Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Це призвело до зростання бідності і безробіття.
Hatta buna birçok röportajında da soru üzerine açıklama getirmiştir.Проведені також громадські слухання з цього питання.
Her hafta padişaha ağır hediyeler takdimini adet haline getirmişti.З тих пір Костянтин щороку самостійно розробляє дизайн прикрас для подарунків близьким.
29 Nisan’da ise Emma, Dana Brooke’u getirmiştir.На 29 квітня епізоді NXT, Брук переміг Бейлі після відволікання наданої Емма.
Parça çok ses getirmiştir.Це спричинило великий розголос.
Peygamberler din getirmemiş, İslamiyet üzere gelmişler, şeriat getirmişlerdir.Avšak Izraelité proroky neposlouchali, zakazovali jim prorokovat, bili je a zabíjeli.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Ihned vyslaly poselství s dary pro Esena.
Eski nişanlısı olan Morold'un ölümünden sonra kendi yanına Tantris adlı bir yabancı getirmişlerdir.Mladé služce vypráví, co se po smrti Morolda přihodilo s cizincem, který si říkal Tantris.
Üçüncü Yüzyıl Krizi Roma İmparatorluğunu politik olarak neredeyse felaketin eşiğine getirmişti.Krize třetího století přivodila Římské říši téměř úplnou zkázu.
27 Eylül 2012 tarihinde Noah Shannon Green adını verdiği oğlunu dünyaya getirmiştir. ^ Röportaj27. září 2012 se jim narodil syn Noah Shannon Green.
Daha sonra bunlardan birbirine yakın gruplar bir araya gelerek galaksi kümelerini meydana getirmişlerdir.Nejbližší skupiny se pak spojily a vytvořily kupy galaxií.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Protestující si stojí za tím, že volby byly zfalšovány.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.Za roli získala nominaci na Young Artist Award.
Hatta bu ilgisi onu birkaç sefer ölümle burun buruna getirmiştir.Díky tomu je nucena několikrát předstírat i vlastní smrt.
2008 yılında söylediği "Sweet About Me" parçası ile ses getirmiştir.Známá je především svým debutovým singlem Sweet About Me uvedeným v březnu 2008.
Aynı şekilde Dil felsefesi, bunun olanaksızlığına dil düzleminde açıklık getirmiştir.A lidskému jazyku je nemožné vylíčit tu strašnou věc.
1586 yılında hanımı Maria Kamen şehrinde oğlu Johannes´i dünyaya getirmiştir.Roku 1595 přivedla jeho žena Marie na svĕt syna Johannese.
Hava ve deniz kuvvetleri kuruluncaya değin bu birimlerin görevlerini de yerine getirmiştir.V operaci byly nasazeny jak vzdušné, tak i námořní výsadkové jednotky.
22-24 ve 26 Mayıs tarihlerinde bu görevi yerine getirmiştir.To již vyjádřila ve svých usneseních z 12. a 24. dubna.
Bir ara yönettiği polisiye kara filmler de oldukça ses getirmişti.Ale i některé ozvučené černobílé filmy byly virážovány.
Bu yüzden warglar olan vahşi kurtları da yardıma getirmiştir.S tím mu pomáhali i vlci.
Fakat bu albüm, gruba yeni bir hayran kitlesi de getirmiştir.Na druhou stranu album získalo skupině jinou část fanoušků.
Ayrıca başbakanın eşcinsel evliliklere dair yaklaşımı karşısında sarsıldığını dile getirmiştir.Toto bylo pravděpodobně důvodem, proč veřejně vystupoval proti stejnopohlavnímu manželství.
Marsilyadan getirmiş kırmızı tuğlalar ve granit kullanmıştır.Používal zlatožlutého a granátově červeného laku.
Jessie biseksüelliğe açık olduğunu bir konuşmasında dile getirmiştir..Joan v několika rozhovorech otevřeně přiznala, že je bisexuální.
Ama rüyasından bir şey getirmiş olduğunu anlar; kötü adamın şapkası.Přišít snům na kabát = Cucire sul mantello dei sogni.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Město se tehdy potýkalo s velkou chudobou a nezaměstnaností.
Bunu oditoryum konuşmalarında sık sık dile getirmiştir.Ve svých promluvách to nespočetněkrát zmínil.
Çünkü Kızılırmak nehrinin getirmiş olduğu alüvyon dolgularından oluşmaktadır.Protéká jím Hincov potok, ze kterého vzniká řeka Poprad.
Sürekli birlikte gittikleri her yere felaket getirmişlerdir.Všude a vždy chodily spolu.
Crank ilk gününde 3.3 milyon dolar kadar bir para gişe başarısı getirmiştir.Rapl měl poprvé 1,3 milionu, byl jedničkou dne .
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.Teoria celulară a dat o nouă perspectivă asupra bazelor fundamentale ale vieții.
Bunun üzerine Sami Yusuf karar üzerine şunları dile getirmiştir: Ben.Iar Dumnezeu L-a auzit pe Iosif și astfel el a fost întemnițat.
Albümün "Song 2" single'ı Blur'a ABD'de de ün getirmiştir.Albumul, inclusiv single-ul Song 2, le-a adus succes în SUA.
Yerine Ekber ve erşad sistemini (ailenin aklı başında olan en büyük üyesi) getirmiştir.Ea a avut moștenire satele Cârstienești (Vâlcea) și Poiana.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Această puternică repetarea culminează cu o disonanță terifiantă.
Bu şekilde askerlik görevini yerine getirmiş olursunuz.Numai asa vă veți împlini datoria.
Bunu yazar Goulding de dile getirmişti.Gould a zis același lucru...
Bush bizzat bu albümün favori albümü olduğunu dile getirmiştir.Banks a declarat ca Duke este albumul său preferat.
1980 yılına kadar bu görevi yerine getirmiştir.A deținut această funcție până în 1980.
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.Tratatele de la Utrecht, în 1713, au pus capăt ocupației.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Adversarii săi s-au retras denunțând condițiile de organizare a votului.
Turizm 2005 yılında ülke ekonomisine yaklaşık 400 milyon € gelir getirmiştir.Atracțiile turistice ale Finlandei au adus peste 4 milioane de turiști în 2005.
Her hafta padişaha ağır hediyeler takdimini adet haline getirmişti.Regele a ordonat un parfum diferit în fiecare zi pentru apartamentul său.
Jessie biseksüelliğe açık olduğunu bir konuşmasında dile getirmiştir..Jessie J a recunoscut public că a fost bisexuală.
1747 yılında Pierre Louis Maupertus mekanik dalına küçük prensipler getirmiştir.În 1751, Pierre Louis Maupertuis se îndreaptă către o explicație materialistă.
O, bu ismi bir sembol haline getirmiştir.Numele lui a devenit sinonim cu a fi un Yes Man.
Ne var ki, ampul teknolojisinin gelişmesi bu işin sonunu getirmiştir.Îmbunătățirea tehnologiei motoarelor a dus la eliminarea acestei funcții.
Hubble, sık sık Leavitt’in çalışmalarıyla Nobel Ödülü’ne layık olduğunu dile getirmiştir.Hubble sokszor hangoztatta, hogy Leavitt Nobel-díjat érdemelne a munkájáért.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.A sejtelmélet új perspektívába helyezte az élet alapjait.
1586 yılında hanımı Maria Kamen şehrinde oğlu Johannes´i dünyaya getirmiştir.Felesége, Maria, 1586-ban itt hozta világra Johannes nevű fiúgyermeküket.
Boksörlere yasak olsa da sigara içmeyi bir sembol haline getirmişti.Menet közben katonáinak a dohányzást is megtiltotta.
Elizabeth 3 çocuk dünyaya getirmiştir.Zsuzsanna öt gyermeket hozott világra.
İsrail bu kişileri İsrail'in kayıp kabilelerinden olduğunu dile getirmiştir.Jézus mondott egy példabeszédet az elveszett bárányról.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.Ezért a szerepéért Young Artist-díjra jelölték.
Özeren, çocukluğundan beri Kafkas melodilerini çok sevdiğini dile getirmiştir.Vilma saját bevallása szerint már gyermekkorától kezdve szeretett rajzolni.
Apurna bir oğlan çocuğu dünyaya getirmiştir.A nőstény egy kölyköt hozz világra.
Ayrıca Honda ülkemize ilk kez Hybrid otomobili bu kasayla getirmiştir.A Honda igazából ezzel az autóval közelítette meg először a prémium-kategóriát.
Bazı bankalar takım yıldızını banknot tasarımının bir parçası haline getirmişlerdir.Egyes jegybankok az alakzat köreit beletervezik a bankjegy látványtervébe.
Birleşme, bazı sorunları da beraberinde getirmişti.Persze az alapítónak számos nehézséggel is meg kellett küzdenie.