Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Cóż, nie było to moim celem, więc...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Daran dachte ich wohl nicht, also ...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Dat was nou ook weer niet de bedoeling, dus ...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Eh bien, je n'avais pas vraiment ça en tête, donc...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Eu nu asta aveam in minte, asa ca...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Isto é fixe.
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...그런 생각은 미처 못 했어요, 그래서...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Nos, az nem volt eszemben, szóval...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Saya tidak merasa seperti itu, jadi ..
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Thật ra tôi cũng không để bụng đâu, cho nên...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...To jsem skutečně nechtěl, takže...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Λοιπόν, δεν είχα αυτό στο μυαλό μου, άρα...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Е, нямах това предвид, така че...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Ну, у той час я про це не замислювався, тож...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Что же, я об этом не думал, так что...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...אז, זה לא מה שאני חשבתי, אז...
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...حسنا، لم أكن آخذ ذلك في الاعتبار - لذلك
-Biliyorsun, yapamam. -Ah, tabi, tencere ve kapak olayı, o kızı neden getirmedin?- Ты знаешь, что я не могу.- Ах, да, связан по рукам и ногам.
Bir tank falan getirmedikleri sürece...A meno che non abbiano un carro armato, saremo...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Desde que não tragam um tanque ou algo assim, estamos...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Jos heillä ei ole panssarivaunua, me...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Mientras no traigan un tanque o algo así, estamos...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Musieliby mieć czołg albo coś w tym rodzaju...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Så længe de ikke har en kampvogn ...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Så länge de inte har en pansarvagn...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Ενόσω δεν έρχονται με κανένα άρμα, είμαστε...
Bir tank falan getirmedikleri sürece...Если они не применят танк или ещё что-то, мы...
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Chúng tôi có thể mang lại cho ông, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Dürfen wir bringen ihn in, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Får vi ta in honom, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Fie ca noi sa-i aduca in, MARM? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Maja smo ga prinesti, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Május hozzuk őt, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Må vi bringe ham i, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Mogen wij brengen hem in, marm? '
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Môžeme ho priviesť, MARMI? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Możemy go wnieść, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Můžeme ho přivést, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Podemos traer en él, MARM? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Possiamo portarlo in, MARM? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Puissions-nous lui apporter, MARM? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Que possamos trazê-lo de dentro, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Semoga kita membawanya, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Toukokuu tuomme hänet, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Μπορούμε να του φέρει σε, marm; "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Може ли да го внесат вътре, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Можем ли мы привести его в дом, marm? "
Biz, Marm O'nu getirmediniz? "Чи можемо ми привести його в будинок, marm? "
Biz, zamanı geçmiş programların, zamanımızın ihtiyaçlarını yerine getirmediğini anlıyoruz.Entendemos que los programas caducos son insuficientes para las necesidades de nuestro tiempo.
Biz, zamanı geçmiş programların, zamanımızın ihtiyaçlarını yerine getirmediğini anlıyoruz.우리는 낡은 제도는 미래가 원하는 것이 아님을 이해하고 있습니다
Biz, zamanı geçmiş programların, zamanımızın ihtiyaçlarını yerine getirmediğini anlıyoruz.新しい発想や技術を活用して 政治を作り直し 税法を改正し
Eğer, elbette, zaten getirmedilerse.저는 가끔 비지니스들이 이미 저희들을
Eğer, elbette, zaten getirmedilerse.- pokud tak samozřejmě již neučinili.
Eğer, elbette, zaten getirmedilerse.Si, bien sûr, tel n'est pas déjà le cas.
Eğer, elbette, zaten getirmedilerse.בהנחה, כמובן, שזה לא קרה כבר.
Eğer, elbette, zaten getirmedilerse.إذا .. لم نكن كذلك اليوم !
Eğer, elbette, zaten getirmedilerse.ときどきそう考えます
Fakat ayrılışı Çin'in siyasi sistemine Guo'nun vaat ettiği gibi herhangi önemli bir değişiklik getirmedi.Pero su partida no ha traído ningún cambio substancial al sistema político de China, como Guo prometió.
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.A sluhovia prišli zpät k najvyšším kňazom a farizeom, ktorí im povedali: Prečo ste ho nedoviedli?
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.Elmenének azért a szolgák a fõpapokhoz és farizeusokhoz; és mondának azok õ nékik: Miért nem hoztátok el õt?