Ana içeriğe geç
Sözlük

getirmek ile cümle

getirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
(ince partikül madde) için hukuki açıdan bağlayıcı sınır değerler getirmektedir.som ska uppnås senast 2015.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Ale Ježiš im povedal: Mojím pokrmom je to, aby som činil vôľu toho, ktorý ma poslal, a dokonal jeho dielo.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Dí jim Ježíš: Můjť pokrm jest, abych činil vůli toho, jenž mne poslal, a dokonal dílo jeho.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Disse-lhes Jesus: A minha comida é fazer a vontade daquele que me enviou, e completar a sua obra.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Ðức Chúa Jêsus phán rằng: Ðồ ăn của ta tức là làm theo ý muốn của Ðấng sai ta đến, và làm trọn công việc Ngài.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Gesù disse loro: «Mio cibo è fare la volontà di colui che mi ha mandato e compiere la sua opera
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Isus le -a zis: ,,Mîncarea Mea este să fac voia Celui ce M'a trimes, şi să împlinesc lucrarea Lui.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jeesus sanoi heille: "Minun ruokani on se, että minä teen lähettäjäni tahdon ja täytän hänen tekonsa.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesús les dijo: --Mi comida es que yo haga la voluntad del que me envió y que acabe su obra
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jésus leur dit: Ma nourriture est de faire la volonté de celui qui m`a envoyé, et d`accomplir son oeuvre.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesus sade till dem: »Min mat är att göra dens vilja, som har sänt mig, och att fullborda hans verk.»
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesus sier til dem: Min mat er å gjøre hans vilje som har sendt mig, og å fullføre hans gjerning.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesus siger til dem: "Min Mad er, at jeg gør hans Villie, som udsendte mig, og fuldbyrder hans Gerning.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.예수께서 이르시되 나의 양식은 나를 보내신 이의 뜻을 행하며 그의 일을 온전히 이루는 이것이니라
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Reče jim Jezus: Moja jed je, da izpolnjujem voljo tega, ki me je poslal, in dopolnim delo njegovo.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Rzekł im Jezus: Mójci jest pokarm, abym czynił wolę tego, który mię posłał, a dokonał sprawy jego.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Иисус говорит им: Моя пища есть творить волю Пославшего Меня и совершить дело Его.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Рече їм Ісус: Моя їжа, щоб чинити волю Пославшого мене, й скінчити Його діло.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.ויאמר אליהם ישוע מאכלי הוא לעשות רצון שלחי ולהשלים מעשהו׃
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.قال لهم يسوع طعامي ان اعمل مشيئة الذي ارسلني واتمم عمله.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.耶 穌 說 、 我 的 食 物 就 是 遵 行 差 我 者 的 旨 意 、 作 成 他 的 工
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.耶穌說 、 我 的 食物 就是 遵行 差 我 者 的 旨意 、 作成 他 的 工
İş getirmek istiyoruz.Chceme přinést místa.
İş getirmek istiyoruz.Nous voulons créer des emplois.
İş getirmek istiyoruz.Queremos crear empleos.
İş getirmek istiyoruz.Queremos trazer empregos.
İş getirmek istiyoruz. Sadece söylüyorum.Gubernatorzy chcą więcej etatów.
İş getirmek istiyoruz. Sadece söylüyorum.Ik wil maar zeggen, wij willen banen creëren.
İş getirmek istiyoruz. Sadece söylüyorum.А мы тут как раз хотим создать рабочие места.
İş getirmek istiyoruz. Sadece söylüyorum.אנו רוצים להביא מקומות עבודה. זה מה שאני אומרת.
İş getirmek istiyoruz. Sadece söylüyorum.نريد أن ننشأ فرصا وظيفية. أنا فقط أقول ذلك.
İş getirmek istiyoruz. Sadece söylüyorum.こうして各州 つまり民主主義の実験室での
İş getirmek istiyoruz.Vogliamo creare posti di lavoro.
İş getirmek istiyoruz.Vrem să creăm locuri de muncă.
İş getirmek istiyoruz.Wir schaffen gerne Jobs.
İş getirmek istiyoruz.Ние искаме да създадем работни места.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Cô ấy chỉ có tội là đã hứa với người ông đang bị ốm của mình rằng, sẽ thực hiện điều ước cuối cùng của ông.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.De enige misdaad is ze gepleegd was het verlenen van haar zieke grootvader laatste wens.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Det enda brott hon begått var att bevilja hennes sjuka farfar sista önskan.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Edini zločin je bil se je zavezala dodelitev svojega bolniškega ded je zadnjo željo.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.El único crimen que cometió fue cumplir el último deseo de su abuelo enfermo.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.El único delito que se comete concedía último deseo de su abuelo enfermo.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Jediný hřích, který spáchala, je, že splnila svému nemocnému dědečkovi poslední přání.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Kejahatan yang hanya dia ikrarkan itu untuk mengabulkan permintaan terakhir kakeknya yang sakit.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Kejahatan yang hanya dia ikrarkan itu untuk mengabulkan permintaan terakhir kakeknya yang sakit.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Son seul crime a été d'obéir aux dernières volontés d'un grand-père malade.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Вся её вина состоит в том, что она решила исполнить последнее желание своего дедушки.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Тя изпълни последното желание на дядо си.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.إنّ الجريمة الوحيدة أنها كانت ملتزمة منحة أمنية جدّها المريض الأخيرة
İşte bu da bizi, dilin arayüzleri konusuna getirmektedir.Et qui nous emmène au sujet d'interfaces de langage.
İşte bu da bizi, dilin arayüzleri konusuna getirmektedir.그리고 이것은 우리가 언어의 접점들에 대한 주제를 말하게 합니다.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.Esta é a dificuldade de juntar pessoas, deste lado da sala com as pessoas do outro lado da sala.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.그럼 이 곳에 모인 사람들과의 소통이 매우 어려우리란 것은 당연한 말이겠죠.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.Oto jak ciężko jest dopasować osoby z tej części pokoju do osób z tamtej części.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.So schwer ist es, Menschen zusammenzubringen von dieser Seite des Raumes mit denen auf jener Seite des Raums.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.Zo moeilijk is het om mensen in contact te brengen uit dit deel van de zaal met dat deel van de zaal.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.Вот как трудно свести людей с одной стороны зала с людьми с той стороны зала.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.Това е колко е трудно да се срещанат хора от тази страна на залата, с хората от този край на залата.
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.כעת זה מראה עד כמה זה קשה להתאים בין אנשים מהצד הזה של החדר לצד ההוא של החדר
İşte odanın bu tarafındaki insanlarla diğer tarafındaki insanları bir araya getirmek bu kadar zor.هذه هي درجة صعوبة جمع أشخاص من هذا الجانب من الغرفة مع أشخاص من ذلك الجانب من الغرفة.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
getirmek ile cümle - Sayfa 48 - getirmek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App