaya çalıştım ama vücudum kurşun gibi ağırdı.I attempted to get up, but my body was heavy as lead.
Bu her zamanki gibi bir iş.It's business as usual.
Nasıl tanıştılar? Başka herkes gibi, şans eseri.How did they meet? By chance, like everyone else.
Tatoeba Facebook gibi mi?Is Tatoeba like Facebook?
Bulgarca, Rusça gibidir.Bulgarian is like Russian.
Ben senin gibiyim.I am like you.
Onun gibiyim.I am like him.
Gerçekten de yurtdışında eğitim görmüş gibi konuşuyor.He speaks as if he had really studied abroad.
Bir bilgisayar, bacaklar için bir bisiklet gibi, beyin içindir.A computer is to the brain like a bike is to the legs.
Manyak gibi çalışıyor.He works like a maniac.
Manyak gibi çalışır.He works like a maniac.
Deli gibi çalışır.She works like a maniac.
Eğer insanın kanatları olsa kuş gibi uçar.If man had wings, he would fly as a bird.
O iyi bir fikir gibi görünüyordu.It seemed to be a good idea.
Eğleniyor gibi görünüyorlar.They seem to be enjoying themselves.
O, Almanya'yı avucunun içi gibi bilir.He knows Germany like the back of his hand.
Her şey planlandığı gibi gitti.Everything went as planned.
Neden Tom'a köpek gibi kötü sözler söylüyorsun?Why are you calling Tom names?
Yaptığın bir şey gibi görünüyor.That sounds like something you would do.
Bu tam olarak beklediğim gibi.It's exactly as I expected.
Şimdi fare gibi saklanıyor.Now, he's hiding like a mouse.
Ben gelişme kaydediyorum gibi hissediyorum.I feel like I'm making progress.
Dünyadaki bütün insanlar Amerikalılar gibi yaşasaydı ne olurdu?What would happen if all the people of the world lived like Americans?
O bir solucan gibi kıvranıyor.He writhes like a worm.
O bir solucan gibi debeleniyor.It writhes like a worm.
Normal bir insan gibi yürümek istiyorum.I'd like to walk like a normal person.
Gözlerin yıldızlar gibi.Your eyes are like stars.
Bana Özbek gibi geldin.You seem Uzbek to me.
Ben Takuboku gibi şairleri severim.I like poets like Takuboku.
Karım kendi çocuklarından bile hoşlanıyor gibi görünmüyor.My wife doesn't seem to like even her own children.
O bir ilaç gibi.It's like a drug.
Tom bir domuz gibi yedi.Tom ate like a pig.
Tom her zaman yemek yiyor gibi görünüyor.Tom seems to be eating all the time.
Bu hiç olmamış gibi yapalım.Let's pretend this never happened.
Ben onu görmemiş gibi davrandım.I pretended that I didn't see it.