Askeri inzibat her yerde kol geziyor.Повсюду ездит военная полиция.
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.De fapt, e căptușit cu 100 de miliarde de neuroni care bâzâie transmițând electric informații,
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.Het is gevuld met 100 miljard neuronen die over-en-weer-zoeven en informatie elektrisch doorsturen.
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.사실상 뇌는 천 억개의 뉴런으로 가득차 있습니다. 지직거리며 전기적으로 정보를 전송합니다.
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.Sebenarnya, otak berisi 100 miliar sel syaraf yang saling berhubungan dan memancarkan informasi.
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.Składa się ze 100 miliardów zasuwających neuronów, elektrycznie przekazujących informacje w wiecznym ruchu.
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.Вот здесь находится 100 млрд нейронов, которые жужжат, передавая информацию электрическими импульсами.
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.Ось тут знаходиться 100 млрд. нейронів, які дзижчать, передаючи інформацію електричними імпульсамі.
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.למעשה, המוח מלא ב 100 מליארד נוירונים שמעבירים מסרים ומידע בצורה חשמלית,
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.في الواقع هي ممتلئة بمئة مليار خلية عصبية فقط تزعج، تبتعد المعلومات المحولة كهربائياً
Aslında, yüz milyar nöronla dolu oradan oraya geziyor, bilgi transfer ediyor, vızır vızır.びりびりと 電気で情報を送り びりびり びりびり 横からの図をお見せします
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Amor, ainda tens que andar durante muito tempo.
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Cha ơi sao phải đi quá xa?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Czy musisz być tak daleko?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Daddy do you have to roam so very long?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Daddy do you have to roam so very long?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Daddy, mußt Du ?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Daddy, mußt Du so lange herumstreunen?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Du har strövat så länge nu.
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Iskä onko pakko samota ikuisuus?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Miláčku, kde se touláš tak dlouho?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Papa, dois-tu errer si longtemps ?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Papino, devi andartene in giro tanto a lungo?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Tati, chiar trebuie să pribegeşti atât de mult?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?¿Tienes que estar fuera tanto tiempo?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?Трябва ли да скиташ далеч от мене толкова?
Babacığım neden bu kadar uzun süre dışarılarda geziyorsun?私を望むシークはいくらでもいる
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.Az Elnök úr eddig a választóvonalon ingadozott, de ez volt az első eset, hogy így esett összeesett.
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.Le Président avait déjà vacillé, mais c'est la première fois qu'il s'écroule comme aujourd'hui.
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.Ο Πρόεδρος... η υγεία του δεν είναι τόσο καλή, αλλά σήμερα ήταν πρώτη φορά που κατέρρευσε με αυτό τον τρόπο.
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.الرئيس صحته ليست جيدة وكيف اغمي عليه اليوم كانت المرة الاولى
Ben de tekrar tekrar bu dünyayı geziyorum.그리고 저는 우리가 하고싶어하는 진부한 표현과 이미지들에 대한 생각과
Ben de tekrar tekrar bu dünyayı geziyorum.Powracam do tego świata myśląc o obrazie
Ben de tekrar tekrar bu dünyayı geziyorum.ואני מבקרת בעולם
Ben de tekrar tekrar bu dünyayı geziyorum.وأعاود زيارته
Ben de tekrar tekrar bu dünyayı geziyorum.自分たちは何をしたいのか
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Chúng tôi đến từ đâu đó và chúng tôi hi vọng xê dịch suốt, di chuyển tới một nơi mới.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Jövünk valahonnan, és remélhetőleg folyamatosan úton vagyunk, mindig valami új hely felé elmozdulóban.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Kita datang dari suatu tempat dan kita bepergian setiap saat, berpindah menuju ke tempat baru.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.우리는 어디로부턴가 와서 항상 새로운 장소를 찾아 여행을 하고 있는 셈입니다
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Przychodzimy z jakiegoś miejsca i pełni nadziei wciąż podróżujemy w stronę nowego miejsca.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Veniamo da qualche posto, e - si spera - siamo sempre in movimento, in movimento verso un nuovo posto.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Venim de undeva şi, sper, călătorim tot timpul, mişcându-ne spre un loc nou.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Venimos de algun lado y viajamos esperanzados todo el tiempo, moviendonos hacia un nuevo lugar.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Viemos de algum lugar e estamos sempre a viajar, a mover-nos em direção a um novo lugar.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Wir kommen von irgendwoher und wir reisen hoffentlich die ganze Zeit, in Richtung eines neuen Ortes.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Ερχόμαστε από κάπου και ελπίζουμε ότι ταξιδεύουμε συνεχώς κινούμενοι προς ένα νέο μέρος.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Идваме от някъде и с надежда пътуваме през цялото време, премествайки се на ново място.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Мы откуда-то приходим и путешествуем все время, направляясь к новому месту.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.באנו ממקום כלשהו ואנו נעים בתקווה כל הזמן, נעים לקראת מקום חדש.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.لقد أتينا من مكان ما ونسافر على أمل كل الأوقات، نذهب بإتجاه أماكن جديدة.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.新たな場所へ移動するのです 自由とは一つの集団に縛られず 訪れる-
Bugün Kolombiya Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Emniyet Müdürü ile geziyoruz.Nós estamos a viajar hoje com o Ministro da Defesa da Colômbia, chefe do exército e chefe da polícia.
Büyük ok ele işaret ediyor. Sağda da penisi görebilirsiniz, el üzerinde geziyor.Hånden svæver.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Ada kelaparan yang merata pada saat itu.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.All'epoca vi era una generale carestia.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Also, die Menschen hungerten, es gab eine allgemeine Hungersnot zu der Zeit.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Był tam powszechny głód
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Deci oameni: oamenii mureau de foame.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Er heerste toen algemene hongersnood.