Olay, uluslararası düzeyde ses getirmiş ve protesto edilmiştir.A dolog nemzetközi felháborodást keltett, és számos tüntetéshez vezetett.
391 yılında I. Theodosius, Hristiyanlığı, Roma’nın resmî dini hâline getirmiştir.I. Theodosius 380-ban a Római Birodalomban államvallássá tette a kereszténységet.
Bir Türk kavmi meydana getirmişti.Valószínűleg a Török család építtette.
Bu evliliğinden Flynn Christopher Bloom adında bir erkek çocuğu dünyaya getirmiştir.Házasságukból egy fiú született: Christopher Monck.
Ancak yine de birçok Alman tankını etkisiz hale getirmiştir.Több német tank tervezéséhez is hozzájárult.
Gebe olan Sieglinde'yi ormanda bularak mağarasına getirmiştir.Köztes történet: Sieglinde az erdőben bolyongva rátalál Mime barlangjára.
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.1713-ban az utrechti béke pontot tett a spanyol örökösödési háború végére.
15 Mayıs 2010 tarihinde Aviana Olea Le Gallo adında bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir.15. toukokuuta 2010 pari sai ensimmäisen lapsensa, tytön nimeltä Aviana Olea Le Gallo.
Haziran ile birlikte ısınan havalar, beraberinde başka sıkıntıları da getirmiştir.Sää parani maaliskuussa, mutta aiheutti samalla uusia ongelmia.
Çünkü dönüşüyle, problemleri de birlikte getirmiştir.Kasvun mukana tulivat omat ongelmansa.
Prunier Magda'ya Ramboldo'dan bir mesaj getirmiştir; Ramboldo onu metres olarak geri istemektedir.Prunier kertoo Rambaldon odottavan Magdaa takaisin.
İnsanlar burayı bir yerleşim alanı haline getirmiş.Alue kaavoitettiin asuinalueeksi.
Tur denilenlere göre 175 milyonluk bir kazanç getirmiştir.Joidenkin tietojen mukaan yhtiö olisi kokonaisuudessaan tuottanut yli 175 miljoonaa dollaria.
17 Eylül 2015'te Josey Hollis Dorsey adında bir erkek evlat dünyaya getirmiştir.Pariskunnan poika Josey Hollis Dorsey syntyi 17. syyskuuta 2015.
Bu filmdeki performansı ona Venedik Film Festivalinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirmiştir.Rooli toi hänelle parhaan näyttelijän palkinnon Venetsian filmijuhlilla.
1992 yapımı Belle époque - muutosten aika adlı yapımdaki başarılı oyunluğu Goya Ödülü getirmiştir.Hän sai parhaan naispääosan Goya-palkinnon vuoden 1992 elokuvasta Belle Époque – muutosten aika.
Zırhlının 15 inchlik (381 mm.) topları ağır hasarlar meydana getirmiştir.Sen 15 tuumaisten pääaseiden täysosumat olisivat merkinneet varmasti vakavia vaurioita.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Miehet antavat Minnielle lahjoja.
15 Ocak 2016'da Florence May King adlı bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir.Accola synnytti tyttären nimeltä Florence May King tammikuussa 2016.
Geleneksel olarak ölüm ile ilişkilendirilen bu ağaçlara yaşam getirmiştir.He löytävät Elämän Puun, joka on melkein kuollut.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Vangit esittivät protestinsa syyksi tyytymättömyyden oloihinsa.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Tämä merkitsi köyhyyden ja työttömyyden kasvua.
T815 ve alt modelleri Dakar Rallisi'nde Karel Loprais'a altı kez zafer getirmiştir.Tatra T815-mallin erikoisversioilla on voitettu mm. Dakar-ralli kuusi kertaa.
Sesimi beğeniyorum ve kimseyi bu sesten mahrum bırakmak istemedim." sözleriyle dile getirmiştir.Me no gusta como el parla. = En pidä tavasta, jolla hän puhuu.
Pek çok röportajında The Beatles'dan etkilendiğini dile getirmiştir.Väliosaan saatiin vaikutteita The Beatles -yhtyeeltä.
Aynı şekilde Dil felsefesi, bunun olanaksızlığına dil düzleminde açıklık getirmiştir.Innostus kielitiedettä kohtaan myös sai hänet keksimään täysin omia kieliä.
Soyluluk düşüncesi, soylar bilgisini (ilm-i ensab) en önemli bilgi durumuna getirmişti.Ironisesti yhtye yritti kirjata juuri sen tekijätiedot parhaan tietonsa mukaan.
Ne ilginçtir ki, Chievo taraftarları bu takma adı bir onur simgesi haline getirmişlerdir.Ansioituneet chickasawsoturit saattoivat kantaa ulkoisena tunnusmerkkinä joutsenen sulista tehtyä viittaa.
Bu şekilde askerlik görevini yerine getirmiş olursunuz.Siten hän oli virallisesti lopettanut sotilasuransa.
Ayrıca, içecekler için metal kaplar yerine daha kullanışlı olan kristal kap kullanımını da getirmiştir.Juoma-astioina hän käytti metallisten pikarien sijaan kristallisia.
Film, birçok tartışmayı da berbaerinde getirmiştir.Elokuva herätti paljon keskustelua.
Yeni bir karakter eklemek yapmak için eğlenceli bir şey." demiş ve böyle açıklama getirmiştir.Lisää kummallisen tyypin seikkailuja. (”What do you care what other people think?”
Bu istilalar İtalyan edebiyatı ve sanatıyla teması da beraberinde getirmişti.Paikalla on ollut merkitystä kirjallisuuden ja taiteiden kannalta.
Türk azınlığının uyumu beraberinde zorlukları da getirmiştir.Turkin puutteesta on omat haittatekijänsä.
Kararı temyize götürme niyetini dile getirmişti.Yhtiö ilmoitti valittavansa päätöksestä.
Clark Kent'in sırrını çözmeyi saplantı haline getirmiştir.Lanaa taas hiertää Clarkin pimittämä salaisuus.
İtalya henüz savaşa girmeden Mussolini'ye kuşkularını dile getirmişti.Mussolini ei hyväksynyt Italian sotaa Turkkia vastaan 1911.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.Η κυτταρική θεωρία παρείχε νέα προοπτική στην θεμελιώδη βάση της ζωής.
1936 yılında evlenmiş ve ileride tanınmış bir ressam olacak olan kızı Alina Biernacka'yı dünyaya getirmiştir.Παντρεύτηκε το 1936, και απέκτησε μία κόρη, την Αλίνα Μπιέρνακα, η οποία είναι γνωστή Πολωνέζα ζωγράφος.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.Για την ερμηνεία της προτάχθηκε για το βραβείο Young Artist Award.
Bundan daha çok ne kadar zengin olabilirsiniz ki... konuşmasını dile getirmiştir."Δεν μπορώ να πιστέψω πόσο πιο ευτυχισμένος είμαι.
Yeşilçam filmleri ekrana getirmiştir.Ωστόσο, δε θα μου άρεσε να έκανα μια ολόκληρη ταινία σε πράσινη οθόνη.
"Sanat dallarını bir araya getirmişti".«Κατέβασαν έργο Τέχνης».
1974 Yugoslavya Anayasası ülkede yeni düzenlemeler getirmiştir.Το 1974 έγιναν σημαντικές μεταρρυθμίσεις στο Σύνταγμα της Γιουγκοσλαβίας.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Οι ανεξάρτητοι παρατηρητές εκφράζουν την ανησυχία τους για τον τρόπο διεξαγωγής των εκλογών.
Apurna bir oğlan çocuğu dünyaya getirmiştir.Λίγο αργότερα ήρθε στον κόσμο ένα αρσενικό παιδί.
Yayınlanan ikinci parça ilkine göre daha çok ses getirmiştir.Μάλιστα στο δεύτερο μέρος της σειράς εμφανίζεται με προκλητικότερο ντύσιμο από ό,τι στο πρώτο.
1586 yılında hanımı Maria Kamen şehrinde oğlu Johannes´i dünyaya getirmiştir.I 1586, i byen Kamen, fødte hans kone Maria en søn ved navn Johannes.
Ayrıca her yıl resmen Paskalya bayramının Roma'da resmen kutlanması geleneğini getirmiştir.Tilsyneladende indførte han endvidere traditionen med at fejre påsken i Rom.
Stalin, Sibirya'dan ve Uzakdoğu'dan bazı birlikleri bölgeye getirmişti.Samtidig hentedes der tropper fra Sibirien og Fjernøsten.
Şarkı zamanında çok ses getirmiştir.Sangen høres ganske tidligt i filmen.
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.Han blev udnævnt til Young Artist Award for sin præstation.
Turizm 2005 yılında ülke ekonomisine yaklaşık 400 milyon € gelir getirmiştir.Turismen i Rumænien tiltrak investeringer for €400 millioner i 2005.
Apurna bir oğlan çocuğu dünyaya getirmiştir.Fundet bragte en tabt verden til live.
Hatta buna birçok röportajında da soru üzerine açıklama getirmiştir.Det har hun udtalt i flere interviews.
Üç kez uzay mekiği görevini yerine getirmiştir.Tre rumvandringer blev udført for at fuldføre opgaverne.
Bu kişiler sadece kimsenin bu kadar büyük bir zahmete girmeyeceğini düşündüklerini dile getirmişlerdir.Dér troede folk bare ikke på, at det ville komme så hurtigt.
Milyonlarca yıl boyunca rüzgarın Gobi Çölü'nden getirmiş olduğu alüvyonlar yumuşak lös balçıklar oluşturmuştu.Den bløde lössmasse var skabt gennem millioner af års storme, som havde ført ler ud fra Gobi ørkenen.
Tibet’e Budizm’i bu yüzyılda Padmasambhava getirmiştir.Buddhismen blev introduceret til Korea i det 4. århundrede.
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.Fransk eneherredømme opnåedes i 1713 ved Freden i Utrect.