Büveyhoğulları daha sonra da halife'nin gözlerine mil çektirerek yerine başka bir halife getirmiştir.خرج بعض الأولاد الصغار من مخابئهم، وبمجرد أن أصبحوا في مرمى البصر حاصرهم الجنود وأعملوا فيهم الذبح."
Bu durum olaylar hakkında dezenformasyon meydana getirmiştir.هذا يجعلنا فرقة ترفع الوعي حول بعض القضايا.
Hatta buna birçok röportajında da soru üzerine açıklama getirmiştir.وأجرى لها اختبارا في بعض الأسئلة.
Bunu yazar Goulding de dile getirmişti.ولكنّ الرّئيس وودرو ويلسون علم بذلك.
İnancının gereğini yerine getirmiştir.ما ملكت ايمانكم.
Kayra Han ilk önce bir varlık yaratmış onun aracılığı ile de yeryüzünü, dağları, vadileri meydana getirmiştir.إضافة (واو) قبل هاء الغائب في الكلمة: معوه، عندوه، في (معه، عنده)، (كنّو : كأنه)، كنو يبلو: كأنه جبل.
13 Ağustos 2011'de Haven Garner Warren isimli ikinci kızını dünyaya getirmiştir.Em 13 de agosto de 2011, nasceu sua segunda filha, Haven Garner Warren.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.A teoria celular forneceu uma nova perspetiva sobre os pilares fundamentais da vida.
1586 yılında hanımı Maria Kamen şehrinde oğlu Johannes´i dünyaya getirmiştir.Em 1586 a sua esposa Maria trouxe o filho Johannes ao mundo em Kamen, Alemanha.
Iris (Yeşilırmak) yanında kurulmuştur, merkezi konumu onu tercih edilen bir ticaret merkezi haline getirmişti.Assim como Ichigo, lhe é dado um robô companheiro, Ucha, que lhe dá orientação.
Hubble, sık sık Leavitt’in çalışmalarıyla Nobel Ödülü’ne layık olduğunu dile getirmiştir.Hubble declarou diversas vezes que Leavitt merecia o Prêmio Nobel para seu trabalho.
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.A paz de Utrecht, em 1713, rendeu ainda a região para a França.
1958 yılında, dış ödemeler dengesindeki bozukluk alınan dış borçları ödenemez hale getirmişti.A partir de 1984 foi incapaz de saudar as dívidas acumuladas.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.Por este papel, foi indicada para o Young Artist Award.
1936'daki başka bir depremse binada, bilinmeyen bir miktar hasar meydana getirmiştir.Em 1336 um terremoto fez outros estragos.
Bu filmdeki performansı ona Venedik Film Festivalinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirmiştir.Sua performance neste último rendeu-lhe o prêmio de Melhor Ator no Festival de Cinema de Veneza.
Ayni sırada alt katta Ciboletta sevgilisi Pappacoda için bir karnival kostumu getirmiştir.O pódio custou-lhe um novo par de óculos para o mecânico-chefe.
1991 yılında meydana gelen iç savaş Yugoslavya’nın sonunu getirmiştir.O fim da URSS em 1991 implicou o fim da finlandização.
Nisan 1991'de Annus, Estonya'da bir koalisyon hükümetine girme isteğini dile getirmiştir.Até, em 1991, Annus expressou a vontade do seu partido de fazer parte de um governo em coalição.
Yayınlanan ikinci parça ilkine göre daha çok ses getirmiştir.A segunda tabela fornece mais informações do que a primeira.
Parça çok ses getirmiştir.Ela vociferou bastante.
Dan Aykroyd sete küçük kızını getirmişti, çekimleri izlemesi için.George Logan chega para pegar sua sobrinha Sue, que está na mesma classe.
Nancy, Freddy’yi gerçek dünyaya çekip getirmiştir.Depois de algumas dificuldades, Maggie consegue puxar Freddy para o mundo real.
Oyun sistemi büyük ölçüde aynı olmakla beraber, birtakım yenilikler ve iyileştirmeler getirmiştir.Apesar de parecer basicamente o mesmo videogame, ele traz muitas diferenças e melhorias.
17 Eylül 2015'te Josey Hollis Dorsey adında bir erkek evlat dünyaya getirmiştir.No dia 17 de setembro de 2015, nasceu o primeiro filho do casal, Josey Hollis Dorsey.
Mareşal Jukov, Uranüs Harekâtı için 11 Sovyet ordusunu bir araya getirmiştir.Para levar a cabo a Operação Urano, o marechal soviético Gueorgui Jukov destacou onze exércitos.
Bu şekilde askerlik görevini yerine getirmiş olursunuz.Tendo voltando, assim a assumir suas funções militares.
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.A partida repentina de Palermo agravou novamente o estado mental de Sofia.
1 Haziran 2009'da Sharon Robert Westerholt ile ikinci bir oğlan dünyaya getirmiştir.No dia 1 de junho de 2009 Robin Aiden Westerholt, o segundo filho do casal, veio à luz.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Primeiramente conteve a inflação e desemprego.
Bilginin artışı, bilgiye ulaşımın zorlaşması, bilgi bilimini daha da önemli bir bilim dalı haline getirmiştir.Aprofundando o processo de aquisição de conhecimento, pudemos compreender seu significado mais íntimo.
Başarılı oyunculuğu kendisine iki defa Emmy Ödülü, bir defa da Tony Ödülü getirmiştir.Este papel valeu-lhe o seu segundo prémio Tony.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Os partidos de oposição, por sua vez, fizeram acusações de irregularidades sérias na eleição.
Boksörlere yasak olsa da sigara içmeyi bir sembol haline getirmişti.Apesar de ter parado de beber, era um fumante inveterado.
İlk çocuğu kızını 2 Temmuz 2009 tarihinde dünyaya getirmiştir.Ela teve uma filha em 2 de julho de 2009.
15 Mayıs 2010 tarihinde Aviana Olea Le Gallo adında bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir.Em 15 de maio de 2010, deu à luz sua primeira filha com o ator Darren Le Gallo, Aviana Olea Le Gallo.
29 Nisan’da ise Emma, Dana Brooke’u getirmiştir.No episodio do NXT a 29 de abril, Bayley foi derrotada por Dana Brooke depois duma distração de Emma.
Elizabeth 3 çocuk dünyaya getirmiştir.Maria bracht tien kinderen op de wereld:
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.Celtheorie gaf een nieuwe kijk op de fundamentele basis van het leven.
Crank ilk gününde 3.3 milyon dolar kadar bir para gişe başarısı getirmiştir.Op de premièredag bracht Crank 3,3 miljoen dollar op.
Yerine Ekber ve erşad sistemini (ailenin aklı başında olan en büyük üyesi) getirmiştir.Hij introduceerde de oed en de Tembûr (Saz).
Bunun üzerine hırsızlar atı geri getirmişlerdir.De rusthuisbewoners vinden daarop hun kracht terug.
Piemon'la Savaşırken ölen WarGreymon'u tekrar eski haline getirmiştir.Hij bracht de inmiddels dode Vilgax weer tot leven.
Yeryüzünü de Kingu'nun kanıyla yoğurup elde ettiği balçıktan ilk insanı meydana getirmiş.Vervolgens wordt de aarde geschapen, waarna de sterren worden gecreëerd.
Engellerine rağmen başardıkları, onu efsanevi bir kişilik haline getirmiştir.Hun bekentenis bespaarde hen een (in hun ogen) vernederende rechtszaak.
Bush bizzat bu albümün favori albümü olduğunu dile getirmiştir.Volgens PJ zelf is dit haar lievelingsalbum.
Bu eser opera janrında iki önemli yenilik getirmiştir.De serie kreeg twee belangrijke upgrades tijdens de productie.
Hatta buna birçok röportajında da soru üzerine açıklama getirmiştir.Ook stelde hij er tijdens debatten vragen over.
Bu şekilde askerlik görevini yerine getirmiş olursunuz.Daardoor moest hij zijn legerdienstplicht vervullen.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.Deze rol leverde haar een nominatie voor een Young Artist Award op.
Üç kez uzay mekiği görevini yerine getirmiştir.Hij voltooide driemaal een ruimtevlucht.
Fakat diğer arkeolojik ve belgesel bulgular bu duruma yeni açılar getirmiştir.Andere historische en archeologische bronnen geven weer een ander beeld.
Aynı adlı şarkısı büyük ses getirmiş, Alışamadım o yılın en çok dinlenen Türk pop şarkılarından olmuştur.I Forgot More Than You'll Ever Know bereikte tijdens hetzelfde jaar de toppositie van de Hot Country Songs.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Deze ingrijpende gebeurtenis zorgde ervoor dat de emoties buitengewoon hoog opliepen.
Bu istilalar İtalyan edebiyatı ve sanatıyla teması da beraberinde getirmişti.Ze vonden hun evenknieën in de Italiaanse literatuur en schilderkunst.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Hij krijg van Amber een geluksring cadeau.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Armoede en werkloosheid namen toe.
Albüm 850.000 barajını geçerek büyük bir ticari başarıyı da beraberinde getirmiştir.Het concert voor vijftienhonderd luisteraars werd een commercieel succes.
Birleşme, bazı sorunları da beraberinde getirmişti.De opnames brachten een aantal problemen met zich mee.
İnancının gereğini yerine getirmiştir.Zij heeft zich aan haar belofte gehouden.