Dylan Minnette: Clay Jensen, Hannah'nın yakın arkadaşı ve ona ne olduğunu anlamayı takıntılı hale getirmiştir.Dylan Minnette como Clay Jensen, es un amigo cercano de Hannah que se obsesiona con descubrir qué le sucedió.
Bart, evine geri dönmüş ve ailesine hediyeler getirmiştir.Bart vuelve con su familia, trayéndoles regalos de Francia.
Albümün "Song 2" single'ı Blur'a ABD'de de ün getirmiştir.El álbum, incluyendo el sencillo "Song 2", llevó a Blur a la popularidad en los Estados Unidos.
Nancy, Freddy’yi gerçek dünyaya çekip getirmiştir.En esta, Freddy se manifiesta en el mundo real.
Her hafta padişaha ağır hediyeler takdimini adet haline getirmişti.Todas las mañanas ofrecían sacrificios de gratitud.
Kararı temyize götürme niyetini dile getirmişti.Dijo que apelaría la decisión.
Kızını tüm şefkati ile büyütmüş, evlilik çağına getirmiştir.Le sucede su hija mayor, fruto de este matrimonio.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.De estos trabajos recibió nominaciones a los Young Artist Award.
Konsül Sempronius kısa süre sonra ordusunu bir filoyla Sicilya'ya getirmiştir.El cónsul Sempronio Longo arribó poco después con su flota y ejército a Sicilia.
Pek çok röportajında The Beatles'dan etkilendiğini dile getirmiştir.Cabe destacar que siguieron teniendo como referente a The Beatles.
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.La partida imprevista agravó de nuevo el estado mental de Sofía.
Rus İç Savaşı, Rusya'daki pek çok bilim insanının bilimle ilgisi olan ailelerine zorluklar getirmişti.El ingeniero ruso investigó algunos de los múltiples problemas que inquietaban a los científicos de la época.
Takip eden yüzyıllar bu okullara yorumlar ve reformlar getirmiştir.En este siglo se distinguen entre escuelas de la Reforma y escuelas de la Contrarreforma.
Tur için Al Jourgensen; Atkins, Nivek Ogre ve Chris Connelly'yi getirmiştir.Para esta gira, Al Jourgensen invitó a Martin Atkins, Nivek Ogre y a Chris Connelly.
Romalılar burayı işgal etip koloni haline getirmiştir.Los romanos la convirtieron en colonia.
İzlanda Mart 2012'de kamu kuruluşlarında açık kaynak kodlu yazılımlara geçme isteğini dile getirmiştir.En mayo de 2011 Islandia inició formalmente los trámites necesarios para su adhesión a la Unión.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Los partidos de oposición hicieron acusaciones acerca de graves irregularidades en las elecciones.
Geliştirdiği bu alet Essen’in aklına daha kesin bir ışık hızı ölçümü yapılabilme olasılığını getirmişti.Fue este trabajo que sugirió a Essen la posibilidad de una medición más precisa de la velocidad de la luz.
Bu yaygınlık aynı doğrultuda farklılıkları da beraberinde getirmiştir.A su vez, y con el mismo interés, subrayó sus diferencias.
Arkadaşları ona yumurta getirmişlerdir.Una señora le da algunos huevos.
İsmet Paşa da bundan duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir.El apóstol Pablo también parece haber compartido esta expectativa.
Nisan 1991'de Annus, Estonya'da bir koalisyon hükümetine girme isteğini dile getirmiştir.Incluso, en 1991, Annus expresó la voluntad de su Partido de formar parte de un gobierno en coalición.
Çok büyük bir belge ve ses arşivi meydana getirmiştir.Se desplegó una gran equipo de luces y sonidos.
Fransız direktuvarı Avusturya'nın yeni bir savaş istediğine kanaat getirmişti.El Directorio francés, además, estaba convencido que los austríacos se preparaban para emprender otra guerra.
Predaking'i tasarlamış ve Darkmount`a getirmiştir.Así hicieron y se presentaron frente a Dartmouth.
Şamanları yeryüzüne getirmiştir.Trajo a los Flashman a la Tierra.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Por primera vez convivían la inflación y el desempleo.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.El gobierno sirio impuso severas restricciones a la comunidad judía, en particular sobre la emigración.
Elessar böylece Elrond'un şartını yerini getirmiş oldu.Aquí se ocultaba la Gran Casa de Elrond.
Bazı parçalarını Fransızca'dan çevirmişler ve 1882'de Cenova'da kitapçık haline getirmişlerdir.Finalmente, tradujeron el libro al francés y lo distribuyeron como panfleto en Ginebra en 1882.
Buna rağmen Cornet, Vali'nin karakterindeki dönüşümden pek memnun olmadığını da dile getirmiştir.Sin embargo, Cornet estaba en conflicto acerca de la vuelta en el personaje del Gobernador.
Kurvenal ağır yaralı olan Tristan'ı Brötanya'da bulunan kendi şatosu olan Kareol'a getirmiştir.Kurwenal ha llevado a Tristán a Kareol, su castillo en Bretaña.
İmparatorluk sarayının en dış girişinde bulunması, onu şehrin en önemli dinî simgesi hâline getirmişti.Su cercanía a la capital provincial lo ha convertido en un verdadero núcleo dormitorio de ésta.
Böylece sadece kendi birliklerini hazır bir duruma getirmişti.Esto, con toda seguridad, incluía a sus propias tropas.
Olay, uluslararası düzeyde ses getirmiş ve protesto edilmiştir.Su obra ha sido extensamente mostrada e nivel internacional.
Film, birçok tartışmayı da berbaerinde getirmiştir.La película también dio lugar a varios juicios.
Zaten, Hitler şansölye atandıktan kısa bir süre sonra parlamentoyu etkisiz hale getirmişti.Debido a esto, el propio Hitler aminoraría posteriormente la importancia del nordicismo.
Osmanlı hattatları bu anlatımları hilye adı verilen bir sanat hâline getirmişlerdir.Creo que su proyecto artístico enriquece la tradición mencionada.
Yazar, arkadaşı Nâzım Hikmet ile olan anılarını bu kitapta bir araya getirmiştir.La sua storia è narrata nel Libro della Genesi ed è ripresa dal Corano.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.La teoria della cellula fornì una nuova prospettiva sui fondamenti della vita.
Sürekli birlikte gittikleri her yere felaket getirmişlerdir.Esse causarono grandi distruzioni ovunque andavano.
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.La partenza improvvisa aggravò di nuovo lo stato mentale di Sofia.
15 Ocak 2016'da Florence May King adlı bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir.Il 15 gennaio 2016 dà alla luce la sua prima figlia, Florence May King.
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.Nel 1713, con il Trattato di Utrecht, la pace venne ristabilita in Nuova Francia.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Gli donò un anello regalatole da Valentino.
Katılımcılar Hırvat vatandaşı ve 16 yaş üstü olma zorunluluğu getirmiştir.Altri Stati hanno anche il potere di revocare la patente di guida per coloro che hanno compiuto sedici anni.
R3000 tasarımı gerçekten pratik bir hale getirmişti ve R4000 Dünya'nın ilk 64-bit tasarımı olarak tanıtıldı.Il successore R3000 migliorò le prestazioni e l'R4000 fu il primo sistema a 64 bit RISC.
Bu durumu şöyle dile getirmiştir: "Benim onlarla sorunum yok."De Pedis: «Non ricordo di conoscere il signore qui presente».
Percy Bysshe Shelley doğada insan için bir avunma getirmiştir (Ode to a Nightingale).Percy Bysshe Shelley ne L'ode a Napoli alluse a un basilisco.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.Per questo ruolo viene candidata allo Young Artist Award.
Gebe olan Sieglinde'yi ormanda bularak mağarasına getirmiştir.Dopodiché intrappolò Glinda nella Foresta Incantata.
Bu eser opera janrında iki önemli yenilik getirmiştir.Qui l'opera presenta inoltre due caponiere ai lati dell'opera.
İlâhî Buyruk eşyayı bu araçla meydana getirmiştir.”Ho costruito il museo con questo in mente”.
Hatta Yunan hakimler bile onun Amerikalı olduğuna kanaat getirmişlerdi.E anche i due gangster probabilmente erano americani.
Elfler ve ejderhalar arasında gerçekleşen büyük savaştan sonra iki ırk barışı getirmişlerdir.Dopo un lungo ventennio di orrori e di guerra, i giovani draghi verranno.
Bürokrasiyi iyileştirmiş ve vatandaşlık ve senato tutanaklarını daha etkin hale getirmiştir.Riorganizzò la burocrazia e mise ordine nella cittadinanza e nei ruoli senatoriali.
İnsanlar burayı bir yerleşim alanı haline getirmiş.L'associazione lo ha trasformato in una casa di riposo.
Hanedan 15 Eylül 868'den 905'e dek sürmüş ve Mısır'a istikrar ve bayındırlık getirmiştir.Aḥmad partì perciò subito per l'Egitto nell'868 e giunse a Fusṭāṭ il 15 settembre.
Ticari ve sportif başarı odaklı kulübe bu hamlesi önemli bir kâr getirmiştir.I successi sportivi e commerciali derivati da questo motore hanno risollevato le sorti dell'azienda.
Fransız direktuvarı Avusturya'nın yeni bir savaş istediğine kanaat getirmişti.Il Direttorio francese era inoltre convinto che gli austriaci stessero tramando per iniziare un'altra guerra.