Kız arkadaşını getirmeyecekler
They won't let your girlfriend out.
Para size mutluluk getirmeyecek.
Money won't bring you happiness.
Yağcılık sana hiçbir şey getirmeyecek.
Flattery won't get you anything.
Bu tartışma bizi hiçbir yere getirmeyecek.
This debate won't get us anywhere.
Rücker, "Erteleme uzlaşma getirmeyecektir.
"Delay will not bring reconciliation.
İnsanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz lazım.
MO:
Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir.
And it is not (the purpose of) Allah to let you know the Unseen.
Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir.
And of a surety the change is grievous save unto those whom Allah hath guided.
Ve insanlara ne getirmeyeceklerini söylememiz gerekiyor.
MO: Sure.
Onlar sana anlatıp öğretmeyecek, İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?
Shall they not teach you, tell you, and utter words out of their heart?
Elçi: Güvenlik Konseyi Kosova'nın statüsüyla ilgili kararı aceleye getirmeyecek
Envoy: Security Council won't rush Kosovo status solution
İstanbul’a dönmesi bir şartla kabul edilmişti: "Çıplak tabloları getirmeyecekti".
He welcomed the transition to sound, recalling, "I wasn't at home in silent films."
getirmeyecek ile daha fazla örnek cümle →