Bu tartışma bizi hiçbir yere getirmeyecek.This debate won't get us anywhere.
Para size mutluluk getirmeyecek.Money won't bring you happiness.
Yağcılık sana hiçbir şey getirmeyecek.Flattery won't get you anything.
İstanbul’a dönmesi bir şartla kabul edilmişti: "Çıplak tabloları getirmeyecekti".He welcomed the transition to sound, recalling, "I wasn't at home in silent films."
Kız arkadaşını getirmeyeceklerThey won't let your girlfriend out.
Ve insanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz gerekiyor.MO: Sure.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.MO:
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Shall they not teach you, tell you, and utter words out of their heart?
Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Şu var ki Allah, resullerinden dilediğini seçer.He chooses (for this) from His apostles whom He will.
Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir.And of a surety the change is grievous save unto those whom Allah hath guided.
Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir.And it is not (the purpose of) Allah to let you know the Unseen.
Elçi: Güvenlik Konseyi Kosova'nın statüsüyla ilgili kararı aceleye getirmeyecekEnvoy: Security Council won't rush Kosovo status solution
Rücker, "Erteleme uzlaşma getirmeyecektir."Delay will not bring reconciliation.
Sevdiklerimizi geri getirmeyecek ama yine de adil bir mahkeme oldu ve hak yerini buldu.It will not bring back our loved ones, but it was a fair trial and we feel that justice was done.
Her iki karar da bağlayıcı olmayacak ve ABD'nin dış politikasına hiçbir hukuki yük getirmeyecek.Both resolutions would be non-binding and have no legal bearing on US foreign policy.
"Fransa sizi bir 'oldu bittiye' ile getirmeyecektir" dedi Gürcistan Cumhurbaşkanına bakarak."France will not resign itself to a 'fait accompli'," he said, with Georgian president looking on.
Ağlamak anne babanı geri getirmeyecek.Llorar no va a traer de vuelta a tus padres.
Para size mutluluk getirmeyecek.Деньги не принесут вам счастья.
Ama, x’in varlığı, y’nin varlığını meydana getirmeyecektir.Men, närvaron av x implicerar inte att y kommer att hända.
İstanbul’a dönmesi bir şartla kabul edilmişti: "Çıplak tabloları getirmeyecekti".Στη συνέχεια επισήμανε το τείχος χρησιμοποιώντας διόπτρες, αλλά είπε ότι "δεν ήταν ορατό στο γυμνό μάτι."
İstanbul’a dönmesi bir şartla kabul edilmişti: "Çıplak tabloları getirmeyecekti".横綱が長く休んでいたら、絵にならないでしょう」と答えている。
Çeneni kapalı tutman, seni bir yere getirmeyecek!"Du gehst nirgendwo hin, halt deinen Mund!"
Çeneni kapalı tutman, seni bir yere getirmeyecek!E tu non vai da nessuna parte!
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Cần nói với họ cái gì không nên mang đến.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Dobbiamo dire alla persone cosa non portare.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.E dizer-lhes o que não trazer.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Meg kell mondanunk az embereknek, hogy mit ne hozzanak.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Nous devons dire aux gens ce qu'il ne faut pas amener.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Tenemos que decirles qué no traer.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Trebuie să le spunem oamenilor ce să nu aducă.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.We moeten mensen vertellen wat we niet nodig hebben.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Wir müssen den Leuten sagen, was sie nicht bringen sollen.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Нам надо сказать людям, чего приносить не надо.
MO: Evet, elbette! Ve insanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz gerekiyor.모건 오닐: 그래, 사람들에게 가져오지 말아야 할 것들을 말해줘야겠어.
MO: Evet, elbette! Ve insanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz gerekiyor.מ"א: בטח. ועלינו להגיד לאנשים מה לא להביא.
MO: Evet, elbette! Ve insanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz gerekiyor.مورغان أونيل: نعم، بالطبع، ويجب علينا إخبار الناس بالأشياء التي يجب أن لا يُحضِروها
MO: Evet, elbette! Ve insanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz gerekiyor.「私はフェイスブックページを作るわ チラシを作ってくれる?」
MO: İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.모건 오닐: 사람들한테 뭘 가져오지 말라고 말해야겠어.
MO: İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.Musimy powiedzieć ludziom, czego nie przynosić.
MO: İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.מ"א: אנו צריכות להגיד לאנשים מה לא להביא.
MO: İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.مورغان أونيل: نحن بحاجة لنقول للناس ما لا يجب احضاره.
MO: İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.「ねえ テレビ局の車よ ちょっと話してくるわね」
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Chớ thì chúng sẽ chẳng dạy ông , nói_chuyện với ông , Và do nơi lòng mình mà đem ra những lời_lẽ sao ?
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Chớ thì chúng sẽ chẳng dạy ông, nói chuyện với ông, Và do nơi lòng mình mà đem ra những lời lẽ sao?
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Či ťa azda oni nenaučia a nepovedia ti a nevynesú slov zo svojho srdca?
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Dengarkan perkataan orang arif itu dahulu, mereka memberi pelajaran ini kepadamu
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?de skal lære dig og si dig det og bære frem ord fra sitt hjerte.
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Ei te vor învăţa, îţi vor vorbi, şi vor scoate din inima lor aceste cuvinte:
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Essi forse non ti istruiranno e ti parleranno traendo le parole dal cuore
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?He sinua opettavat ja sanovat sinulle, tuovat ilmi sanat sydämestään:
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Ils t`instruiront, ils te parleront, Ils tireront de leur coeur ces sentences:
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?그들이 네게 가르쳐 이르지 아니하겠느냐 그 마음에서 나는 말을 발하지 아니하겠느냐
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?men de skola undervisa dig och säga dig det, ur sina hjärtan skola de hämta fram svar:
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Mon ej de kan lære dig, sige dig det og give dig Svar af Hjertet:
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Não te ensinarão eles, e não te falarão, e do seu entendimento não proferirão palavras?
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Nem tanítanak-é meg azok téged? Nem mondják-é meg néked, és nem beszélik-é meg szívök szerint néked?!
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?¿No te enseñarán ellos y te hablarán, y de su corazón sacarán palabras
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Oni cię nauczą i powiedząć, i z serca swego wypuszczą słowa.
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?Sie werden dich's lehren und dir sagen und ihre Rede aus ihrem Herzen hervorbringen:
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?te li ne bodo poučili in ti povedali, ne prineso li besed iz srca svojega?