Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.Oh, ik moet wat wasgoed bezorgen.
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.Oh, jag är här för att leverera tvätt.
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.Oh, Przyjechałam dostarczyć pranie.
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.Olen täällä toimittamassa pyykkejä.
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.Robím donášku z Čistiarne Jan Di.
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim. Tamam, içeri girebilirsin.Oh, sono qui per consegnare del bucato. ok
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.Είμαι εδώ να παραδώσω κάποια ρούχα από το καθαριστήριο ΤζανΝτι.
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.Ах, да... Я из химчистки "Чан Ди".
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.О,тук съм да доставя дрехи от химически почистване
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim..או, אני פה בשביל למסור כביסה
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.لدى توصيل ملابس من محل جاندى لخدمات التنظيف الجاف
Ah, ben Jan-Di Kuru Temizleme Servisi'nden teslimat getirmiştim.はい.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.A családom egy olyan asszonyt hozott oda, hogy gondoskodjon rólam, akinek az anyja rabszolga volt.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.A minha família arranjou uma mulher cuja mãe tinha sido uma escrava para tomar conta de mim.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Dan keluarga saya membawa seorang wanita yang ibunya pernah menjadi budak untuk merawat saya.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.E così la mia famiglia fece venire una donna, la cui madre era stata schiava, per prendersi cura di me.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Et ma famille a fait venir une femme dont la mère était esclave pour prendre soin de moi.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Familia mea a adus o femeie a cărei mamă fusese sclavă să mă îngrijească.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Khi đó gia đình tôi đã dẫn tới một người phụ nữ có mẹ đã từng là nô lệ để chăm sóc tôi.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.제 가족은 어머니가 노예생활을 했었던 한 여인을 절 돌봐줄 사람으로 고용했었습니다
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Má rodina obstarala ženu, jejíž matka byla otrokyní, aby se o mne starala.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Mijn familie deed beroep op een vrouw wier moeder slavin was geweest, om me te verzorgen.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Rodzina sprowadziła kobietę, której matka była niewolnicą, by się mną opiekowała.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Y mi familia trajo una mujer cuya madre había sido una esclava para cuidarme.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Και η οικογένεια μου έφερε μια γυναίκα της οποίας η μητέρα ήταν σκλάβα να με φροντίσει.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.І моя сім'я привела жінку, матір якої була рабинею, щоб доглядати за мною.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Моя семья наняла женщину, мать которой была рабыней, для ухода за мной.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.Семейството ми доведе жена, чиято майка е била робиня, да се грижи за мен.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.ומשפחתי הביאה אישה אשר אימה היתה שפחה בכדי לטפל בי.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.وقامت عائلتي بجلب إمرأة كانت إبنة لإمرأة " مستعبدة " لكي تهتم بي
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.一人の女性を連れてきました。 その女性の母親は奴隷でした。 そしてその女性は、
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.Ahora en serio; yo pensé:
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.Ernsthaft, ich dachte: "Die Poster funktionieren, aber es geht nicht nur um mich.
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.하지만 더 중요한 문제는, 물론 이것도 효과가 있지만
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.Maar nu even serieus. Ik dacht: oké, die posters werken dus, maar het gaat niet alleen over mij.
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.Mas, mais seriamente, eu estava, tipo: "Ok, estes funcionaram,
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.אבל יותר ברצינות, הייתי כמו, טוב, אלה עובדים,
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.ولكن فعلًا، فكرت، حسنًا، نجح هؤلاء،
Ama daha da önemlisi, bu posterler görevini yerine getirmiş gibi düşündüm.私だけではなく 意見を述べたい イスラエルの人々が使えると思いました
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Aber der Glaube an das, was ich konnte, hatte mich so lange angetrieben.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Ale to właśnie wiara pozwoliła mi dojść tak daleko.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Ale všechna ta víra mě nabíjela tak dlouho.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Dar toată această convingere m-a dus mai departe atâta timp.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.하지만 그 믿음이 오랫동안 제 원동력이 되었어요
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Maar al dat geloof heeft me zo lang gevoed.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Mais toute cette croyance m'avait fait avancée depuis si longtemps.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Mas toda aquela crença tinha-me dado força durante tanto tempo.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Ma tutta quella convinzione che mi aveva sostenuto così a lungo.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Men hela min övertygelse hade taggat mig så länge.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Nhưng lòng tin đã nâng đỡ tôi suốt thời gian đó.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.No všetka táto viera ma poháňala tak dlho.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Pero toda esa confianza me había alimentado tanto tiempo.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Άλλα όλη αυτή η πίστη με κινητοποίησε για τόσο καιρό.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Але вся та віра рухала мене так довго.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Но вся эта вера подпитывала меня так долго.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.Но цялото това убеждение ме подкрепяше толкова дълго време.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.אבל האמונה תידלקה אותי במשך זמן כל כך ארוך.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.لكن كل ذلك الإعتقاد الذي غذاني لفترة طويلة.
Ama tüm inancım beni oraya kadar getirmişti.視覚障害者にとって 健常者用にデザインされた世界で
"Ambassadors" gibi eserlerini de getirmiştir.뛰어난 수준까지 도달하게 됩니다. 그가 헨리 8세를 위해 그린 건데요.