Mary'nin postu kar gibi beyaz olan küçük bir kuzusu vardı.Mary had a little lamb whose fleece was white as snow.
Biz neredeyse erkek kardeşler gibiyiz.We're almost like brothers.
Biz neredeyse biraderler gibiyiz.We're almost like brothers.
Biz tam erkek kardeşler gibiyiz.We're just like brothers.
Biz tam biraderler gibiyiz.We're just like brothers.
Buraya bir çocuk gibi gelmeliydin.You must have come here as a kid.
Avukat bunun kolayca sonuçlanacak bir dava olduğunu düşünüyor gibi görünüyor.The lawyer seems to think it'll be an open and shut case.
Harika bronzluğa bakarsak, tatilinizin çoğunu sahilde geçirmişsiniz gibi görünüyor.Judging by that great tan, it looks like you spent most of your vacation on the beach.
Keiko bize her zamanki gibi hoş bir gülümseme gösterdi.As always, Keiko showed us a pleasant smile.
O bulut bana bir tavşan gibi görünüyor.That cloud looks like a rabbit to me.
Bu TV dizisindeki polis, otoritesini kötüye kullanan kötü bir polis gibi görünüyor.It seems that the policeman in this TV series is a dirty cop who abuses his authority.
Bugün hava açacak gibi görünmüyor.It doesn't look like it'll clear up today.
O ana kapı üstünde ata biner gibi oturdu.He sat astride over the main door.
Olaylar tam onun tahmin ettiği gibi meydana geldi.The events unfolded just as she predicted.
Kız kardeşin her zamanki gibi güzel.Your sister is beautiful as ever.
Bu odada evdeymişim gibi hissediyorum.I feel at home in this room.
Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir.A room without books is like a body without a soul.
Elinde çekiç olan bir adama her şey bir çivi gibi görünür.To a man with a hammer, everything looks like a nail.
Endişelenmek olmayan bir borcu ödemek gibidir.Worrying is like paying a debt you don't owe.
Bu, elinin biri arkanda bağlıyken biriyle dövüşmek gibidir.This is like fighting someone with one arm tied behind your back.
Baca gibi sigara içer, balık gibi içki içer.He smokes like a chimney and drinks like a fish.
Baca gibi sigara, sünger gibi de içki içer.He smokes like a chimney and drinks like a fish.
Meyveler, potasyum gibi minerallerce yüksektir.Berries are high in minerals such as potassium.
Tom büyük bir hata yapmış gibi görünüyor.Tom seems to have made a big mistake.
Onlar her zamanki gibi geç kaldılar.They're late, as usual.
Her zaman olduğu gibi geç kaldılar.They're late, as usual.
Yazılım seks gibidir: parasız olunca daha iyidir.Software is like sex: it's better when it's free.
Benim özür dilemek gibi niyetim yok.I have no intention of apologizing.
Bok gibi kokuyorsun.You smell like shit.
Bu pantolon torba gibi bol.These jeans are baggy.
Sanki dünmüş gibi hatırlıyorum.I remember it as if it were yesterday.
Her zaman olduğu gibi, kötü anladın!As always, you have understood poorly!
Bir geri zekalı gibi görünüyorsun.You look like an imbecile.
Kar yağıyor gibi görünüyor, değil mi?Looks like it's snowing, eh?
Gezegenleri belirlemek kolay, çünkü yıldızlar gibi parıldamazlar.Planets are easy to identify because they don't twinkle like stars do.
Kesilmiş uzuvları olan insanlar onları hâlâ orada gibi hissetmeye devam ediyor.People with amputated limbs continue to feel them as if they were still there.
Bir ayna gibi durmuyor mu?Doesn't it look like a mirror?
Bir ayna gibi görünmüyor mu?Doesn't it look like a mirror?
Tonlama herkesin bildiği gibi yabancı dilin kazanması zor bir parçasıdır.Intonation is a notoriously difficult part of a foreign language to acquire.
O biraz babası gibidir.He's a little like his father.
Sıcak iklim kuşaklarındaki insanların köri gibi baharatlı şeyler yemeleri garip.It's strange that people in hot climate zones eat spicy things like curry.
Eve gelirken onu gördüm fakat o beni görmemiş gibi davrandı.While I was coming home I saw him, but he pretended that he hadn't seen me.
Benim bilmediğim bir şeyi biliyormuşsun gibi geliyor.It would seem that you know something that I don't.
Burada eğlenmiyormuşsun gibi görünüyor.It seems that you're not having fun in here.
Sırtlanın havlaması kahkaha gibi ses çıkarıyor.The hyena's bark sounds like laughter.
Çocuklar genellikle ebeveynleri gibi düşünürler ve davranırlar.Children usually think and behave like their parents.
İşler her zaman göründüğü gibi değil.Things aren't always as they appear.
İstediğin gibi yaşama, elinden nasıl geliyorsa öyle yaşa.Don't live like you want to, live how you can.
Bu uzatma kablosu bana tehlikeli gibi görüyor. Nereden yıprandığını görüyor musun?That extension cord looks dangerous to me. You see where it's frayed there?
Bunun gibi bir şey bulmak istiyorum.I wanna find something like that.
O sadece uyuyor gibi yapıyor.Horlamamasının nedeni o dur.She's just pretending to sleep; that's why she's not snoring.
Eşi, bir baca gibi sigara içiyor.Her husband smokes like a chimney.
Çince öğrenmek çok zor gibi görünse de, düşündüğünüz kadar zor değil.Although it seems very difficult to study Chinese, it's not as hard as you think.
Çince eğitimi zor gibi görünse de, düşündüğünüzden daha kolaydır.Although studying Chinese seems difficult, it's simpler than you think.
İşler planlandığı gibi gitmedi.Things didn't go as planned.
Dünya bir kitap gibidir ve seyahat etmeyenler sadece bir sayfa okur.The world is like a book, and those who don't travel read only one page.
Karınca gibi çalış.Work as the ant.
Karınca gibi çalışın.Work as the ant.
O bir aktris gibi giyindi.She dressed like an actress.
Onlar iki muhabbet kuşu gibi.They're like two lovebirds.