Olgun papaya kusmuk gibi kokuyor.Ripe papaya smells like vomit.
Bir aptal gibi yağmurda yürürüm ve sen orada değilsin.I walk in the rain like an idiot and you're not there.
Bay Wright Japoncayı bir Japon gibi konuşur.Mr. Wright speaks Japanese like a native speaker.
Bir manyak gibi araba sürüyorsunuz!You're driving like a maniac!
Bir manyak gibi araba sürüyorsun!You're driving like a maniac!
O bir avukat gibi davrandı.He pretended that he was a lawyer.
O, bir doktor gibi davrandı.He pretended to be a doctor.
O her zaman hava atıyor, sanki bir kraliçe gibi davranıyor.She's always putting on airs, acting as if she were Queen.
Fiyatlar oldukları gibi kalırlar.The prices remain as they were.
Kılıcım kör olabilir ama o senin gibi biri için fazlasıyla yeterli.My sword may be blunt, but that's more than enough for someone like you.
O olduğu gibidir.That's how it is.
Tarih tarih kitaplarında okuduğun gibi bir şey değil.History is nothing like what you read in history books.
Ama o bir bebek gibi yattı.But he slept like a baby.
Gerçek bir arkadaş ender bir kuş gibidir.A real friend is like a rare bird.
Bir sürü insan onu tanıyor gibi görünüyor.It looks like a ton of people know her.
O bir aktris gibi giyinmişti.She was dressed like an actress.
Tamamen Asyalı gibi görünmesine rağmen Takahaşi'nin melez olduğunu duydum.Although Takahashi looks completely Asian, I've heard he's of mixed blood.
Yağmur yağacak gibi görünüyor.It looks like it's going to rain.
Julien, John Lennon gibi, yuvarlak gözlükler takıyor.Julien wears round glasses, like John Lennon.
Onu duyduğunda, ağlayacakmış gibi hissetti.When she heard that, she felt like crying.
Bir tuzağa düştük gibi görünüyor.It looks like we fell into a trap.
Sosyal ağlarda zararsız bir kişi gibi görünen bir katil olabilir.There may be a killer who looks harmless in any social network.
Elektro bir gitar akustik bir gitar gibi ses vermez.An electric guitar doesn't sound the same as an acoustic one.
Eğer onun gibi egzersiz yapsaydı erkek kardeşi kadar kaslı olurdu.He would be as muscular as his brother if he had worked out like him.
Günaydın Haruki! Saçların daha yeni yataktan kalkmışsın gibi duruyor.Good morning, Haruki. Your hair looks like you just got out of bed.
O benim en iyi arkadaşım. Sanki benim kardeşim gibidir.He's my best friend. It's as if he were my brother.
Arkadaşım 18'indeymiş gibi göstermek için kimliğinde oynama yaptı.My friend doctored his ID to make it look like he was 18.
Keşke olduğum gibi olmayı dilediğim zaman olduğum gibi olsam.I wish I were what I was when I wished I were what I am.
Stanford Üniversitesi, Larry Page ve Sergey Brin gibi girişimcileri yetiştirdi.Stanford University has educated entrepreneurs like Larry Page and Sergey Brin.
Stanford Üniversitesi, Larry Page ve Sergey Brin gibi girişimcileri eğitti.Stanford University has educated entrepreneurs like Larry Page and Sergey Brin.
Onun gibi biriyle evlenmek isterim.I would like to marry somebody like her.
Bana sanki bir yabancıymışım gibi davranıyor.He treats me as if I were a stranger.
Bu iyi bir fikir gibi görünüyordu.It seemed like a good idea.
Oldukça büyük bir müze gibi görünüyor.Looks like that's a pretty big museum.
Şu anda Tatoeba'da iki binin üzerinde Uygurca cümle var gibi görünüyor.It looks like there are now over two thousand Uyghur sentences on Tatoeba!
Ben ısıya duyarlı olduğum gibi, yaz aylarında klima olmadan rahatça yaşayamam.As I'm sensitive to heat, I can't live comfortably without air-conditioning in summer.
Onlar Amerikalılar gibi görünmüyor.They don't seem to be Americans.
Hava açacak gibi görünüyor.It looks like it'll be clearing up.
Bu herkesin sahip olduğu bir yetenek gibi görünüyor.It looks like it's an ability that everyone has.
Beni kız kardeşimle karıştırdı gibi görünüyor.It seems that he mistook me for my sister.
Kitap raflarımı tekrar cilalamak zorunda kalacağım gibi görünüyor.It looks like I'm going to have to varnish my bookshelves again.
O zengin fakat bir dilenci gibi yaşar.He's rich, but he lives like a beggar.
Savaş bir macera değildir. Savaş bir hastalıktır. Tifüs gibi.War is not an adventure. War is an illness. Like typhus.
O sanki günlerce yemek yememiş gibi görünüyordu.She looked as if she hadn't eaten in days.
Ayrılmayacaklar gibi görünüyor.It sounds like they're not going to leave.
Biraz dinleneceğim gibi görünmüyor.It doesn't sound like I will get any rest.
Onlar Kaşgar'a gidecekler gibi geliyor.It sounds like they're going to Kashgar.
Kaşgar'a gidecek gibi geliyor.It sounds like she's going to Kashgar.
Kaşgar'a gidecek gibi görünüyor.It sounds like he is going to Kashgar.
Bugün çalışacaksın gibi görünmüyor.It doesn't sound like you'll be working today.
Cumartesi günü de dersiniz olacak gibi görünüyor.It sounds like you will have class on Saturday as well.
Uzun zaman önce terkedilmiş küçük kasaba zamanla donmuş gibi görünüyor.The small town, abandoned long ago, seems frozen in time.
Onlar sonuçtan memnun gibi görünüyorlar.It looks like they're satisfied with the result.
Tren geç kalmış gibi görünüyor.The train seems to be late.
Sabah saat ikiye kadar ayaktasın. Bir gece kuşu gibisin!You stay up until two in the morning. You're such a night owl!
Birinin cesaretini test etmek için yakın muharebe gibisi yoktur.There's nothing like close combat to test one's mettle.
Sizin gibi hoş insanlara rastlamak enderdir.It's rare to meet nice people like you.
Gerçekten şaşırmış gibi görünmediklerini söylemeliyim.I must say that they didn't really seem surprised.
Onlar bir şey izliyor gibi görünüyordu.They seemed to be watching something.
Bebek gibi sızlanmayı bırak.Stop whining like a baby.